9 Kasım 2016 Çarşamba

Çarpık Modernleşmenin Ehlileştirilmesi, Kinbaku ve Çatalı Terkediş: Dan Oniroku: Nawa-geshô aka. Rope Cosmetology (1978)


  Kapıların açılıp, Batı'nın parlak kırmızı kutulu içeceğinin sofralarda görünmeye başlaması aynı zamanda; "ekonomik mucize" diye tabir edilen yirmi yılın başlamasıydı. 1950'lerden sonraki bu dönem Japon günlük hayatında tüketim malzemelerindeki artış, rock'n'roll, motosiklet, sinema ve boş vakitlerin çoğalmasına delaletti. Bu değişim, beraberinde eski/geleneksel ile yeni/modern olanın çarpışmasını yarattı. Ama bozulan, yıkılan her şey günün sonunda doğal akışa karışacak ya da terbiye edilecekti. Günlük hayatta Amerikan aleyhtarları bunu tamamen gerçekleştiremeseler de, toplum terbiye teşebbüsleri; yükselişteki cinsel istismar sineması ile birlikte bütün fantezi ve sapkınlığıyla beyaz perdeye yansıyacaktı.

Devamını okuyun...>>

14 Nisan 2016 Perşembe

Cinsel Hayatın Özgürlüğüne Kavuşması: Pussy Talk (1975)



   1960’lı yılların ortalarından başlayarak tüm dünyaya yayılan özgürlük hareketiyle birlikte sinemada pornografi de yükselişe geçmiştir. Ataerkil düzene başkaldıran gençler, siyahiler, kadınlar, eşcinseller ya da kısaca ötekiler, seslerini yükselttikçe tüm uluslarda çeşitli sosyo-siyasal hareketlilikler gözlemlenmiştir. 1968 gençlik hareketlerinin dünyanın dört bir yanında farklı etkileri olurken, özellikle Avrupa kıtasında ve Amerika Birleşik Devletleri’nde yeni Fransız düşüncesi ile birlikte parçalı düşünce yapısı yaygınlaşmaya başlamış ve öteki, daha gün yüzüne çıkar hale gelmiştir. Bu dönemki en çok ses getiren eylemliliklerden biri de özgür cinsel yaşam istencidir. Kadınları sadece üreme aracı olarak algılayan ahlak koruyucusu kilise ve kadınları alt varlıklar olarak gören devlet erkânları, kadınların hak savunusu karşısında falluslarını koruma isteğine gitmişlerdir. 

Devamını okuyun...>>

9 Nisan 2016 Cumartesi

Heavy Metal’in Korku Sinemasıyla Buluşması: Deathgasm (2015)

   


   Yaşadığımız çağın insanlara en büyük hediyesi korku filmleri ve Heavy Metal. Gündelik hayat içinde maruz kaldığım diğer müzik türlerini duydukça İyi ki METAL dinliyorum diye haykırdığım çok oldu. Eğer olmadık bir yerde iyi ki metalciyim diye bağıran birini işitiyorsanız bilin ki o benim.

Devamını okuyun...>>

30 Mart 2016 Çarşamba

Oily Maniac (1976)


   Bir süper canavar, süper kahraman ya da anti- kahraman. Oily Maniac belki de Shaw Brothers arşivlerinde yer alan en sıra dışı yapımlardan biri. Büyük gücün, büyük sorumluluk getirdiği, ailesinin kötü adamlarca gözlerinin önünde katledildiği ya da uzayın keşfedilmemiş bir köşesinden kopup gelen batılı kahramanlardan yıllar önce, İngilizlerin tabiriyle uzak doğudan günümüz Holywood sinemasının dinamosu haline gelen süper kahraman filminin nasıl olması gerektiğini 1976 yılında seyirciyle buluşturan Shaw Brothers, hem çekim yöntemleri hem de alt metiniyle adı gibi MANYAKÇA bir film.


Devamını okuyun...>>

12 Şubat 2016 Cuma

Death Laid an Egg (1968)



  İtalyan sinemasında korku türü diğer ülkelere göre özel bir durum içermektedir. Çocuksu hayalleri, kan ve gizemle süsleyen senaristler aynı zamanda dönemin sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel problemlerine değinmektedir. 1960’lardaki karanlık gotik akımından hemen sonra ‘‘SARI‘‘olarak nitelendirilen Giallo, fruedyen alt metinleri ve Avrupa Burjuvazi eleştirisiyle tür sineması içinde spagetti westernler kadar özgün işlerdir.1968 yapımı Death Laid an Egg ise ‘‘Sarı’’lar arasında işlediği konu itibariyle en sıra dışı yapımlardan biri olarak dikkat çekmektedir.



Devamını okuyun...>>

6 Şubat 2016 Cumartesi

Blind Dead Serisi ya da Kendi Gerçekliğinden Soyutlanmış Bir Toplumun Hesaplaşması






  Blind Dead serisi kuşkusuz seri korku filmleri arasında bütünlük açısından en etkili yapımların başında gelmektedir. Orta çağın göreceli karanlığını, modernitenin yozlaşmış aydınlığı önünde gözler önüne seren kör ölüler, Amando de Ossorio imzasıyla 1972-1975 yılları arasında Night of the Living Dead‘ın ardından patlayan İspanyol zombi filmlerinin dünya çapında dikkat çekmesine neden olmuştur. 


Devamını okuyun...>>

5 Şubat 2016 Cuma

DAS CABINET DES DR. CALIGARI (1920) - SAVAŞTAN GERİYE KALANLAR



  ‘Büyük savaş’tan sonraki fiziksel ve psikolojik zedelenmeler, ekonominin çöküşü, manevi değerlerin altüst oluşu ve tutkuların bilenmesi hem güçlü hem de umutsuzluk taşan eserlerle dışa vurulmuştu. Bu dönem Alman sessiz sinemasının bütün gücünü büyüleyici bir şiirselliğe verdiği en parlak dönemiydi. Alman dışavurumcu sineması için bir manifesto anlamına gelen bu film hem tasarımı hem de mesajlarıyla dönemine damgasını vurmuştur.


Devamını okuyun...>>

21 Ocak 2016 Perşembe

Bireysel sınırlar üzerine bir deneme American Psycho






2000 yılında gösterime giren American Psycho; yeni bir yüzyılın başlangıcında, 1900’lü yılların Amerikan seri katillerini yeni bir vücutta birleştirmesi bir yana, toplumsal ve sosyo-ekonomik eleştirisiyle değişen dünyanın habercisi niteliğinde bir korku eseri olarak değerlendirilebilir. Film üzerine yazılmış sosyolojik, psikanalitik ve Marksist okumaları detaylı olarak bulabilirsiniz. Yazı kapsamında sizlere Christian Bale’ın canlandırdığı Patrick Bateman karakteri üzerinden gerçeklik ve insanın sınırları üzerine bir bakış açısı sunacağım.

Devamını okuyun...>>

28 Aralık 2015 Pazartesi

NOSFERATU, BİR KORKU SENFONİSİ ( 1922 ) – VAMPİR ve GÖLGESİ



İnsanlığın gördüğü ilk ‘büyük savaş’ biteli çok olmamıştı. Bu ilk büyük kitlesel savaşın sonrasında savaşın diğer tarafları gibi Almanya da korkunç kayıplar yaşadı. Toplumsal bunalımları açık ve örtülü şekilde uzun süre devam etti. Alman dışavurumculuğunun en çarpıcı ürünlerinden biri olan NOSFERATU da bu bunalıma karşı güçlü bir başkaldırı filmi olarak düşünülebilir.


Devamını okuyun...>>

14 Aralık 2015 Pazartesi

1 Aralık 2015 Salı

Bug (1975)

   



   İnsanlık ile doğa arasındaki savaş sonsuz bir döngü. Yerleşik hayata geçiş süreci ve yüzyıllar sonra gelen sanayi devrimiyle birlikte insanlık, kendi varlığını borçlu olduğu doğayı unutup makineleşme sürecine, ardından da içinde bulunduğumuz sanal gerçekliklere kendini mahkûm etmiştir. Her bir süreç ise kendine özgü sorunlara neden olurken günümüzde hala doğa ile insanlık arasında süren bu sonsuz döngü, kendi türü de dâhil olmak üzere diğer tüm türler üzerinde baskı kuran insanlığı korku ve kaygıya sürüklemektedir.


Devamını okuyun...>>

16 Eylül 2015 Çarşamba

X: The Man with the X-Ray Eyes (1963)

              

   ''Körlerin ülkesinde,tek gözü gören kral olur.''
      (H.G.Wells)



Devamını okuyun...>>

7 Eylül 2015 Pazartesi

El Charro de las Calaveras (1965)




Meksika sineması hiç kuşkusuz gezegendeki en eğlenceli ve gezegene ait olmayan filmlerin bir araya toplandığı yer. Cha cha yapan uzaylılar, vampir ya da benzeri karanlık varlıklar ile güreşen süper kahramanlar, akıllara durgunluk veren kovboylar,sıra dışı bilim adamları ve bunun gibi niceleri. Meksika sinemasının biz yarım akıllıların geriye kalan aklını da alan filmlerinden bir de EL CHARRO DE LAS CALAVERAS (1965)


Devamını okuyun...>>

3 Eylül 2015 Perşembe

Los violadores aka Mad Foxes (1981)




Kanunsuz motorcu filmleri hiç kuşkusuz Exploitation sinemasının başlangıcında yer alan önemli bir alt tür.Bu alt türü çekici kılan en büyük etken ise motosikletin insan algısına verdiği özgürlük, bağımsızlık ve kural tanımazlık duygusuydu. Motosikletler bir nevi modern atlardı.


Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails