demo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
demo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Mart 2011 Cuma

Armoured Angel - Wings Of Death (1989) [demo]



Avustralya'dan speed/thrash adına çıkmış en iyi demo nedir derseniz, karşınıza 1989 yılında kaydedilmiş "Wings Of Death" belirme ihtimali oldukça yüksektir, yok öyle yaka paça şekilde de değil, gayet kendinden emin ve asil biçimde....

Avustralya kültü grup Armoured Angel'ın kötü bir işi yoktur, sadece diğer işlerine nazaran "daha iyi" işleri vardır. "Wings of Death" demosu benim en çok sevdiğim işi olmuştur. Grup ilk 2 demoda speed/thrash icra etmiş daha sonra "Stigmartyr" 7 liği ile death metal alanına geçmiştir. Ve bu türde de oturaklı, kalender ve aynı zamanda karakterli işler üretmiştir. Grubun tarzı değişse de vokalde fazla bir değişiklik olmamıştır vokal değişse de. Vokal speed/thrash dönemide de sert, kaba bi stile sahipti, ki bu benim çok işime gelen birşeydir.

M-A'ya baktığımızda Armoured Angel'ın Alchemist ile beraber Avustralya'nın "Metal for the Brain" adındaki metal etkinliğini kurmakta sorumlu olduğunu görüyoruz. Ne demektir bu ? Bu ada için büyük sorumluluk altına girmiş olduğunu tescil ettirmiştir diyebiliriz. Zaten baştan beri kazıması klas ve nizami olan bir gruptu. Dolayısıyla başlık parası gibi duracak hali yoktur !

Demo'daki elemanlara bakalım;
Bas: Glen "Lucy" Luck
gitar: Matt Green
Davul/vokal: Joel Green

"Wings of Death" demosu 4 parçalık bir kasettir. Burada genelde mid-tempo yol alan besteler duyacaksınız. Kayıt demoya göre temizdir, bası da algılayabilirsiniz. Speed ya da Speed/thrash grupların çoğunluğunun vokali berbat çığlık çığlığa olduğu için bu yeraltlarından fışkırıp elimize geçtiği için bizi sevindirdi. Adadan çıkmış yüzlerce grup yoktu, ve genelde de boş gruplar çıkmazdı. Slaughter Lord, Hobb's Angel of Death, Martire.. hep ekstremliğin peşinde koşturmuş, isimlerini zirveye kazımış gruplardır, hiçbir zaman unutulmayacaklardır.

Parçalara gelirsek;
A yüzü: 1. Armoured Angel 2. Madame Guillotine
B yüzü: 3. Christian Slaughter 4. Crush, Kill, Destroy


Tema satanizm üzerine kurulmuştur, parça isimlerinden de bu karşıtlık, isyankar tavır bellidir. Kutsal olarak kabul edilen şeyleri boz, yak, kavur. Hristiyanlığa karşı ağır nefret, karşıtlarına sagılar sunmaca konsepti grubun raconudur.

Gitarlar 1989'a göre modern değil, kirli ama duyulabiliyor tüm riffler ve sololar, gömülü kalmamış. Sadece biraz daha öne alınabilirmiş. Çok klas akılda kalıcı rifflere ev sahipliği yapmakta olduğu kuşkusuz bir gerçek kaset boyunca. Girdap gibi kavurucu yerleri olduğu gibi, uzun soluklu orta tempo gidilen yerlerin nasıl geçtiğini farkına varamayacaksınız. Komplike karışık beste düzenleri olmasa da bağlayıcı güzel geçişlere sahip gitarları var. 4 parça da birbirinden farklı zamanda bestelenmiş gibi, yani farklı fikirlerden yola çıkıldığını söylüyor size uzatmadan. Bunu iyi olarak değerlendirebilirsiniz, çünkü zaten yapılabileceğin en iyisini yapmaya çalıştıklarını görüyorsunuz, ve sonuç hiç de sıradan değil.

Davul, gitarın dispanseri desek yanlış olmaz. Her an ortamın kızışmasını sağlayan alt yapıyı oluşturuyor. Tremelo çekişleri, hayet saydırmalarıyla bir an bile boşluğa düşmemeniz için elinden geleni yapmış Joel Green kişisi, ki aynı anda o sadistik vokalleri yapıyor. Spa spalar eşliğinde vokal partları okuyuşları çok güç, dahiyane kişilik gerektirdiğinden söylemiyorum. İşinin hakkını oldukça vermiş...

Baslar arkadan az da olsa algılanabiliyor olması demo için kötü olamaz. Gitarın ardını iyi beslemiş, ve bazı yerlerde iyi senkoplar hazırlanmış.

Size Avustralya adasından çıkmış bir kilometre taşından bahsettim. Thrash fanatiklerinin oldukça ilgisini çekecek bir yapıt olduğu kanısındayım. Bu demodan sonra bir daha asla böyle olmadılar, ve grupla tanışmamışlara önerim bu demo ile başlamasıdır. Old skool ruh hastasıysanız zaten biliyorsunuzdur, bilmiyorsanız arşivinize kazandıracağınız önemli bir iş var karşınızda.




Devamını okuyun...>>

22 Ocak 2011 Cumartesi

Exile (Jor) - Dead Thrashers Rising (2010)


Ürdünlü Thrash Metalciler iş başında. 4 şarkılık demolarıyla güzel bir başlangıç yapmışlar diyebilirim.


Devamını okuyun...>>

29 Ekim 2010 Cuma

Phantasm (US,WS) - Lycanthropy (1990)[demo]



Amerika’nın Wisconsin eyaletinden 88 yılının sonunda “Phantasm” adında bir death metal grubu kurulmuştur . Kayıt ettikleri ilk parçaları “Keeper of The Dead” olmuştur, “Lycanthropy” adlı ilk demoda yer alır. Dr. Shrinker grubundan iki elemanı barındırmıştır; davul-vokal ve gitarist tarafından daha sert, ürkütücü ve aynı zamanda orijinal bir şeyler yapma isteğiyle kurmuşlardır grubu.

Genel irtibarı ile grup bana binlerce demo arasından sıradan diyemeyeceğim bir tatta gelmiştir ilk dinlediğimden beri. Parça uzunlukları ortalama death metal parçalarını fazlasıyla aşar; 7 dakikalık, 9 dakikalık işler yapmışlardır. Yapmışlar; diyebiliyorum çünkü bu kadar uzun süre aynı parça üzerinde bir insanın dikkatini kaybetmesi çok kolay ve böyle bir kaygı güdeceğinizi grupla tanıştıktan sonra bir kez daha düşünün derim.

Son kadrodaki hal;

Tony Brandt – Davul, Vokal (Dr. Shrinker, Human Evil, Mad Laughter)
Lee Groth - Bas (Mad Laughter, Mortal Dread (USA))
Scott McKillop - Gitar (Dr. Shrinker, Human Evil)
Doug Schoeneck – Gitar



Genelde grup bu uzun soluklu parçalarda orta tempo gitse de odağın kaybolmaması amacıyla kısa atmosferik iniş çıkışlar koymuş, böylece tekrar hissi en aza indirgenmiş. Misal, ortalama uzunlukta bir death metal parçasına nazaran ne zaman bitecek diye parçanın bitmesine yas tutmuyorsunuz ilginç bir şekilde çoğu zaman. Parçalar uzun olmasına rağmen kopukluk durumu katiyen yok, zaten bu grubun bana sıra dışı gelmesinin sebebi ise korku filmlerine çok rahat soundtrack olabilecek bir yol tutmuş olmaları. Parçalar kesinlikle günümüzün çoğu grubu gibi formulize, tek tip mantıkla gitmiyor; bir bütünlük elbet var lakin parçayı tükettiğim zaman beni hala aç bırakmayı başarıyor.

Korku efsaneleri Impetigo’dan etkilendiklerini söylememe gerek yok sanırım. Hızlandığı yerler olsun groove gidilen pasajlar olsun “ölümsüzü” hatırlatmaya oldukça iyi bir sebep. Kimi parçalarda synth kullanılmıştır. Bu durum tabi synth popçu Varg gibi bir kullanım söz konusu değil. Enstrumanların kesildiği atmosferik pasajların girdiği bölümlerde minimal olarak ya da introlarda; korku temasını vurgulama amaçlı kullanılmıştır. Gayet de mütevazidir kendisi.


Kurt hastalığı demosunda yer alan parçalar;

1.A Burning Sensation
2.Keeper of The Dead
3.The Dead Care Center
4.Palace of Blood
5.Lycanthropy
6.A Rotting Surprise
7.Put To Sleep

Vokal ve davul aynı kişi ve görevini çok da stabil yerine getirmiş. Vokaller old skool vokali, ve mezarlık kokusuna has, zift gibi çıkıyor amcanın ağzından. Acı dolu yakarışlar temayla iç içe çok iyi bir uyum içinde işlenmiş. Davullar sıkça gitarı destekleyerek gidiyor, tomlarla introlarda basit ama etkili girişler oluşturulmuş; çok fazla atraksiyonu yok. Çift kros yerler, spa spalar bilindik biçimde hızlı yerlerde çalınmış, yani genelde en çok kullanılan kalıpların dışına çok çıkıldığı söylenemez, ama bu parçaların değişkenlikleri doğrultusunda hiç can sıkıcı bir duruma dönüşmüyor iyi ki, ya da yorucu bir hale gelmiyor. Günümüzdeki gibi kimin dakkada bilmemkaç kez blast beat atabildiği sidik yarışındakinin aksine soğuk mezar taşlarını parselleyen bölümleri mevcut ve onun kadar çiğ ve leş kokan bir sound’a sahip.

Tema zaten grubun her adını koyduğu işten belli, biz bu işlerin onurlu bayrak taşıyıcılarıyız edalarında hakikaten, ki hak ediyorlar da; geçmişte değeri bilinmemiş olsalar da. “A Rotting Suprise” parçasının introsu ne kadar da leziz bir şey öyle bittikçe başa sarmak istediğim nadide introlardan biri; bir kereye doyamıyor insan.

Sıra gitarlarda, gitar tonu keskin ve cilasız gayet, beton kafa gitarı tam, vaziyet hızarın yetimi.
Bu grupta öyle dakkada bir değişen, tattan yoksun yavan rifler, progresif/teknik işler yoktur; arayan başka kapıya. Leadler genellikle uzun tutulmuş ve genelde tempo farkı boy göstermeleriyle aksatılmış, sonra tekrar aynı yapıya dönüşler ile primitif yapı izlenmiş.

Bas fazla hissedilebilir değil kayıtta genellikle davul ve gitara yoğunlaşıyorsunuz. Klasik şekilde genellikle gitarı takiben arkadan izlemekte, ve senkoplarda baş göstermekte.

Kapak eski basistleri Steve Somers tarafından çizilmiş. Böyle el çizimlerinin sadeliğine bayılıyorum. Kurtlarla ilgili sözler yazan bildiğim yegane grup 1995 senesinde fikir ayrılıklarından maalesef dağılmış. 2000 senesinde Death Trap tarafından CD formatında tekrar yayınlanmış, o seneye kadar bağımsız olarak ayakta kalarak bir.çok devlerle konser vermiş. Bağımsız gruplardan favorilerimdendir biridir.

Grup zamanın en yaratıcı işlerinden birini icra etmemiş olabilir ama kulak verilmesi gereken besteleri var, sırf ürkünç havalar için dinlenmesi şiddetle tavsiye edilir.







Devamını okuyun...>>

8 Ekim 2010 Cuma

Salem (Isr) - Millions Slaughtered (1990) [demo]




Salem’in ilk hali son derece feci, leş ve mezbaa dolu, tiksinçlik ve gaddar dolu geçmiştir. Bunu ilk işlerini kapsayan demo yıllarında (1986-1990) aykırılık, anti-etik, putkıran dolu sözleri/tavırlarıyla kendini belli etmektedir, vasat sözler yer alsa da içlerinden.

“Millions Slaughtered” canlı bir demo kaydı olmuştur Roxan klübünde Tel-Aviv’de. Salemi evrensel başarı kazanmasını sağlayan bir demo olarak geçer. Aynı zamanda bu demoda yer alan parçalar önceki demolarda yer alan parçaların toplaması gibidir, bazıları yer almasa da. Kapaktan ve parça isimlerinden kendini belli eden bir söz konseptine sahiptir.

Bu grubu 80’lerin ortalarında diğer gruplarından ayıran olayı ise aşırıcılık olayında tavan yapmış olması, hem söz, hem duruş, hem de çaldıklarıyla kalabalıktan kolayca ayrılır. Olabildiğince çirkin ve saldırgan tavırlarıyla demodan dinlerken olayı çiğ çiğ damarlarınıza zerk etmeyi son derece iyi bir şekilde başarıyor.

1986’da yayınlanan ilk demo teybi esasen müzik endüstrisi için planlanmıştı ve günümüzde bir elin 5 parmağını geçmeyecek sayıda kopyaları demo kaçıklarının elinde müzayedelik olarak yerini koruyordur eminimki. Grubun kendi adını taşıyan ilk demoları ekstrem metal türünde yeni bir çığır açarak o zamana dek görülmemiş gaddarlığı dünyaya göstermiş oldu.

Demoda yer alan parçalar;

1.Millions Slaughtered (Live)
2.Children Don't Fight (Live)
3.Execution (Live)
4.Necromancy (Live)
5.Fields Of Death (Live)
6.Voices From Hell (Live)
7.Fucking Maniac (Live)
8.Old Wounds (Live)
9.Emotional Demands (Live)
10.Slow Death (Live)
11.Children Don't Fight
12.Fields Of Death

Son 2 parça 89 demosundan stüdyo parçalarıdır. Bu iki parça zamanın gelmiş geçmiş en ekstrem işlerindendir. Saf black metal/noise !! Diğer parçalar ise Messiah/Hellhammer/Slayer etkili death/thrash işleridir. Kayıtta gitarlar gayet net duyulabiliyor. “Show No Mercy” gitar tonu gibi keskin bilenmiş. Basit ama sadistik havayı oluşturmada demirbaş; kimi hızlı kimi yerine göre yavaş yerleriyle eksisiz artısız bir performans sergilenmiş. Gözboyama işleri yok, gönülden ne kopmuşsa o çalınmış.

Baslar gitarlar kadar ön planda değil, az da olsa hissedebiliyorsunuz senkop ve kimi eşliklerde. Davulcu 16 yaşındaymış bu demoyu kayıt etmeden önce, yaşına göre hayli iyi bir performans sergilemiş. Bas ile güzel örtüştüğü yerler var ve bu yerler gitar eşlikleriyle çok güzel bağlanmış kimi parçalarda.

Gelelim işin aslına, yani grubun başka neresi ekstrem derseniz. Kadronun en başından beri vokallik yapan şahısta bulursunuz cevabı. Referans olarak Nattefrost’un ve Tormentor dönemi Atilla’nın vokallerinden daha sert ve kalın biçimde cereyan ediyor. Duyduğunuzda bu kişinin cehennemde yanan tanrı olduğunu düşünebilirsiniz mesela.

Ekstrem işlerin ilk dönemleri ilgi alanınızsa kesinlikle kesinlikle kaçırmamanız gereken klasik 666% underground bir iş. Lakin buna bu derece yakın bir iş bulmak için arşivleri sersenizde zor çıkar.







Devamını okuyun...>>

18 Nisan 2010 Pazar

Slaughter Lord - Thrash 'til Death 86-87




Slaughter Lord - Thrash 'til Death 86-87

Avustralya’nın Sydney memleketinden seyir etmiş 4 kişiden oluşan bir topluluktu Slaughter Lord. Mayıs 1985’de Onslaught adı altında kuruldular ilkin ta ki İngiliz Onslaught debut albümlerini sunana dek. Grup daha sonra Devastator adı altında karar kıldı, fakat elemanlar daha orijinal bir ismin daha iyi uyacağında hemfikir oldular ve bu gerçekleşti. “Slaughter Lord” grup için en iyi isim olmuştu bile. Grup fantastik kıtada kariyerlerine 5 kişi olarak başlamıştı. Bilimum eleman değişikliği yaşandı, bu katliyam makinesini yaratabilmek için. İlk büyük umumi performans 15 Şubat 1986 Avustralya’sında türünün ilki gerçekleşti ! Manyak bir kalabalık vardı, kanayanıyla terleyeniyle kendinden geçeniyle 1 saate yakın acımasız bir vakit geçirildi. Son kadro değişikliği orijinal vokalin yerini bas gitariste devretmesiyle son bulmuş oldu, böylece sayı 4’e düşmüş oldu…

Kadronun son halinde Mortal Sin’de çalmış gitar ve davul bulunuyor;

Mick Burke - Gitar (Mortal Sin (Aus))
Anton Vazquez - Gitar
Tony Noel – Bas, Vokal
Steve Hughes - Davul (Mortal Sin (Aus), Nazxul, Apocalypse Command)



Bu toplamaya 3 demodan parçalar dahil edildiği için ses kalitesi yer yer değişmekte, cillop kayda alışmış kulaklar haz alamayacaktır. Kimi parçada bas gitar fazla gömülü, vokal geriden geliyor kimisinde ise gitarın daha ince duyulmasına neden olmakta. Basın ön plana çıktığı yerlerde genel itibarı ile gitarı desteklediğini duyabiliyoruz. Davul zamanına göre fazla ekstrem kaçıyor; bazı yerlerde fena kızışıyor, blastlar çok iyi döşenmiş, gitar ile beraber güzel koşturmaca peşlerine girmişler, yer yer karanlık havanın ağır bastığı rutubetli gitarlar girdiği sıralar var; hihati net duyabiliyoruz.

Ama her parçada enstrumanlar çok net olmasa da paslı kulaklara normal gelecektir. Kayıt çiğlik kokuyor, ama bu haz almaya kesinlikle engel oluşturcak raddede denemez. Gitarlar olması gerektiği gibi buram buram keskin ve çiğ ama ne çalındığı net anlaşılıyor; bir karambol, bulanıklık söz konusu değil. Yer yer çok sadistik, esrarlı havalara girilmiş, enfes mi enfes olmuş. Sololar kısa ve yerinde karanlık atmosfere itaatkar döşenmiş olması büyük artı. En uzun solo “Taste Of Blood”da yatıyor ve kanımca en iyi solo toplamadaki.



Parçaların hikmediş layığı;

1.Destructor
2.Slaughter Lord
3.Die By Power
4.Taste Of Blood
5.Legion
6.Slaughtered Corpse
7.Onslaught
8.Steel Lords Of War
9.Cryptic Terror

Müzisyenlik seviyesi çok yüksek denemez, Kreator, Sodom ve biraz da Exodus’un en az ilk halleri kadar agresif, çirkef ve enerjitik; bir 2-3 misli kadar hızlı ve gaddar. Vokal de bundan aşağı kalmamış elbette; kimi parçalarda Morbid Saint vokalini ve Petrozza’yı hatırlattı; bu kadar leşliği korumak için birçok vokal değişikliğine gidilmişti, hiç te boş çıkmamış verilen kararlar; uğraştıklarına değmiş bu konuda. Vokal cehennemden ulumaca tadında; tüm çirkefliği ve surat ekşitişiyle beraber haince okunmuş, ama çok yüksek çığrışlar yok, hafif bir eko verilmiş - abartısız atmosferi güçlü kılmak adına.

Zamanının kesinlikle en ekstrem ve bilinmeyen grupları arasında ikamet etmiş ve memleketinde kült statüsünü kazanmış bir grup var karşınızda. Demoyu geçip albüm çıkartamamış ama çoğu gruba taş rahatlıkla çıkartabilir bir performansta oldukları rahatça görülüyor. Çok grup dinlemedim bunun kadar hain, acımasız aynı zamanda leş olan.

Leş çanaktan lağıyla...


Devamını okuyun...>>

26 Ocak 2010 Salı

Disma - The Vault of Membros (2009) [demo]


Klasik mi klasik Dismember tonu, yar diğer taraftan Onward To Golgotha… Bu enfes kimyagerlerlik işinin altında kimler yatar, hangi parmaklar böyle bir işe cesaret edebilir…

Bizlere böyle bi karışımla karşımıza 90 başlarını sunmuşlar. Hele de ne sunmak ! Herkesin böyle bi kıvamı tutturması haddine değil. Sunanlar mı, tüm bu morbid işlerinde en baştan beridir hakimiyetini sürdüren demirbaşlardan biri Craig Pillard amcamız bu iş olursa Funebrarum elemanlarıyla olur demiş gel biz elele verelim görevimizi yerine getirelim demiş.

Hiç böyle bir işin hayali bile akıllardan geçmezken, bir meteor su üstüne düştü ve daha çok şeyi kavurmaya devam edeceğinden şüphem yok.

Tanıdık olarak Funebrarum’dan da önce Taste of Fear’da davul-vokallik yapmış olan ve gene, Assück’de vokallik yapmış kişi Daryl Kahan gitarları tutmuş.

Beni gitar tonları ve tarzlarından sonra en çok etkileyen besteleri oldu. Bu zamanda böyle besteler yazmak herkesin harcı değildir. Geç doğdum diye yaralarına basacak tuz arayanların ağızlarını kulaklarına getirecek bir iş çıkartmış elemanlar. Besteler ağız sulandırıcı ve geçekten canı gönülden çok ruhluca yapıldığı apaçık ortada. Bu zamanda daha iyisi şamda kayısı bile olamaz.

Demoda yer alan parçalara gelince;

1. Lost In the Burial Fog
2. The Vault of Membros
3. Chaos Apparition

Craig Pillard gene azizlik durumlarını enfes bir şekilde sergilemiş ki doymak bilinmez. Mağra vokalciliğini Rahmer amcayla en iyi biçimde işleyen sayılı adam bu işin hakkını gene çok iyi vermiş.

Davullar yer yer çok gaz yer yer atmosfere ayak uyduran ritimlerle bezemişler. Sade ama her atağı tam yerinde kullanıldığı için çok güçlü. Onward To Golgatha yalanmış yutulmuş kısaca.

Disma bizlere günümüzde ne kadar eski topraklara sahip çıkılabildiğini leşlik üstüne leşlikle ispatlıyor, çatır çatır oldskool nasıl icra edilir bunun derdinde.



Kapak gene demonun kendisi gibi harika çizilmiş, çok hastalıklı, maziyi aratmıyor. Abominantlar ortalığı almış götürmüş, bir mücadele veriliyor koskocaman bir kule önünde. Kesin birileri morbid kulelerini koruyor düşmanları da ele geçirme mücadelesi vermekte.

Yıl 2010.. Bunun gibi nice işler görmeye desek neye yarar bilmem, ama yeni kurulan grupların böyle işleri örnek alıp ilerlemelerini temenni ederim.

İlgilenenler;
http://www.myspace.com/dismadeathmetal

Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails