Kanunsuz motorcu filmleri hiç kuşkusuz Exploitation sinemasının başlangıcında yer alan önemli bir alt tür.Bu alt türü çekici kılan en büyük etken ise motosikletin insan algısına verdiği özgürlük, bağımsızlık ve kural tanımazlık duygusuydu. Motosikletler bir nevi modern atlardı.
Tutku sözcüğü duygusal yaşamda düşünce, davranış ve eyleme yansıyan, belirli bir sınır ve ölçü içinde kişiliği geliştiren, olgunlaştıran bir güçtür. Latince de ise hareket, irade ve yargıları aşan güçlü bir coşku anlamına gelir. Peki, bir insan öldürme eylemine yürekten bağlıysa sanırım kan dondurucu bir hale bürünür. Sweet Kill (1972) de bunu konu almaktadır.
70’li yıllar ve dönemin en çok merak uyandıran, skandal niteliğindeki mevzusu “Satanizm”. Ayinleriyle, söylemleriyle, tarikatlarıyla ve insanların kalplerinde dehşete yol açan eylemleriyle toplum üzerinde adeta şiddetli bir şok etkisi yaratmıştır bir dönem.
Amerikan Slasher filmlerinin rengarenk bir dünyası var.Ne kadar korku sinemasının bir kolu olsa da yetişkine çizgi film tadı veriyor.(Benim için böyle).Türün bir çok baş yapıt örneği olduğu gibi sıradanlıktan dökülen işleri de bolca bulunmakta.Tüm gün evde oturup,gün boyunca kafayı çekip korku filmi izlediğim günlere geri döndüğümde Slasher tarzı filmler öğle vakitlerimi süslemekteydi.İşte Madman(1982)'de bana o günlerden yadigar.
Joe Giannone'nın yazıp yönettiği Madman (1982) tam manasıyla bir toplama film.Fog(1980),Amityville Horror(1979),Friday the 13th(1980),The Burning (1981)gibi aklıma gelmeyen bir kaç yapımın daha izlerini taşıyor.Bu filmin ardından yönetmen başkada film çekmemiş tahminimce batmıştır.Her şeye rağmen eğlenceli bir film,bana kalırsa film Avrupa'da video kaset döneminde iyi iş yapmıştır.Filmde yer alan oyuncularsa gene aynı şekilde ya bu filmde oynamışlar ya da sinema dünyasınında sahne arkası görevler de yer almışlar ancak bunların arasında öyle bir isim var ki ona değinmeden geçemeyeceğim. Gaylen Ross. Romero'nun çığır açan yapımı Dawn of the Dead (1978)'de Francine adıyla boy gösteren aktris.
Her şey yetenekli çocuklar için North Sea Evlerinde düzenlenmiş olan kamp ateşi sırasında başladı...
Film bu şekilde başlıyor kamp ateşinin etrafında toplanan gençler birbirlerine korku hikayeleri anlatırken ortamdaki dayı rolündeki adamın Grimm masalı edasıyla anlatığı Deli adam Marz'ın hikayesinden sonra film başlar.Bu hikayenin anlatımı sırasında da,film içindeki cinayetlerden küçük sahneler izleriz.
Bilindiği üzere Slasher yapımlarının bir çerçevesi vardır.İlk sevişenler ölür ardından utana sıkıla sevişenler sonra da alkol ya da uyuşturucu kullananlar diye ilerler.Bu çerçeveyi Vatikan ahlakçılığı olarak adlandıra biliriz.
Ancak Madman'de tabular yıkılmaya çalışılmış.
Filmdeki üç ablamızdan hiç sevişmeyen ilk olarak ölürken, çekinerek sevişen ablamız ikinci sırayı alır. İnanmayacaksınız ama sevişen abla sona kalır ve final kızı olmaya hak kazanır.
Filmin siz Extremeharibo okurları için önemli yanı şudur ki Madman (1982)çeşitli film eleştirmenleri tarafından ne kadar yerin dibine sokulmuşsa da Mortician filmleri arasında yer almaktadır.Grubun Re-Animated Dead Flesh (2004) yılındaki albümünde bu Madman Marz adlı parçalarında bu güzel yapımdan bahsetmektedirler.
Yılın son günlerine girdiğimiz şu zaman diliminde tatilin yaklaşmasıyla birlikte tüm Slasher sevenlere önerdiğim Madman(1982) sizlere keyif dolu dakikalar yaşatacağından eminim.
80'li yıllarda Filipinler de çekilmiş akıl dışı bir çok gerilim,korku,dövüş ve macera filmi insan aklının sınırlarını zorlayacak derecede.Sınırsız mermiler,yenilmez düşmanlar,zombi karateciler,antik zamanlardan gelen insan avcıları...
Bu filmlerin konuları,oyuncuları ya da yönetmenleri değişse bile ortak noktaları her zaman aynı.
Yaşanacak yer FİLİPİNLER !!!
1981 yapımı bir dövüş filmi olan Firecracker aka Nude Fist,Filipinli meşhur Blaxploitation yönetmeni Cirio H. Santiago tarafından yönetilmiş.Yönetmenin en iyi filmi diyebileceğim bir yapım olmasa da yönetmenin filmografisi arasında göze çarpan bir film.
Filmin baş rollerinde ise Jillian Kesner, Darby Hinton ve Rey Malonzo yer almakta.Filmin asıl kahramanı ise seksi oyuncu Jillian Kesner.Dövüş sahnelerinde tatmin edici bir iş çıkaran güzel oyuncu,güzelliğini öne çıkardığı sahnelerle de izleyenlere dört dörtlük bir seyir zevki sunmakta.
Kimliği belirsiz kişiler tarafından kız kardeşi kaçırılan Susanne Carter,Filipinlerin yolunu tutar.Gelir gelmez uyuşturucu karteli tarafından tehdit olarak algılanan Susanne Carter,Filmin başlarında ki İç çamaşırlarıyla sergilediği dövüş performansıyla filmin adına yakışır bir iş çıkartıyor.
Carter'ın beşinci seviye bir kara kuşat olduğundan habersiz olan kötü adamlar yedikleri dayakla baltayı taşa vuruyorlar.
Kız kardeşini bir an önce bulmak için vakit kaybetmeyen Susanne'a girdiği bir barda tekrardan dövüş kabiliyetlerini sergiler ancak bu sefer yanında filmin iyi adamları barmen ve Bruce Lee klonu garson çocukta vardır.
Susanne'nın kardeşini tanıyan barmen,Susanne'a en önemli ip ucunu veririr.
Filipin exploitation sinemasından büyük bir yeri olan Ken Metcalfe filmde çok yer almasa kilit isim görevini görüyor.Yasa dışı dövüş ve uyuşturucu karteli olan Erik'ın bu işinde yer aldığını aldığını öğrenen Susanne onların arasına sızarak kız kardeşini kurtarmaya karar verir.
Bu konuda ona en büyük yardım ise bükülmez bileği ve göz alıcı güzelliğinden gelmektedir.
Filmin genel aksiyon sahneleri dışında filmin en önemli iki sahnesi,Jillian Kesner'ın çıplak dövüştüğü sahne ve Darby Hinton'la olan sevişme sahnesi.
Kadın kahramanların ön planda yer aldığı bir dönemin en eğlenceli yapımlarından biri olan Firecracker aka Nude Fist,exploitation meraklılarını tatmin edeceği kesin.
1974 yılında The Texas Chainsaw Massacre ile tüm Teksas eyaleti sarsılmışken tam onbir sene sonra bir katliam daha yaşanmaya başlar.Bu sefer ise cinayet aleti çivi silahıdır.1985 yapımı slaher filmi olan The Nail Gun Massacre türünün diğer filmlerine oranla daha geri planda kalmış bir yapım.
Bill Leslie ve Terry Lofton tarafından yönetilen filmin senaryosu da Terry Lofton'a ait.Filmin baş rollerinde ise Rocky Patterson, Ron Queen ve Beau Leland yer almakta.Film de yer alan oyuncuların bir çoğunun ilk ve tek deneyimi olmuş.
Yönetmenler adına da aynı şey geçerli bu filmin ardından başka bir film projesine girişmemişler.
Peki film kötü mü?
Hayır.
Bir grup inşaat işçisi genç bir kadına tecavüz ederler ve bir kaç ay sonra askeri kıyafet giyen,motor kaskı takan ve elektronik sesler çıkartan psikopat bir seri katil ortaya çıkar.İlk işlediği bir kaç cinayet genç kadına tecavüz eden gruptan insandır.Ancak bu ilerleyenler zamanlar da önüne çıkan herkesi avlamaya başlar.Av silahı ise çivi tabancası dır.
Film başlar başlamaz daha ilk saniyelerinde tecavüz gerçekleşir ve ardından gelen bir kaç dakika sonra çivici ortaya çıkar ve cinayetler ardı ardına gelir.
Kasabanın şerifi ve doktoru olaya el atsa da hiç bir ip ucu ya da görgü tanığı bulamazlar.Her daim katilden bir adım geride olmalarına rağmen katilin cenaze arabası benzeri olan arabasını teşhis edebilmişlerdir.
Kurbanlarını hemen hemen her yerinden çivileyerek öldüren Çivici aklınıza gelebilecek her yerde insanların karşına çıkıp canlarını almaktadır.
Filmin ilerleyişine bakıldığında hiç bir şey için neden gösterilmemektedir.İnşaat işçilerinin neden kıza tecavüz ettiği ya da Çivicinin kurbanlarını neye göre öldürdüğünü ancak filmin sonlarına doğru anlamaktayız.
Tek eksik yön olan kurgu dışında The Nail Gun Massacre (1985) tarihi ve tarzı adına gaddar bir yapım.Seks sahnelerinin de açıkça sergilendiği film,seks üzerine yoğunlaşarak ilerleyen bir film olsaymış eğer muhteşem bir sexplotation/korku yapımı bizi bekliyor olurmuş.
Öyle ya da böyle Slasher filmlerini seven tüm korku izleyicilerinin beğeneceği The Nail Gun Massacre kaçırılmaması gereken bir film.