Süper Kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Süper Kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Şubat 2014 Perşembe

Robo Vampire (1988)




Kıtalar arasında B-filmlere şöyle bir göz atacak olursanız,uzak doğu yapımlarının akıl almaz olduklarını görebilirsiniz.Hele ki bu bir rip-off yapımsa. Robocop 1987 yılında dünyanın her yerinde hayranlık uyandırmış bir yapım.Buna karşılık rip-off yapımı olan Robo Vampire ise aklın sınırlarını zorlayan bir seyirlik. Robocop'un re-make yapımının vizyonda olduğu bugünlerde Robo Vampire kesinlikle
göz gezdirilmesi gereken bir film.


Devamını okuyun...>>

29 Eylül 2011 Perşembe

Demir Pençe (1969)




Çizgi romanlarla büyümüş bir yönetmenin süper kahraman filmi çekmesinden daha normal başka ne olabilir ki.

Çetin İnanç imzalı,1969 yapımı Demir Pençe Yeşilçamın en fantastik filmlerinden. Demir Karahan, Nebahat Çehre,Yildirim Gencer,Ahmet Danyal Topatan ve Feri Cansel'ın yer aldığı benzersiz bir yapım.Avrupa da ki süper kahraman filmlerinden aşağı kalmayan Demir Pençe,ne kadar yanındaki mine adında ki sevgilisiyle Batman ve Batgirl'u andırsalar da kesinlikle bize özgü karakterler.

Polis teşkilatının özel timi olan Demir pençe yardımcı mine ve yılmaz ile tüm kötü güçlere karşı savaş açmıştır.

Motosikleti,kamçısı,pelerini,maskesi,silahı ve güçlü yumruklarıyla şeytani suç kartelinin lideri Fantoma'ya karşı savaşmaktadır.


Filmin başlangıcı bizi nelerin karşıladığı anlatmaktadır aslında.Garip bir jazz grubu ve onların müziğini renklendiren yarı çıplak dansçının eşliğinde kast akmaya başlar.


Dünyanın tüm ajanları İstanbul da toplanmaktadır.Fantoma'nın en iyi adamı olan demir elli James Bond'un düşmanı Jaws'ı andıran karakter,Fantoma'nın istediği mikro filmleri aramaktadır.Mikro filmler ile profesörü takas etmek isteyen mafya ajanlar ile takas yoluna giderler ancak bu çabaları boşuna çıkar tabi ki Demir Pençe tam zamanında mekanı basacaktır.

Bunun üzerine Fantoma operasyonu bizzat yönetmek için İstanbul'a kartelin başına gelir.

Filmde Fantoma ile alakalı ilginç detaylar vardır.Fantoma'nın İstanbul'a olan nefretinin nedeni belirsiz olmasının yanı sıra,ajanların çoğunun kadın olması görsel olarak hoş gözükse de devamlı Fantoma'nın etrafında olmaları manasızdır.

Bu esna da Yılmazın hayatını kaybetmesiyle yerine abisi Yıldırım gelir.İntikam ateşiyle de tutuşmaya başlayan Demir Pençe,Fantoma'ya bunu ödetecektir.

Filmin akışı tam olarak bir çizgi roman havasındadır.Tabi ki Demi Pençe,Fantoma'yı alt eder ve Türk adaletine teslim eder.

Bir süper kahraman filmi adına ne gerekiyorsa var olan film sadece yeşilçam meraklılarının değil tüm sinema severler in izlemesi gereken bir yapım.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

27 Eylül 2011 Salı

Zagor kara korsan'in hazineleri (1971)


1961 yılından beri çizgi roman severlerin en sevdiği kahramanlardan biri olan Zagor,can dostu ve kader ortağı Çiko ile birlikte yarım asırdır maceradan maceraya koşmaktadırlar.Kahramansız yapamayan beyaz perdenin Zagor gibi bükülmez bir bileği es geçmesi ve Yeşilçam tarafından uyarlanması bir şanstır.


Zagor kara bela'da olduğu gibi Zagor kara korsan'ın hazineleri de aynı tarihte Nisan Hançer tarafından çekilmiş.Baş rollerde ise Levent Çakır,Kazım Kartal ve Ece Cansel yer almaktadır.Kazım Kartal burada da kötülüğü temsil etmektedir.Ece Cansel ise her zaman ki gibi seksiliğini sergilemekten kaçınmamıştır.



Filmin senaryosu ise Zagor'un ülkemizde de Tay yayınlarından yayınlanan Zagor-Ölüm Feneri adlı macerasıyla Jules Verne'nin dünyanın ucundaki fener romanın bir karışımı olduğunu rahatlıkla görmekteyiz.Bu senaryo ise Nuri Seybi tarafından beyaz perdeye uygun hale getirilmiş.

Jeff Nicolas adında ki bir subayın Teğmen olan kardeşi cinayet suçuyla itham edilmektedir.Bunun üzerine Jeff,Zagor'dan yardım ister.Oysa ki katil bir başkasıdır.O gece kasabadaki salondaki kumar masasında 3 kişi daha bulunmaktadır.Ancak bunlardan biri ölü diğeri ise kayıplara karışmıştır.Bu kayıplara karışan ve aynı zamanda cinayetin tek görgü tanığı olan ise; Kazma kürek Bill adlı garip bir hazine avcıdır.Zagor dostu Jeff'e bu şahidi bulacağına dair söz verir ve Çiko'nun sızlanmalarına rağmen yola koyulurlar.



Zagor'un bu bölümü aslında oldukça önemli bir bölümdür.Bu bölümde tanıştığı Kazma kürek Bill ile maceranın ardından ebediyen dost olacakları gibi ileri ki maceralarda da okuyucuların karşısına çıkacaktır.Hatta Kazma kürek Bill'ın maceralarını anlatan özel bir sayı bile Zagor kitaplığında yer almaktadır.


Çizgi romandaki olayları neredeyse bir bir aktarmaları daha güzel olmuş.Hatta şöyle söyleyebilirim ki bir çok replik bile konuşma balonlarından bire bir alınmış.Tahminimce bir ya da iki günde çekilmiş olan Zagor kara korsan'ın Hazineleri tüm yeşilçam meraklıların izlemesi gereken önemli yapım.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

8 Mayıs 2011 Pazar

Conquest(1983)


Fantastik dünyanın beyaz perdeye aktarılması ile bu zaman-mekan kavramı yitik hayaller dünyası sinema izleyicisine roman sayfalarından görsele geçiş yaptırmıştır.Bu furyanın ilk yıllarında Lucio Fulci'de payına düşeni almayı bilmiş.

The Sword and the Sorcerer(1982)'ın bir nevi İtalyan uyarlaması olan Conquest (1983),Fulci gözünden fantastik dünyayı bize izletiyor.Her zaman ki ekibiyle çalışan Lucio Fulci kendi kanlı ve karanlık tarzını Conquest'de hiç çekinmeden sergilemiş.

Baş rolünde Jorge Rivero,Andrea Occhipinti ve Sabrina Siani'nın yer aldığı film ,barbarlar diyarında geçen Herkül var-i bir öyküye sahip.

Kılıç ve Büyü'nün babası olarak kabul edilen Robert E.Howard'ın Conan ve Solomon Kane gibi hikayelerini ucundan da olsa anımsatan Conquest daha çok Heros III adlı  oyundaki barbar ırkının mevzularını anımsattı.

Tanrılar tarafından sınanan genç Ilias'ın tanrıların armağan ettiği büyülü bir yayla barbarlar diyarından geçen kendini ispatlama çabası Mace adındaki savaşçı bir barbarla,Ocron adındaki kötülüğün kraliçesine açtıkları savaş kaderlerini çizerler.

Şehvetli Ocron yaratık askerleriyle çevrede yaşayan insanlara zulüm ederek kendini tanrıça ilan ettirmiştir.Onun için kurban veren ilkel insanları bu illeten tabi ki Ilias ve Mace kurtaracaktır.Gelen tehlikenin farkında olan Ocron,kendisi gibi kafası metal bir maskeyle kaplı olan Fado'dan yardım ister ancak Fado'nun güçü Ilias ve Mace'e engel olamaz.

Bir çok fantastik film ve hikaye'e nazaran daha çok şiddet içermesi ve altında insanlık namına bir mesaj olmaması açıkça beğenimi arttırdı.Fulci bu filminde de zombilere yer vermesi gayet güzel.Bunun dışında Kötü Kraliçe Ocron'un yılanlar ile yaptığı seksi ritualler ise göz alıcı.


Türünün popüler örneklerinin yanında sönük kalsa da Fulci'den dolayı daha farklı bir tatta sahip olması izlenebilirliğini arttırmıış.Ortanda ki kalkmaz bilmek sis ve alaca karanlıkta atmosferik bir fantezi dünyasına geçiş sağlıyor.

Filmin en meşhur sahnesi ise.Ocron'un yaratık askerleri tarafından bacaklarından çekiştirilerek ortadan iki yarılan kadının yer aldığı sahne.Fulci'e yakışır bir iş.

Fulci filmleri arasında gölgede kalan Conquest 80'lerin barbar furyasından payını alan güzel bir film.





Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

25 Şubat 2011 Cuma

Zagor Kara Bela (1971)



Spagetti çizgi romanların arasında en meşhuru olan Baltalı ilah Zagor ile arası en iyi olan sanki içimizden biri yaklaşımında bulunan tek toplum biziz.Bundan sonuna kadar eminim.

Hatta günümüzün en gözde gırgır konularından biri olan apaçi stilinin en eski atası olan Zagorların yatağında(Erdek)yaşayan biri olarak bu durumu daha net söyleyebiliyorum.

1961 yılından beri çizgi roman severlerin en başlıca sevdiği kahramanlardan biridir Zagor.En yakın dostu ve kader ortağı çiko ile birlikte yarım asırdır maceradan maceraya koşarlar.


Durum böyle olmasına rağmen ilginçtir ki İtalyan sineması ya da Amerikan sineması tarafınca beyaz perdeye uyarlanmamıştır.Buna rağmen 1970 ve 1971 yılları arasında Yeşilçam'dan üç adet zagor uyarlaması yayımlanmış.

Ele aldığımız film ise serinin ikincisi olan Zagor Kara Bela.

Klink serisinin hemen ardından gelen Zagor Baltalı ilah başarılı bir yeşilçam yapımıdır.Nisan Hançer tarafından yönetilen filmde ise bence tek baş rol olan Zagor'u ise Levent Çakır canlandırmış.

Çizgi romanda ki orjinal hikaylerden birinden uyarlanan film'ın konusu ise kısaca şöyle:


Kızılderili ve Beyazların başına bela olan Kara Bela adındaki hayalet haydut altın madeninin başına bela olmuştur.Darkwood ormanında gezinirken olaydan haberi olan Zagor,sağ kolu Çiko ile bu gizemin peşine koyulur.

Filmde en çok göze çarpan olay Zagor baltasını hiç kullanmıyor ve Çiko daha ön planda.Bunun dışında diğer rollerde ki oyuncular gerekeni yapmışlar.Çekildiği dönemin gerisinde bir iş olsa da spagetti western furyasına yetişmiş filmerden biri.

Son olarak B-movie ve yeşilçam meraklılarını mutlaka izlemesini tavsiye ederim.


Lord magius/Haribo extreme culture aittir.




Devamını okuyun...>>

23 Ocak 2011 Pazar

Dylan Dog Kimdir ?



2011 senesinde gösterime girecek çizgi roman uyarlamaları içerisinde Fumetti (İtalyan çizgi romanı) severlerin bekledikleri bir film de yeralıyor. “Dylan Dog: Dead of Night” adını taşıyan İtalyan yapımı film 18 Mart 2011′de İtalya’da gösterime girecek. Film şimdiye kadar sadece Rusya’da gösterime girebildi (26 Ekim 2010). Amerika’da ise Mart 2011 içerisinde gösterime girmesi bekleniyor.
“Dylan Dog: Dead of Night” filminin teaser posteri bu hafta içerisinde yayınlandı.


İtalya’da Ekim 1986′da Sergio Bonelli yayınları tarafından yayınlanmaya başlanan Dylan Dog’u yazar Tiziano Sclavi yaratmıştır. Çizimleri ise Angelo Stano’ya aitti. İtalya’da halen en çok satan çizgi romanlar arasında yeralan Dylan Dog çizgi romanları ülkemizde de yayınlanmaya devam etmektedir. (Dylan Dog’un ülkemizdeki yayın tarihçesi ile ilgili Lami Tiryaki‘nin Altın Madalyon forum sayfasına yazdığı açıklamayı okumanızı tavsiye ederim).


Kabuslar dedektifi lakaplı Dylan Dog’un maceralarında bazı “olmazsa olmazlar” vardır: gerçeküstü olaylar yaşanacak (paranormal), Dylan Dog aşık olacak ve yardımcısı Groucho anlamsız espriler yapacak!Dylan Dog’un bu hareketli maceralarında yaşadıklarını özetleyen “Benim Adım Dylan Dog” isimli bir kitap da yayınlanmıştır (bugün bu bilgiyi benimle paylaşan İlke Keskin’e teşekkür ederim). Oğlak Yayınları’nın 2001′de çıkardığı kitabın tanıtım yazısı: “Ödlek bir playboyun hayatı ve kahramanlıkları. Yanlızca İtalyada her ay çıkan sayısı tam 1 milyon adet basılıp satılıyor. Yeni basımları, yeni ciltleri ise cabası…

Kim bu son on yılda dünyanın en çok satan Umberto Ecoya bile Günlerce hiç sıkılmadan Kitabı Mukaddes, Homeros ve Dylan Dog okuyabilirim dedirten çizgi roman kahramanı? Bu sorunun en ayrıntılı yanıtı bu kitapta: O, kabuslar dedektifidir, yakışıklı ve sempatiktir, mükemmel bir aşıktır ama kronik bir depresif ve insansevmezdir. Oidipus kompleksinden, Peter Pan sendromundan, uykusuzluktan ve karabasanlardan şikayetçidir. Siyasal açıdan genellikle solda hatta çoğu kez toptan anarşisttir. Feministir. Hayvanseverdir. Irkçılardan nefret eder. Politikacılara ise yalnızca küfreder. Ona müşteri olacaksanız dikkat edin: Erkekseniz, maceranın sonunda öleceğinize, kadınsanız, yatağına gireceğinize emin olun. Çünkü 51i esmer, 58i sarışın, 4ü kızıl 113 kadınla seviştiğini de bu kitapta göreceksiniz.

Karşımızda, gösterişle iyilik arasında asılı yüzüyle her zaman okurlarının kalbine ulaşmayı başarmış, sıradışı bir çizgi roman kahramanı var : Dog. Dylan Dog.”


Tahmini bütçesi $20 milyon olan “Dylan Dog: Dead of Night” filminde Dylan Dog’u Brandon Routh canlandırıyor. “Superman Returns” filminde Superman’i canlandıran Brandon Routh’un görsel olarak Dylan Dog ile benzerliğini ben pek göremedim.




Dylan Dog karakteri 1994 senesi İtalyan yapımı “Dellamorte Dellamore” filminde de karşımıza çıkmıştı. Tiziano Sclavi’nin bir romanından uyarlanan filmin baş kahramanının adı Dylan Dog değildi ama filmin genel akışı içerisinde Dylan Dog’u karşımızda görüyorduk. Filmin en önemli sürprizi ise Dylan Dog’un esinlenildiği İngiliz aktör Rupert Everett’ın (aşağıda sağda) başrolde yeralmasıydı.

Dylan Dog Movie- Dead Of Night


kahramanlarsinemada.com aittir.
Devamını okuyun...>>

10 Ocak 2011 Pazartesi

Punisher (1989)



Çizgi romandan film uyarlamalarının sinema dünyasını fetih ettiği bugünlerden yıllar önce Süper kahraman filmlerinin izlenirliği yüksek,eğlenceli ve sadece karakterin fanlarına hitap etmediğini rahatlıkla görebiliriz.


1989 yapımı olan ilk Punisher kanımca izlediğim en iyi çizgi roman uyarlamalarından biri.

Vurdu kırdı filmlerinin bir numaralı editörü Mark Goldblatt imzalı olan film günümüzün milyon dollarlar harcanan süper kahraman filmlerine göre oldukça düşük bir bütçeyle yapılmış.Tarantino efendinin kanka tayfasından olan Boaz Yakin tarafından düzenlenen senaryosu çizgi romana oldukça sadık bir çizgi de ilerliyor.

Punisher rolünde ise ülkemiz insanı tarafından Ivan Drago(Rocy IV) olarak bilinen Dolph Lundgren yer alıyor.1987'de canlandırdığı Kainatın efendisi He-Man'le dandirik bir uyarlamanın içindeyken,Punisher'a dört dörtlük bir iş çıkarmış.İsveçli olan Lundgren uzak doğu sanatları hakkında uzun yıllar eğitim aldıktan sonra sinemaya atılmış.İlk rol aldığı filmde KGB ajanı rolünde yer alınca insanların aklına sanırım iyice rus olarak kazınmış.


Kuzeyli bir insanın Punisher rolünü canlandırması oldukça akılıca olmuş.Punisher'ın amerika da doğmuş olan bir rus olduğunu hatırladığımızda çok doğru bir seçim olduğunu görüyoruz.

Punisher'ı okuyanlar mevzunun nasıl olduğunu bilirler.Punisher ile tanışmamış olanlar için ise Punisher'ı hem şöyle özet geçelim hem de filmin konusuna değilenlim.

1974 yılında ilk kez The Amazing Spider-Man'ın 129.sayısında ortaya çıkan Punisher,Örümcek adamı avlamak için kiralanmış bir tetikçiydi.Anti-kahraman olarak ortaya çıkan Punisher halada bu şekilde devam etmektedir.


Gerçek adı Frank Castle'dır.Gençlik yıllarında katolik papazı olmak için eğitim almış ancak suçluları affedemediği için bundan vazgeçmiştir.Bunun üzerine ABD Deniz Piyadelerine katılır.

ABD Deniz Piyadeleri' nde, acemi eğitimini aldıktan sonra, piyade okuluna gitmiştir. Hemen ardından keşif, keşif gücü ve keskin nişancı okullarına da katılmıştır. Daha sonraları Amerikan Ordusu Hava piyadelerinin okuluna ve Amerikan Deniz Kuvvetleri'nde Underwater Demolition Team eğitimi almıştır ve bir Navy SEAL olmaya hak kazanmıştır. Hala eğitimdeyken bir kızılderili olan Phan Bighawk'la tanışmıştır, Castle'ın rehberi olarak görevlendirilen Phan Bighawk, Castle' a vahşi doğada hayatta kalmayı öğrenmiştir.

Eğitiminden sonra, Vietnam Savaşı'nda savaştı. Ayrıca yakaladığı bir Vietnamlı kadın savaşçıya tecavüz etmeye kalkışan bir askerini suda boğarak öldürdü. Birçok çatışmaya girdi ve Vietnamlıların Valley Forge askeri üssüne yaptığı saldırıdan bir tek o canlı kurtuldu. Bütün Amerikan askerleri öldükten sonra tek başına onlarca Vietnamlıyı öldürdü. Çatışma sırasında bütün Amerikan askerleri ve saldıran bütün Vietnamlılar öldü. Vietnam' daki başarılarından dolayı, Medal of Honor, 3 kez Navy Cross, 3 kez Silver Star, Bronze Stars, 4 kezde Purple Heart ve Presidential Medal Of Freedom madalyasıyla ödüllendirildi.


İlk Vietnam turunu tamamladıktan sonra, ikinci kez Vietnam' a gitti. Toplamda Vietnam da 4 yıl görev aldı. Vietnam'da ki Amerikan birliklerinin tamamı geri çekilip savaş bittikten sonrada, Deniz Piyadeleri Keşif Komandoları için üst New York eyaletinde Black Ops görevlerini yürüttü.


Frank Castle Öldü !!!

1976'da, Castle,eşi Maria, ve çocukları Lisa ve Frank jr. Central Park'ta piknik yaparken, bir cinayetine tanık olurlar, muhbirlik yaptığı için ağaca asılan bir adama. Tanık bırakmamak için Castle ve ailesinide vururlar, ancak Castle hayatta kalır ve polis kayıtlarından bütün suçluları tanır.

Böylece Frank Castle ölmüş yerine Punisher gelmiş olur.

Rus Mafyası, Yakuza, Kolombiya ve Meksika'lı uyuşturucu kartelleri, Çin mafyası, İrlanda çeteleri, motorcu çeteler, sokak çeteleri, katiller, tecavüzcüler, psikopatlar, sadistler, hırsızlar, rüşvetçi devlet memurları ve rüşvetçi polislerle savaşmıştır. Ayrıca uyuşturucu, kara para aklama ve insan ticareti gibi işleri yapanlarada birçok saldırıda bulunmuştur. Organize suçla uzun süredir savaştığı için bu tip organizasyonların çoğu hareketlerini ve planlarınıda genelde tahmin edebilmektedir. Bu organizasyonların çoğu hem kendi adamlarını kullanarak hem de kiralık katiller kullanarak Punisher'ı öldürtmeye çalışmıştır.


Yaşayan en tehlikeli suçlulardan birisi olarak gösterilmektedir ve birçok kez yakalanmıştır ve Rykers Adası (Gerçek hayattaki Rikers adası) hapishanesine gönderilmiştir. O hapishaneye gönderildiğindede birçok katil ve çete büyük sayı üstünlükleriyle saldırmışlardır, ancak çoğu dövüşü Punisher hemen hemen hiç yara almadan kazanmayı başarmıştır. Punisher , herhangi bir şekilde hareketsiz kaldığı zaman (hapishaneye gönderildiği zamanlar, gözaltında olduğu zamanlar) daima egzersiz yapar. Bunun dışında serbest olduğu zamanlardada düzenli biçimde egzersiz yapar ve mümkün olduğu kadar sıkı bir diyet uygular.

Punisher sabit olarak bir yerde ikamet etmez, New York şehri içinde birçok Safehouse'a sahiptir. Ayrıca suçla savaş için, İngiltere'ye, İrlanda'ya, Güney Amerika'ya, Afganistan'a, Rusya'ya ve daha birçok ülkeye gitmiştir. Çok tehlikeli bir suçlu olarak görülmektedir, CİA, FBİ ve S.H.İ.E.L.D gibi örgütler onu yakalamak için birçok denemede bulunmuşlardır ancak yine de birçok önemli rütbedeki personel onun yöntemlerini ve suçla savaş için yaptıklarını haklı bulmaktadır ve ona karşı herhangi bir operasyon düzenlemeyi reddetmektedir.

Kısaca Punisher tam bir adlet ve ölüm mekanizmasıdır.




Filme geldiğimizde;

Muhteşem bir başlangıçı var izleyeciyi çok iyi hazırlıyor.Alfred Hitchcock bir cast akışı izliyoruz.Dennis Dreith tarafından bestelenen film müziği Sodom-An Eye For An Eye parçasına intro olabilecek kadar gaddar ve acımasız.Sodom'un bu parçası da Punisher ve adelet anlayışına yazıldığını biliyoruz.

Cevap ver bana tanrı.Senelerdi sana neden diye soruyorum.Neden Masumlar ölüyor ve suçlular yaşıyor?Adalet nerede? Ceza nerede?

Çizgi romanla film arasında şöyle küçük farklar var bunlarda problem değil.Punisher'ın daha kurukafalı tişortü yok.Ailesi piknikte öldürülmüyor onun yerine arabalarına bomba koyuluyor.Frank Castle Polis departmanında ve 2 adet kız çocuğu var.

Bu farklılıkların dışında bildiğimiz Punisher.

Gianni Franco ve italyan mafyalarına savaş açan Punisher,tüm aileleri bir araya toplayıp kendi aralarındaki rekabete son vermek isteyen Gianni'nin planlarını bozmak üzeredir.Olaya beklenmedik bir zamanda dahil olan Yakuzalar işleri bir nebze olsun Punisher'ın işine yaracak hale getirmiştir.

Yakuzaların ilk kadın lideri olan Lady Tanaka,İtalyan mafyasını kendi bünyesine bağlamaya çalışır.Bu esnada Polis Departmanından Frank Castle eski ortağı Berkowitz Punisher'ın peşine düşmüştür.5 yıldır attığı her adamı izlemesine rağmen ona bir adım bile yaklaşamamış olan Berkowitz ki yanına aldığı genç dedektif Sam Laery ile güçlerini birleştirir.İnfazlarına durmaksızın devam eden Punisher intikamın soğukluğunu üstünden bir an olsun atmamaktadır.


Gianni Franco:İntikamında bir sınırı vardır.
The Punisher:Sanırım ben kendi sınırıma ulaşamadım.

İtalyan mafyası uzlaşmaya varmayınca Yakuzalar onların çocuklarını kaçırıp satmaya kalkışır.Sıkışan mafya üyeleri parayı ödeyip çocuklarını geri alacaklarını düşünselerde hem paralarından hem de canlarından olurlar.


Bu arada bir operasyon sırasında Yakuzların eline düşen Punisher mafyanın elinden kurtulup çocukları kurtarır ancak biri hariç,Tommy Franco.Bu seferde çocukları kurtarmasına rağmen polislerin eline düşen Punisher 5 yıl sonra tekrar iş ortağı ile karşılaşır.Ertesi gün yargılanmak için mahkemeye götürülürken Gianni Franco tarafından kaçırılan Punisher zorla Tommy Franco'u kurtamayı kabul eder.

Yakuzların üstünü basıcak olan Punisher'ın yanında bu sefer ezeli düşmanı hayatını karartan adam Gianni Franco vardır.


Tüm yakuzaları ve Gianni Franco'u öldürdükten sonra tekrar sırra kadem basan Punisher Şehirdeki tüm suçluların korkulu rüyası olmaktadır.

Bol kanlı sahnelerin yer aldığı film 89 dakika süre gelmektedir.Punisher'ın bir çok hikayesinin ortak yönleri birleştirilerek oluşturulan film uyarlaması oldukça başarılıdır.Karanlık bir atmosferde ilerleyen film çeşitli film sıradanlıklarını barındırsa da bence Marvel Comics uyarlamaları arasında en iyisi olduğunu söyleye bilirim.

Daha sonraki yıllarda gelen Punisher (2004) ve Punisher:Warzone(2008) ilk versiyonundan daha çok ses getirse de Sodom'a dahi ilham kaynağı olmuş bu versiyonu kesinlikle görülmeye değer.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.




Devamını okuyun...>>

28 Eylül 2010 Salı

Danger:Diabolik (1968)


Son dönemin en popüler film tarzlarından biri olan süper kahraman uyarlamalarına taaa vakti zamanında Mario Bava en yer altı ve şeytani hırsız,tetikçi,soyguncu gibi vasıflara sahip olan Diabolik'ı beyaz perdeye yansıtmıştır.

1968 yapımı olan film dönemin furyası olan olan saykodelik yaklaşımı ve ucuz bütçesi ile kanımca gece ve 3'ü 1 arada sinemalarının gözde filmlerinden biriydi.

Mario Bava'nın yönetmen koltuğunda yer aldığı filmde yönetmen asistanı görevinde Lamberto Bava'ı görüyoruz.

Baş rolde Diabolik rolünde Barbarella'dan da bildiğimiz John Phillip Law görüyoruz.Atletik yapısı ve karizması ile canlandırdığı hayali karaktere tam oturmuş.
Diabolik'ın Afrodit'e taş çıkartacak sevgilisi Eva Kant rolünü de dönemin seks sembollerinden olan Marisa Mell canlandırıyor.



Diabolik'ın rakipleri rolünde de büyük sinema adamı Michel Piccoli ve Thunderball (1965) kötü adam olarak yer alan Adolfo Celi yer alıyor.

Filmin konusuna geldiğimizde;

Yer altı dünyasında çıkma olan Diabolik çeşitli soygunlar yapmaktadır.10 milyon dollar gibi rakamlar onun için gayet kolay elde edilebilecek paralardır.Hükümet Diabolik için bütün özel güçleri ve hatta kanunsuzları dahi kullanır ancak banamasın demez.Hatta çaldığı 10 milyon doların içinde Eva ile seviştiği sahnede oldukça uçuk.


İlerleyen günler de Eva'nın doğum gününe denk gelen mücevherler soygunu da akıllara hayret vericidir.Diabolik kendi içinde o kadar sinsi ve güçlüdür ki devlet kasasında ki bütün altınlara bile göz dikip ülkeyi batırabilecek güçe sahiptir.

Siyah Jaguar marka arabası,özel renkli dumanları,sinsi planları,yer altında ki muhteşem
üsttü,her şeyden daha fazla değer verdiği kadını ve acayip silahları ile Diabolik kanımca en klas süper kahramanlar listesinde baş sırayı çekmektedir.


Döneminde Barbarella ve Satanik gibi en görkemli süper kahraman filmlerindendir.


Haribo puanı:Danger!!! Danger!!! Danger !!! DİABOLİK

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.





Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails