Thrash Metal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Thrash Metal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ekim 2011 Pazartesi

King's Evil-Sacrosanct (2011)


Japon Thrash metalinin düzgün isimlerinden King's Evil ikinci stüdyo albümü olan Sacrosanct'ı geri de bıraktığımız yaz ayında yayımladı.

Deletion of Humanoise albümünden 10 sene gibi uzun bir süre sonra ikinci albümlerini yayımlasalar da isimleri unutmadılar.1989'da kurulan grup'un uzun aralıklarla kayıt yapması da işin daha ilginç yanı.

Alman Thrash'nın hakim olduğu bir yapı da icra ettikleri müziklerini nizami bir şekilde sergilemekteler.İlk kurulduğu günden beri aynı kadro ile ilerleyen King's Evil,kadro ve görev dağlımı şu şekilde:



Takachika Nakajima-Bas/Vokal
Yuichi Ishiguro-Davul
Masamichi Yamada-Gitar



Tam bir Kreator worship olan King's Evil herşeyi ile Petroz'a ve arkadaşlarının etkisinde kalmışlar.Yeni dönemden ise Deathstrom adlı Avusturyalı grup ile oldukça benzerlik göstermekteler.

Worldchaos Production'dan piyasaya sürülen albüm 35 dakika süre gelmekte.

Trace of Insanity
Stab in the Back
Bind Torture Kill
Retaliation for the Wretch
Gaze into the Brain
Infected with the Blood
Leviathan
Impudence of Brutality

Baştan sona bir bütün içinde ilerleyen albüm farklı davul atraksyonları ve sololar ile süslenmiş.Stab in the Back ve Infected with Blood çok sağlam parçalar.Açıkça söylemem gerekirse King's Evil yaptığı işi kılıfına uygun sürdüren ve düzgünce icra eden bir grup.Uzun süreli aralarla da olsa bizlere kayıt sunsalar da tek kullanımlık işlerle dinleyicilerinin karşısına çıkmıyorlar.Kanımca bir diğer albümleri de bir 10 sene sonra bizlerle buluşur.





Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

11 Ağustos 2011 Perşembe

Persecutor-Bestial Overkill (2011)



2005 yılında bir araya gelen üç kazımacı gencin ürünü olan Persecutor,ilk albümleri olan Bestial Overkill ile güzel bir başlangıca imza attı.

Polonyalı grubun tam manasıyla old skoll thrash/speed/death/crust etkilerini birini bir arada bulundurması,83-86 dönemine zaman mekan yolcuğu yapmamıza neden oluyor.Bariz bir Sodom,Venom ve Motörhead etkilenmesinin yanında Vomitor vari riffleri de kulak arkası edilecek cinsten değil.

Üç kişilik grup kurulduğu günden beri aynı kadro işlerini yapmaya devam etmeleri istikrar göstergesi dışında işlerin rayında olduğununda göstergesi.

Wilku - Bas
Rachu - Davul
Noctural Persecuter - Vokal/Gitar



Grup elemanları hakkında net olarak konuşmak gerekirse hepsi üstüne düşen görevi fazlasıyla yerine getirmiş.Nizami çalmışlar.

Time before time records etiketiyle yayımladıkları albümlerin de 9 parça bulunmakta.Post-apokaliptik kapak ve Mad Max'ın en harbici düşmanı Night Raider worship introsuyla süsledikleri albümde yer alan parçalar sırasıyla,

1. Battlerape
2. Possessed by Speed
3. Mental Wars
4. Liars
5. Ironfist Dictatorship
6. Darkened Call
7. Bestial Overkill
8. Venom of Deceit
9. Ancient Conjuration


Destruction'nun ilk dönem ki havasına yakın bir hali olduğunu da eklemek lazım.Tabi vokaller hariç.Karanlık,savaş,ölüm ve günahkarlık hakkında söylemleri olan grup,lirikleri melodilere tam oturtmuşlar.

Battlerape ve Possessed by Speed parçaları oldukça gaddar hele ki giriş introsunu ilk duyduğum an grup hakkında duyduğum tüm şüphe ortadan kalktı.Mental wars,gayet oturaklı bir thrash/death parçası gırtlaktan yaptığı vokaller ve balyoz davullar ile etkili bir parça.Lairs girişiyle dahi klasik bir alman thrash metal parçası.Girişin ardından gelen old skol death riffleriyle rengini belli ediyor.Bütünüyle aynı çizgi de ilerleyen albüm old skoll tarz seven herkes hitap etmesi bir yana kayıt kalitesiyle de tatmin edici.Ironfist Dictatorship,tam bir Possessed parçası.İlk albümleri olmasına rağmen başarılı bir iş çıkaran grubun kanımca tek eksik yönü fazla tek düze olmaları.Thrash tabanlı müzikte fark ettiriyor.

Son olarak kesinlikle geçmişin barından kopup gelmiş edalarıyla Persecutor uzun süre adlarından söz ettirecek gruplardan biri olarak gözükmekte.



Haribo Puanı: OLD SCHOLL

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>

2 Nisan 2011 Cumartesi

Exhorder Gecesi



Exhorder'ın ikinci basisti "The Law" albümünden beri tanıdığımız Franky Sparcello'yu 22 Mart'ta kaybettik. Ona itafen bu özel gece...











Devamını okuyun...>>

27 Mart 2011 Pazar

25 Mart 2011 Cuma

Armoured Angel - Wings Of Death (1989) [demo]



Avustralya'dan speed/thrash adına çıkmış en iyi demo nedir derseniz, karşınıza 1989 yılında kaydedilmiş "Wings Of Death" belirme ihtimali oldukça yüksektir, yok öyle yaka paça şekilde de değil, gayet kendinden emin ve asil biçimde....

Avustralya kültü grup Armoured Angel'ın kötü bir işi yoktur, sadece diğer işlerine nazaran "daha iyi" işleri vardır. "Wings of Death" demosu benim en çok sevdiğim işi olmuştur. Grup ilk 2 demoda speed/thrash icra etmiş daha sonra "Stigmartyr" 7 liği ile death metal alanına geçmiştir. Ve bu türde de oturaklı, kalender ve aynı zamanda karakterli işler üretmiştir. Grubun tarzı değişse de vokalde fazla bir değişiklik olmamıştır vokal değişse de. Vokal speed/thrash dönemide de sert, kaba bi stile sahipti, ki bu benim çok işime gelen birşeydir.

M-A'ya baktığımızda Armoured Angel'ın Alchemist ile beraber Avustralya'nın "Metal for the Brain" adındaki metal etkinliğini kurmakta sorumlu olduğunu görüyoruz. Ne demektir bu ? Bu ada için büyük sorumluluk altına girmiş olduğunu tescil ettirmiştir diyebiliriz. Zaten baştan beri kazıması klas ve nizami olan bir gruptu. Dolayısıyla başlık parası gibi duracak hali yoktur !

Demo'daki elemanlara bakalım;
Bas: Glen "Lucy" Luck
gitar: Matt Green
Davul/vokal: Joel Green

"Wings of Death" demosu 4 parçalık bir kasettir. Burada genelde mid-tempo yol alan besteler duyacaksınız. Kayıt demoya göre temizdir, bası da algılayabilirsiniz. Speed ya da Speed/thrash grupların çoğunluğunun vokali berbat çığlık çığlığa olduğu için bu yeraltlarından fışkırıp elimize geçtiği için bizi sevindirdi. Adadan çıkmış yüzlerce grup yoktu, ve genelde de boş gruplar çıkmazdı. Slaughter Lord, Hobb's Angel of Death, Martire.. hep ekstremliğin peşinde koşturmuş, isimlerini zirveye kazımış gruplardır, hiçbir zaman unutulmayacaklardır.

Parçalara gelirsek;
A yüzü: 1. Armoured Angel 2. Madame Guillotine
B yüzü: 3. Christian Slaughter 4. Crush, Kill, Destroy


Tema satanizm üzerine kurulmuştur, parça isimlerinden de bu karşıtlık, isyankar tavır bellidir. Kutsal olarak kabul edilen şeyleri boz, yak, kavur. Hristiyanlığa karşı ağır nefret, karşıtlarına sagılar sunmaca konsepti grubun raconudur.

Gitarlar 1989'a göre modern değil, kirli ama duyulabiliyor tüm riffler ve sololar, gömülü kalmamış. Sadece biraz daha öne alınabilirmiş. Çok klas akılda kalıcı rifflere ev sahipliği yapmakta olduğu kuşkusuz bir gerçek kaset boyunca. Girdap gibi kavurucu yerleri olduğu gibi, uzun soluklu orta tempo gidilen yerlerin nasıl geçtiğini farkına varamayacaksınız. Komplike karışık beste düzenleri olmasa da bağlayıcı güzel geçişlere sahip gitarları var. 4 parça da birbirinden farklı zamanda bestelenmiş gibi, yani farklı fikirlerden yola çıkıldığını söylüyor size uzatmadan. Bunu iyi olarak değerlendirebilirsiniz, çünkü zaten yapılabileceğin en iyisini yapmaya çalıştıklarını görüyorsunuz, ve sonuç hiç de sıradan değil.

Davul, gitarın dispanseri desek yanlış olmaz. Her an ortamın kızışmasını sağlayan alt yapıyı oluşturuyor. Tremelo çekişleri, hayet saydırmalarıyla bir an bile boşluğa düşmemeniz için elinden geleni yapmış Joel Green kişisi, ki aynı anda o sadistik vokalleri yapıyor. Spa spalar eşliğinde vokal partları okuyuşları çok güç, dahiyane kişilik gerektirdiğinden söylemiyorum. İşinin hakkını oldukça vermiş...

Baslar arkadan az da olsa algılanabiliyor olması demo için kötü olamaz. Gitarın ardını iyi beslemiş, ve bazı yerlerde iyi senkoplar hazırlanmış.

Size Avustralya adasından çıkmış bir kilometre taşından bahsettim. Thrash fanatiklerinin oldukça ilgisini çekecek bir yapıt olduğu kanısındayım. Bu demodan sonra bir daha asla böyle olmadılar, ve grupla tanışmamışlara önerim bu demo ile başlamasıdır. Old skool ruh hastasıysanız zaten biliyorsunuzdur, bilmiyorsanız arşivinize kazandıracağınız önemli bir iş var karşınızda.




Devamını okuyun...>>

12 Mart 2011 Cumartesi

Baphomet (US,Utah) - Children of Doom (2010) [comp]



Karşımızda bu ismi ilk kullanan Utah, Salt Lake Sea menşili Baphomet duruyor. 87”de kaydedilen tek demoluk grup, kendilerini satanizme adamış ve geçtiğimiz sene compilation şeklinde aynı parçaları outro ve bir tane interlude eklenmiş halde saldılar bu vahşeti üzerimize. Bu toplama çıkmadan evvel 4 gözle arıyordum yarı yıl kadar bir süredir, lakin hiç izine rastlamıyordum net alemlerinde. Dersimize iyi çalışırız. Bizim işimiz böyle göz nurları nete sızdığı vakit, hiç zaman kaybetmeden tüketmektir. Doğrusu burada tüketmekten daha fazla yapılacak bir materyaller olduğundan… Bir tur döndürdükten sonra bir de siz bakın… Buradaki işler sizi tıpkı köprü altlarında yaşam mücadelesi veren tinerciler gibi aç hissetmenize neden olur.

Grup proto-death/thrash yapmış olduğunu daha ilk parçadan belli ediyor. Death metal kadara kazımalı bir iş var karşımızda. Ben parçaları playliste attığım an, ilk evvel alışılmamış parça uzunlukları dikkatimi çekti. Ve ister istemez acaba kazımaya az mı yer ayırmışlar diye geçirdim içimden. Tam aksine burada verilen her dakikanın emeği fazlasıyla verilmiş olduğuna şahit oluyorsunuz ! Baştan sona bir kıyım şeklinde ilerleyen katliyam makinası var karşınızda. Nefesinizi bir soluk alıp tutarsanız, inanın bırakacak an gözlemeye kalkışmanız çok yersiz olur. Gitar yapılarında kazımanın önüne geçilmeyecek derecede progresif bir yapı mevcut. “Hoppalaa” demeyin hemen ! Gitarlar genellikle hızlı çalındığından ve bayma noktasında bir abukluk denenmeye kalkışılmadığı için çok da olgun durmuş. Yani öyle teknik yapacam, bir riffte 10 adet nota basacam gibi sidik yarıştırmalara girişilmediği için takdire şayan bir iş çıkmış.

Orj kadro bozulmamış;

Mark Earl - Vokal, Gitar (Death Cry)
Mike Mulholland - Bas (Slaughterchrist)
Paul Gilbert - Davul (Death Cry)

Bu zalimlerin parçaları da;
1. Children of Doom
2. Evil Witchery
3. Death Cry (The Ultimate Downfall)
4. Satanic Feast
5. Necromancy
6. Untitled/Track 6 (Screaming)

Gitar riffleri akılda kalıcı, ve kompozisyonlar sağlam biçimde biçimlendirilmiş. Yalnız sololar biraz gömülü olduğu için dikkatinizden kaçabilir, oysa ki gerçekten iyi sololar atılmış. Solo attım mı attım koy gerisine şeklinde bir tutum yok, özenildiği belli. Ses olarak davulun altında gömülü kalmıyor, ve tüm riffleri takip edebileceğiniz kadar net bir kayıt olmuş. Riffler birbiri ardına riff bombardımanına tutuyor sizi, sürekli olarak uyarılıyorsunuz yani. Organik mi organik, karanlık mı karanlık. Leadler uzun tutulmuş, ve iyi olduklarından çok da iyi etmişler. Bazı riffler gerçekten karanlık havayı çok vurucu bir biçimde yansıtmış. Konseptin hakkını vermiş diyebilirim gönül rahatlığıyla. Artık böyle müzik yapmıyorlar ne yazıkki…

Davulları ilk parçada duyar duymaz, ortalamadan iyi bir davulcu olduğunu anlıyorsunuz. Hele ki “Necromancy” parçası baştan sona gitar olarak da davul olarak da ejekülatif bir parça. Durmak bilmeyen, ucu bucağı belli olmayan ölümüne kazımadan ibaret. İlk dinlediğimde yere yapıştırmıştı, ve hala da etkisini kaybetmiş değil. Hayet saymaları, ve sıkça kullanılan blastbeatler, çift kros kazımaları klasik kazımaların vazgeçilmezi olduğundan, sadelikten vazgeçmemişler.



Bası derinden olsa da rahat algılayabliyorsunuz. Gitar tek olduğundan gitarın ardı hiç boş kalmıyor, devamlı olarak güçlü bir ses sirkülasyonu var grupta. Old skool işlerin olmazsa olmazı bas enstrumanı ön planda olmasa da yerini şeklini almış.

Vokal ise yarı death metal vokal hali, yırtık ama öyle yüksek sesle naralar atan gibi değil. Mille’nin birazcık daha brutal halini düşünün, sanırım yakın olmuş olur.

Sözler alabildiğine satanizmin dibine vurmuş, bu kapaktan da çok belli. “Death cry (The ultimate downfall)” parçası satanik ritüel alemlerini hatırlatırcasına yarı halde fısıldayarak münfirit sözler söyleyen bir şahıs var. Outro da acı dolu yakarış ve gazaba uğramışların feryatları birbirine geçmiş olarak duyuyoruz.

Kapakta ayakta duran tek elinde uzun bir sopa tutan Lucifer, hemen önünde düşmüş 2 meleğe bir şeyleri şart koşarcasına bir kompozisyon görüyorum.
Grubu old skool işler peşinde koşturanlar, keçicilikte çok varım, varımı yokumu alın diyorsanız, bu grup tam sizlik. 666% gerçek underground işi.



Devamını okuyun...>>

9 Şubat 2011 Çarşamba

Sodom - Outbreak of Evil&The Saw is The Law




SODOM - OUTBREAK OF EVIL/THE SAW IS THE LAW/LIVE IN LONDON 2011



Devamını okuyun...>>

4 Şubat 2011 Cuma

R.I.P Dirk "Strahli" Strahlmeier




Sodom'un En fevri ve alayını atar-gider albümlerinden biri olan Masquerade in Blood(1995) albümün de sıra dışı gitarları ile kulaklarımızı parçalayan Dirk Strahlmeier geçtiğimiz ay hayata veda etti.Unwanted Youth adı underground bir punk grubundan Sodom'a dahil olan Strahlmeier,aktif müzik hayatı kısa sürsede asla unutmadığımı isimler arasında yer aldı.










Devamını okuyun...>>

22 Ocak 2011 Cumartesi

Exile (Jor) - Dead Thrashers Rising (2010)


Ürdünlü Thrash Metalciler iş başında. 4 şarkılık demolarıyla güzel bir başlangıç yapmışlar diyebilirim.


Devamını okuyun...>>

Thrash Metal Explosion Night



Tarih: 6 Şubet 2011
Mekan: Durock Bar, Taksim / İstanbul
Saat: 18:00

Gruplar:

Deathination
Destructive
Exile
(http://www.myspace.com/exilethrashers)

Giriş ücretsizdir ..

Devamını okuyun...>>

18 Ocak 2011 Salı

Slayer (USA) - Still Reigning (2004)

Slayer'ın en gaz en hızlı albümü hangisidir desek sanırım herkes Reign In Blood diye bağrışacaktır. Peki tüm albümü baştan sona konserde çalsalar nasıl olurdu diye sorsak? Hayallerimiz gerçek olur diye bağrışırız sanırım.


Devamını okuyun...>>

15 Ocak 2011 Cumartesi

Adrenicide-War Begs No Mercy (2010)




Punk ile metal müziğin özellikle Thrash Metal'ın birleşiminden gebe olan bir türdür Crossover 80'lerin son dönemine doğru ortaya çıkmış olan akımın günümüzde türlü türlü varyasyonları var.

Günümüzde en eski zamanlarda ki gibi yapanları bulmak biraz zor oluyor Adrenicide ise o nadir gruplardan biri.Hele ki bu işi iyi icra eden bir grup arıyorsanız Adrenicide aradığınıza uygun.2002'den bu yana Thrash/Punk/Crossover işerini koşturan ingiliz elemanlar.Ülkelerinin göz bebeği olan punk ile A.B.D'ın Thrash'ını birbirine güzel uydurmuşlar.

Şuan üç kişi olan elemanlar War Begs No Mercy albümün kaydında ise dört kişlermiş.
Kayıda göre elemanlar ve görev dağılımı;

Neil Armstrong-Vokal
Nuno Evaristo-Gitar
Rod Holdstock-Bas
Blake MacReady-Davul


Thrash bir yere gitmedi ki geri dönsün sloganı ile işlerini icra eden Adrencide liriklerinde şiddet,alkol ve öfke gibi konulara yer veriyor.İlk kayıtlarını kendileri yayımlayan elemalar daha sonra anlaştıkları Thrashard record ile yayımladıkları 2 albümden sonra War Begs No Mercy adlı albümlerini ise Slaney Record etiketi ile yayımlamışlar.

2010 çıkışlı olan albüm dinleyeni Crossover'ın en güzel dönemlerine D.R.İ ,S.O.D , Sudical Tendencies' günlerine götürüyor.Albüm kapaklarında yer alan iskelet karakteri de fazlası ile o günlere ait.Kapakları kimin tasarladığına dair bir bilgi bulamasamda sanırım kendi tasırımları gibi gözüküyor.


N.Evaristo tarafından purodükte edilen albümün mix ve kayıt işlemleri de aynı şahısa ait.14 parçanın yer aldığı 41 dakikalık War Begs No Mercy adlı albümün parça sıralaması ise;

1.W.B.N.W.
2.Is The Truth True?
3.Two Minute Warning
4.The Last Experiment
5.Planet Of The Dumb
6.Find A New Addiction
7.Zombie Nation
8.100 Years Of Radiation
9.No Toilets On A Battle Field
10.Cold God
11.Tortured And Broken
12.Answer My Question
13.Mothers Die...Fathers Kill...
14.The Hunter

Saldırgan ve çiğ soundları ile bu tarzın bol cilalı yeni yetmelere göre oldukça vahşi ve saldırgan.Sabit tempolu parçalar sahip olsalarda gayet dinlenebilir bir işe imza atmışlar.Özellikle Cold God,Planet of the Dumb ve Two minute warning mosh pistlerinde çok ter döktürecek parçalardan.Zombie nation,Mothers Die...Fathers Kill,100 years of radiation ise albümde benim en çok beğendiğim parçalar.Bu türü sevenin oldukça hoşuna gidecek bir iş olduğunu düşünüyorum.Akıcı vokalleri ve old skoll Thrash'ı için ne gerekliyse barındıran Adrenicide Thrash ile Punk'ın nizami birleşimlerinden biridir.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.




Devamını okuyun...>>

27 Aralık 2010 Pazartesi

Nekromantheon - Divinity of Death (2010)



Nekromantheon, Norveç'in Darkthrone'nin kurulduğu şehir, Kolbotn'da 2006 yılı içerisinde kurulmuş bir grup. Grup alman etkili treş metal yapıyor, hem alışılagelindik hem de olmayan biçimde hele ki günümüz ürününe göre...

İlla kıyaslamak gerekiyorsa Sacrifice'ın ilk hali gitarlarda hissediliyor sadece, bunu Destruction/Kreator ile harmanlarsak, ve x2-3 hem daha serti hem de daha hızlısını düşünün, "Divinity of Death"i elde etmiş oluruz. Sonucunda günümüzün "Darkness Descends", "Reign In Blood" yoğunluğundaki kıvama gelmiş bir durumla karşılaşırız. Teutenic thrash'in en ihtişamlı, ve en sahici yolla günümüzde yapılabileceğine bir numaralı örneğidir benim için. Şahsen ben günümüzde böylesi sıkı ve hiç taviz vermeyen treş grubu gördüğüm hiç yok gibidir, ödün vermeksizin.

Bu kondüsyonu albüm boyunca sürdürülmüş, zira duyacağınız riffler old skool treş fanatiklerine tanıdık geleceği kaçınılmaz olsa da akıcı bir albüm olmuş. Her geçen gün türeyen retro gruplardan farkı ne demeniz çok normal, çünkü dur durak bilmeyen bir trend halini aldı bu durum, bu yüzden dinlemeniz gerekli diyebiliyorum ancak.

Şu genç tayfayı tanıyalım;
Arild "Arse" Myren Torp - Gitar, Vokal (Obliteration (Nor))
Christian "Kick" Holm - Davul (Audiopain)
Sindre Solem - Bas, Vokal (Obliteration (Nor))



Albüm "High Roller Records" şirketinden çıkmış, High Roller Records old skool sound'u bünyesinde barındıran birçok yeni/eski gruba kapılarını açan şirket olarak bilinir.

Sözler genelde antik yunan mitolojisinden ve Yunanistan/Roma tarihinden yola çıkılarak yazılmış, tabi bu sözlerin müziği bozacak bir etkisi yok, ilaveten sosyal konular ve ölüm takip ediyor.

Gitarların ince ve keskin sound'u, virajsal riffleriyle direkt 80 ortası treşe götürüyor beyinleri, aynı zamanda modernlikden bir o kadar uzak olmaları gitarların ve diğer tüm enstrumanların organikliğini ortaya çıkarmakta büyük rol üstleniyor. Kimi parçalar Güney Amerikan gruplarını hatırlatmıyor değil; "Gringo Death", "Cry Havoc" gibi. Sololar için çok düşünülmüş diyemeyeceğim, yani müziğe artı birşey katmamış, bazı yerlerde sadece atılmış olmak için atılmış demekten alamıyorum kendimi maalesef. Ama tabi bu açık genel bakıldığında büyük bir oranda etkilemiyor, albüm yontuyor mu yontuyor bu da zaten istenilen birşey. Katıksız, teknikden uzak 80'lerin hızarları kontrolden çıkmışcasına insan avına çıkmasından fark göremiyorum ben. Riffler hiç karışık bir yapısı yok, gayet sade bir o kadar da sıkça duyduğunuzda baymayan türde, tipik 80 ler teutenic thrashi, hızlı tremelolar ile adamı açıyor, yarıyor derim. Diğer enstrumanlara geçmeden parçalara gelirsek;

1. Gringo Death
2. The Point of No Return
3. Cry Havoc
4. Divinity of Death
5. Lex Talionis
6. Devolutionary Storms
7. Tortured in Tartaros
8. Further Beyond
9. Acid Visions
10. Psyanide
11. Alcoholy Terror

Albümün genel miksinde olumlu yönü etkileyecek birkaç "keşke" ler yatıyor, bunların ilki vokal ve bas miksleri, miksler yapılırken bu 2 kanala biraz daha özenilebilirmiş. Örneğin bas çok geride kalmış, gitar eritmiş resmen, algılanmıyor. Vokale gelirsek vokal sonradan kayıt edildiği biraz fazla belli müzikle iyi entegre olmamış, bu durum biraz sırıtıyor, oysaki treşte duymak istediğim vokal tipi tam budur diyebildiğim şekilde vahşi ve saldırgan okunmuş. 2 vokal duyuyoruz albüm boyu, bir tanesi daha haykırışdan yana olan, diğer olan daha çok sevdiğim ise bestiyal yapıda ağzı köpürerek, çılgına dönmüş şekilde okuyan amcan.

Davul albümün gaddarlığında büyük rol oynayan esas enstruman olmuş, yani thrash albümüyse bu, davul sayesinde bunu katlamış ve hep yüksek tempoda, tetikleyici, kafaları düşürmeyen modda istikrarlı biçimde döşüyor amcan. Sürekli çift kros koşturmacalarıyla bize engin yollar açmayı başarıyor, ha çok mu yaratıcı partlar yazmış, hiç de değil elbet ! Trampet dövmecelerin coştuğu yerler death metal sertliğine dönüşebiliyor gayet, ama bunu death metale girmeden, sınırdan zırnık kala dönerek thrash metal içerisinde gerçekleştiriyor. Demekki böyle hayvanatlar gibi thrash metal günümüzde yapmak mümkünmüş, bize bunu tekrar hatırlatan iyi bir örnek.Bu albüm tekrar söylüyorum, yeni birşeylerin, alışılmamışlığın 180 derece tersidir ! Burada eski kalemleri onurlandırıyoruz, hatırlıyoruz ne eskimeyen yüzler olduklarını tekrar ve tekrar.

Kapak için Yunanistan, Parga'da antik Yunan'ın mitolojide ölülerle iletişime geçtiği ölülerin tapınağı "Temple Of Dead" adıyla tapınakları olduğu bir gerçek. Buradan yola çıkılarak Albüm ismi çıktığı söyleniyor "Divinity of Death". Kapakda da iletişime geçmeye çalışan 2 figür betimlenmiş.

Albümü ilk parçası "Gringo Death" i duyduğumda tır çarpmışa döndüm, kazımacıların günümüzde thrash metal'i tek sevme nedeni anasının karnından böyle çıkanlar olsa gerek. Tavizsiz barbarik enstruman zulmü diye ben buna derim. Old skool fanatiğiseniz seveceğiniz zaten garanti, ama diğer türleri dinleyen insanların da bu hızda ve kondüsyonu düşürmeden, yüksek tempoyla gittiklerinden en azından bir saygıyı hakettiklerini söylemem gerek. Umarım sonraki işlerinde de çıtayı düşürmezler ve yeni thrash gruplar arasında saygıyla anılan bir isim olabilmeyi başarabilirler. Çünkü böyle grup çok görmüyoruz.





Devamını okuyun...>>

22 Kasım 2010 Pazartesi

Sodom - In War And Pieces (2010)


Alman Thrash Metal Tankı Sodom yeni albümüyle karşımızda. Tom Angelripper bu sefer çok farklı bir işle geldi diyebilirim.


Devamını okuyun...>>

24 Haziran 2010 Perşembe

Witchery - Witchkrieg



İsveç’in ağır satanist ve cadı meraklısı Thrash Metal grubu Witchery 4 sene aradan sonra kadroya yapılan sürpriz bir transfer ile sahalara geri döndü. Marduk ve Devian ile dalağımızı yarmış efsane vokalist Legion, Black ve Death Metalin ardından bu seferde Thrash Metal işlerine el atarak ne kadar arızalı, ne kadar mendebur bir adam olduğunu gözümüze gözümüze sokmaya devam ediyor.

Aynı zamanda sıkı bir dövme sanatçısı olan Legion geçtiğimiz aylarda Devian’dan dövme sanatına ve dükkânına daha çok vakit ayırmak istediği için ayrıldığını açıklamıştı. Legion fanları olarak; “Acaba bir daha Legion’dan ne zaman ses gelecek?” diyerek beklerken Witchery ile ani bir şekilde karşımıza çıktı. Grubun diğer elemanlarına gelecek olursak; hepsi İsveç metal camiasının taşaklı elemanları. Her tarzdan birçok grupta görev yapmış ve enstrümanlarına güvenen tecrübeli adamlar. Bu adamların gruptaki mevkileri ise şu şekilde;

Erik "Legion" Hagstedt - Vokal
Patrik Jensen - Gitar
Richard Corpse (Rille Rimfält) - Gitar
Sharlee D'Angelo - Bass
Martin Axenrot – Davul


Grubun 5. albümü olan Witchkrieg 21 haziranda Century Media etiketi ile piyasaya sürüldü. Albümün mix ve mastering işleri Antfarm stüdyolarında Dark Tranquillity, The Haunted ve Heaven Shall Burn gibi gruplarla çalışmış Tue Madsen tarafından halledildi. Albümün kapak tasarımı ise Andreas "Diaz" Pettersson’a ait. Ayrıca albümdeki bazı şarkıların sololarında birbirinden bomba konuklara yer verilmiş. O konuk sanatçılar ve yeraldıkları şarkılar ise şu şekilde;

Kerry King (Slayer) – Witchkrieg
Hank Shermann (Mercyful Fate) – The God Who Fell From Earth
Gary Holt/Lee Altus (Exodus) – The Reaver
Andy LaRocque (King Diamond) – From Dead To Worse
Jim Durkin (Dark Angel) – One Foot In The Grave


Albüm baştan sona kuvvetli rifflerle bezenmiş çok yaman bir Thrash Metal malzemesi. Legion’un vokalleri kulağıma Devian’dakinden çok çok daha iyi geldi. Sıkı Slayer takipçisi olan Legion anlaşılan Thrash Metal okumaya epey bir bilenmiş. Metal müziğin her türünde en çok önem verdiğim ayrıntı olan gitarlar ise gayet şık ve ezici. Davullar sound olarak mükemmele yakın olmuş. Martin Axenrot abartıya kaçmadan çok ayarlı ve yerinde döşemiş davulları.

Albümün genel işleyişi kafa koparan riffler ve ustaca döşenmiş sololar üzerine. Legion’un vokalleri ise dinleyiciyi öldürmemiş, resmen süründürmüş. Albümde bir tane bile vasat şarkı yok o bakımdan öne çıkan şarkı ismi vermiyorum. Hem Thrash Metal, hem de Legion takipçileri kesinle bu albümü es geçmemeliler aksi takdirde çok şey kaybederler. Sıcak yaz günlerinde soğuk bira eşliğinde boyun sakatlamak için ideal bir albüm.

1. Witchkrieg
2. Wearer Of Wolf's Skin
3. The God Who Felt From Earth
4. Conqueror's Return
5. The Reaver
6. From Dead To Worse
7. Devil Rides Out
8. One Foot In The Grave
9. Hellhound
10. Witch Hunter
11. Hung, Drawn And Quartered


Grubun myspace adresi;
http://www.myspace.com/witcherytheband




Devamını okuyun...>>

19 Haziran 2010 Cumartesi

Municipal Waste - Massive Aggressive (2009)


Thrash/Crossover işlerine gönülden bağlı, ona buna bakmayız çatır çatır kazırız, döner döner bi daha kazırız, bu siyasi işlerde hep kötü zaten, politikacılar hep sakat adamlar bunlarada lafları koyarız zerre kadarda taviz vermeyiz diyen tipler bir araya gelirse, ortaya çıkacak iş tabiki gaddar ve gaz bir iş olur.


Devamını okuyun...>>

7 Haziran 2010 Pazartesi

N.M.E - Unholy Death 1985" LP



N.M.E - Unholy Death 1985 LP

Kronos paşanın yolunda ikametgahını göğsünü gere gere sürdürmüş amerigan apaçileri var karşınızda. Grup 1984 de kurulmuş 85 de ilk demoları “Machine of War” yayınlanmış ve aynı yıl “Unholy Death” albümünü kaydedip ertesi sene yayınlamışlardır; neyin peşinde olduklarına herkese göstermişlerdir, yerim yurdum Venom ve ahalisidir diye beyan etmiş.

O yıllardaki Venom’u, Sodom’u, Razor’u, Piledriver’ı, ve Violent Force’yi oldukça hatırlatan bir grup, ah şu güzide mazi.. Ne kadar yas tutsan da tekrarlanamayacak yıllar, emekler ve en önemlisi de belki en içten ve yürekten yapılan dönem…
Ne kadar hamur açarsan aç, üstüne kaç tane yumurta kırarsan kır o dönemi geri ge-ti-re-mez-sin.

Zamanın en çirkef ve ekstrem dönemlerinde asi takılan bu elemanlar üstatlarına çok nizami biçimde sonsuz saygılarını işlerinde bariz sunmuşlar.

Taş kafalar şöyle yer alıyor;
Steve Meier - Davul
Kurt Struebing - Gitar, Vokal (9 Mart 2005 vefat)
Skot Tinsley - Bas
Brian Llapitan – Vokal (orj)



Sözler parça isimlerinden de tahmin edilebileceği üzere savaş ve ölümü konu alıyor, yanı sıra politik durum da varmış. Grup adının açılımına dair bir bilgi yok lakin hızlı okunduğu zaman “düşman” oluyor.

Bu adamların özgeçmişi pek iç açıcı değil. Albümün yayınlandığı sene nisan ayında gitar/vokal Kurt üvey annesini uyuşturucunun etkisiyle keski ve makasla öldürmekle suçlanıyor. Kendisinin robot olduğunu iddia eden Kurt, acaba annesinin de robot olup olmadığını görmek için annesinin içini açmak istemiş. 2. dereceden cinayet suçundan 12 sene hapse çarptırılmış. 1994’ün başlarında serbest bırakılmış ve o sıra da N.M.E. rotasını crossovera çevirmiş.

Olaylar bunla bitmiyor, grup 2004 yazında orijinal vokalist Brian Llapitan tarafından tekrar bir araya geliyor. Ve 9 Mart 2005’de orijinal kurucu üye Kurt Seattle’da köprüyü geçerken öldürülüyor. Arabasıyla beraber diğer 3 araba gemi trafiğine açılan köprüde durduruluyor. Tanıklar arabasının aniden yoldan çıktığını, durdurulmuş trafikten gaza basıp barikattan 60 fit ölümüne düştüğü yönünde. Bir etki altında ya da intihara kalkıştığına emin değiller.

“Moribund Records” tarafından 777 sayıyla sınırlandırılan yeni basım (1995), “Machine of War” demosunun yanı sıra Venom cover’ı “In Nomine Satanas”ı da kapsıyor. Kendisine yakışır kimlikle klas bir cover olmuş.
Kanımca o seneye kadar grup etiketsiz idi, gene 1995 yılında “Machine of War” demosunun tekrar kayıt edilen parçalarıyla yeni versiyonlu parçalar ve birkaç cover parça albüm formatında piyasada yerini aldı.

Parçalara gelirsek;

1.Of Hell/Thunder Breaks Peace
2.Louder than Hell
3.Black Knight
4.Evil Dead
5.Speed Kilz
6.Stormwarning/Blood & Souls
7.Decadent Mayhem/Unspeakable
8.Brick Wall
9.Warrior
10.Lethal Dose
11.Acid Reign



Vokale gelirsek, vokalin acı dolu sesi kısılmış yırtınmaları zaman zaman Kronos’u oldukça andırıyor ve müziğe çok iyi uyuyor. Cehennemsel ızdıraplı vokal tek düze gitmiyor, senkop sonları ayrı ritimlerde ayrı; dinleyici asla dikkatini kaybetmiyor.

Gitardan önce basları ele almak istiyorum çünkü burada basın rolü daha belirleyici bir unsur olmuş. Gur gur basların dominantlığını hissetmemek elde olan bir şey değil, öyle bir lüks yok. Senkoplarda ve riffleri takiben ön plana çıkan baslar görevini nizami şekilde yerine getiriyor. Yapısı basit ve tekrara çok müsait; Razor’un ilk dönemini oldukça hatırlatıyor.




Gitarlar cıgı cıgı punk/hardcore ve speed etkilenimli; ama kesinlikle metalik, leadler kısa ama etkili. Az bir rock etkisi de hissedilmiyor değil. Körlük ve matlığa kesinlikle taviz vermeden uzun soluklu, dinlenilebilitesi aynı üstatları kadar yüksek düşünülmüş. Müzisyenlik seviyesi bu durumda yüksek denemez, çoğu zaten aşina olduğunuz işler. Sound olabildiğine çiğ ama her şeyiyle net duyulabiliyor güçlü bas tarafından bastırılıp arka plana atılmamış.

Davul da olabildiğine sade, ve gitar/bas harici atraksiyona girmiyor; sadece ritm öncesi senkoplarla karanlık havayı oluşturarak bizleri şenlendiriyor, yer yer basın öne çıktığı zamanlarda gitarla eş zamanda susup parçanın vuruculuğunu sağlamakla mükellef. Tremelolar hariç davul hep orta tempo gidiyor, arada tom/trampet ve zil oyunlarıyla kendini öne çıkardığı yerler de mevcut. Ama bunlar hep basın destekleyicisi modunda; kendisini feda etmiyor.

Albüm kapağı ölümü içeren tehditkar cümlelerle tipografik düzenleme yapılmış. Tabiî ki kafasında ters haç şeklinde yarığı olan kuru kafa logosunun hemen eşiğinde hain, sinsi gözler ve mezartaşınız hazır olan bir kapak… Size kutsal olmayan ölümü minimal ama etkili biçimde hissettirmeye yetiyor. Bu arada gördüğün en iyi grup logolarından birine sahip grup.

Blacklik Venom kadar denebilir, ama kesinlikle gelecek black metal sahnesine etkisi olduğu gerçek. Sahnelerde benzerleri kadar boy gösterememiş olsalar da kült bir albüme imza attıkları gerçeğini değiştirmez.
Eğer speed ve thrash metalin en haşin ve en kızışan senelerine açsanız ya da kafadan Venom ve gruplarına her an kendinizi aç hissediyorsanız, bu grup sizi uzun süre için tok tutacaktır; onaylanmıştır.






Devamını okuyun...>>

1 Haziran 2010 Salı

Dishammer-Vintage Addiction (2008)




Son yıllarda ekstreme metal adına en gaddar grupların çıktığı İspanya'dan geçtiğimiz günlerde elime geçen Dishammer,kanımca son zamanlarda dinlediğim en iyi icra edilmiş old skoll ekstreme metal.

2006 yılından bu yana kirli ve çiğ işleri kovalayan grup 2 sene önce Machetazo'dan tanıdığımız Dopi'nin gruba vokal olarak katılması ile yürümüş gitmiş.Thrash/Punk/Crust olarak aldandırabileceğimiz müzikleri hat safhada Motörhead,Venom,Hellhammer ve İskandinav Crust'ı etkilenmesi söz konusu.

Grubun kadrosuna baktığımız zaman tüm elemanların diğer gruplarından biliyoruz.

Dopi-Vokal
Iñaki-Bas
Raúl- Gitar
Victor-Davul



Albümün kapak tarasımı Dopi'e ait.Koca memeli cadı oldukca klas diğer kayıtlarında da benzer tasarımlar yer almakta.Hells Headbangers record etiketi ile yayımlanan albümde 12 parça yer almakta.

1.Smoke of Death
2.Wish of Suffering
3.The End Here and Now
4.Exterminate the Parasite
5.Werewolves on Wheels
6.Pain in the Ass
7.Into the Bong
8.Asmodeus (By My Side)
9.Blessed With Catalepsy
10.Age of Disgrace
11.Bomb in the Womb
12.Vintage Addiction



Satanik,isyankar,ölüm,yok etme ve tabi ki korku filmleri üzerine liriklere sahip olan ortalama 2 dakikalık oldukça gaddar ve bir o kadar da eğlenceli parçalar yer almakta.

Ağır kafalar da kaydedilen albüm kanımca çok kısa süre de halledilmiş.Miks ve Master yapmamışlar.Öle çiğ ve leziz bir ham kayıt sunmuşlar ki günlerce hiç bıkmadan dinleyebilirsiniz.Basların hakimiyeti ve gitarın fevri old skoll soloları lezzetini artırmış.



Tek tek parçalara değinmeye gerek duymuyorum ancak Dopi'nin el altığı her işte olduğu gibi sapkınlığını ön plana çıkarmış.Siz çalın ben her türlü okurum demiş geçmiş.İnto The Bong,Werewolves on Wheels,Exterminate the Parasite,Vintage Addiction
ve Age of Disgrace benim en çok tutulduğum parçalar.Onun dışında zaman zaman Venom,Motörhead ve Seige/Discharge kokan muhteşem bir işe imza atmışlar.

Haribo Puanı:The love for the dead

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.





Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails