White Zombie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
White Zombie etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Haziran 2011 Cuma

Zombilere Bakış-1

Korku sinemasının dışlanmış çocukları zombiler.Sahne hasılatlarına bakıldığı zaman zombi sevenlerin sayısı bir avuç insandan ibaret değil.Bunun mutlaka çeşitli nedenleri olması bir yana zombiler ile insanlar arasında ki bağ zombilerin önceki hayatlarında yaşayan varlıklar olmasından daha öte.



Temeli voodoo ve kara büyüye dayanan zombiler günümüz dünyasında çok farklı bir yere gelmişlerdir.

Bu farklı konuma gelmelerine de en büyük pay George Romero'a aittir.Romero'dan önce zombiler köledir ve işin aslıda budur.Afrika da ki zombicilikten yıllar sonra köle tacirleri tarafından özellikle kolonicilere satılan Afrikalıların mısır,pamuk,şeker kamışı gibi tarımsal alanlarda çalıştırılmaları ve taşıdıkları köle damgasını adlandırır.Aynı zamanda sanayi devriminin ilk yıllarında İngiltere de ki sanayi işçileri de aynı sıfatla çağrılmışlardır.


Korku sinemasınında ki ilk zombiler de bu şekilde boy göstermektedir.White Zombie (1932) ve I walked with a Zombie (1943) adlı yapımlarda bu kölelik ve zombi ilişkisi sergilenmektedir.Daha sonra 2.dünya savaşının ardından zombiler sadece siyah köle takımını değil bir çok farklı toplumdan dışlanmış ya da topluma kötü olarak ilan edilenlere de zombi sıfatı yakıştırılmaya başlanmıştır.


2.Dünya savaşında bunun bir örneği de Nazi ordusunda yer alan askerler için söylenmiştir.Amerikan ordusu askerlerine Nazilerin yaşan ölü olduklarını hakkında hikayeler uydurarak,askerler üzerine korku salmışlardır.Belkide bu kokuyla yüzleşme isteği düşmanı daha ciddiye alma durumuna yol açmış ve zafere ulaşmalarında bir nevi dürtü olmuştur.




Değişen dünya da zombiler alt kültüre kaymakla birlikte Hollywood'un parıltılı sahnesinden de kovulmuştur.B sınıfı filmlerin ise vazgeçilmez ögelerinden biri halini almıştır.

1968 ve Zombiler




Romero'nun Night of the living dead filmiyle birlikte zombiler artık devrimci semboller taşımaya başlamış ve sadece faşistler tarafından kelle avı başlamıştır.Tarihte örnekleri K.K.K dönemi A.B.D andırmaktadır.Hayata kalma savaşı verenler ise aşırı duygusal tasvirlerin içine sokulmuştur.


Night of the living dead ile birlikte zombilere isyankar ve devrimci bir rol verilmiştir.Hunharca etrafa saldırıp,İnsanları yiyen sadece beyinlerinden vurulduğunda ölen ve karmaşaya neden olan zombiler modern zombi anlayışının başını çekmektedir.İleri ki filmlerinde de bunu sürdüren Romero diğer korku filmlerinde de bu tarz yaklaşımlarıyla göze batmaktadır.


Film çekildiği yıllarda ki dünyanın durumu kanımca zombilerin kölelikten çıkmasında en büyük etken olduğunu düşünüyorum.Zombi filmlerinin derinliklerinde yatan bu gerçeklik her ne kadar arka plan da kalsa da kanımca bu kaos ve anarşi durumunun yanı sıra insanın tam bağımsızlığını (ölü olsa dahi)simgelediğinden dolayı insan oğlu diğer tüm yaratıklardan daha çok kendine yakın ve korkutucu bulmaktadır.

Zombi gerçek özgürdür....


Zombi herhangi bir sistemin içine dahil edilemez....


Zombi doğanın gereğine göre hareket eder....


Zombi bağımsızdır.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

23 Mart 2010 Salı

White Zombie (1932)



Sinema da zombi ve zombiciliğe yol veren ilk filmdir White Zombie.Tam manası ile bir klasiktir.

1932 yılın da dönemin ön de gelen yönetmenlerin den Victor Halperin tarafından çekilen film günümüzün gebeş zombilerini hava da kara da tokatlayacağı kesin.Gene dönemin senaristlerin den olan Garnett Weston senaryosu üstlenilmiştir.


Senaryo da aşkın daha ön plan da tutulması dönemin furyası ya da o zaman ki insanların en büyük korkuları sevdiklerine zarar gelmesi.Bulunduğumuz zaman için de bu tarz işler korku sinemasına sokuluyor ancak yüzlerine gözlerine bulaştırmaktan ileriye gidemiyorlar.

Bela Lugosinin de yer aldığı film paşanın da varlığı ile muhteşem bir hal almış.Korku karakterlerinin en gaddar,en insafsız ve zalimidir Bela Lugosi.Yer aldığı filmler de oyunculuğu ile çoğu zaman bütün her şeyin onu ne geçmiştir.

Zombi dünyasına açılan kapıyı bizlere aralayan bu film olayın temeline en saf halini bizlere göstermektedir.Vooddoo !!!


Afrika kökenli olan bu büyü tarzı köle ticareti ile haitti'ye sıçramış ve günümüzün modern dünyasında da halen varlığını devam ettirmektedir.Zombiciliğin aslı vooddoo büyülerin de yatmaktadır.Kişi yapılan formlun ayin ile uygulanması sonucu ölür ve gömülür.Kısa zaman için gömenler ya da kendi kendine mezardan çıkar ve yaşayan ölü haline gelir.

Bu tabir ilk olarak haiti de şeker kamışı tarlaların da çalışan köleler için kullanılmış hatta vooddoo ile zombi haline getirilip öle çalıştırıldıkları iddia edilmiştir.Filmin için de de bu vurgulanmıştır.


Konusuna gelince.

New york'tan haitti adalarına yolculuk eden 3 farklı kişi yol da tanışırlar.Madeleine ve Neil bu yolculuk esnasın da bir birlerine aşık olup evlenmeye karar verirler.3. şahıs olan Dr.Bruner evlilikleri konusun da onlara yol vereceğini söyleyerek evine davet eder.Ancak Bruner daha farklı planları vardır.Güzeller güzeli Madeleine ele geçirmek istemektedir.Kendi güçleri yetersiz kalınca.Mekanın en korkulan adamı olan Legendre sığınır.

Bela Lugosinin canlandırdığı Legendre karakteri ise mekanın en büyük şeker kamışı tarlası sahibi olan karanlık güçlerin efendisi ve Zombilerin hakimi bir karakterdir.Kısaca ölümüne kötü diye biliriz.



Dr.Brumer,kısa bir tartışmadan sonra Legendre ile anlaşmayı sağlar ve büyülü tozu alır.Büyü tozdan bir damla her şey için yeterli olacaktır.Düğün öncesi kızı ikna etmeye çalışır ancak yeterli olmaz.Çiçeğe döktüğü tozu kıza verir ve Madeleine kısa süre de zombie ye dönüşür.Legendre'nin daha önce de uyardığı gibi aşkın gücü ancak kızı kurtara bilir.Sevgilisi olan Neil kızın aşkından yanıp tutuşur ve her şeyi göze alarak kızı kurtarır.


1932 yılına göre gayet iyi çekimler ve yenilikler göze çarpar.Alfred Hitchcock daha önce ki yıllar da uyguladıklarının yaygınlaştığı bariz bir şekilde görülmektedir.

Klasik korku filmleri ve zombiciliğin ilk sinema yapıtı olarak ön plana çıkan White Zombie,Klasik tarz da ki yapıtları sevenleri oldukça tatmin edeceği kuşkusuz.



Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails