macabre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
macabre etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Aralık 2010 Pazar

Macabre-Grim Scary Tales (2011)



Yıllardır hiç vaz geçmeden Murder metal adı altında kendine has bir sounda müziklerini icra eden Macabre,2011'e albümle giren gruplardan bir diğeri bir kaç gün sonra gireceğimiz yeni yılın güzel albümlerinden olan Grim Scary Tales;Macabre'nın kendine has müzik anlayışının yeni meyvesi.

Chicago, Illinois'li olan grup te 1984'ten bu yana U.S.A ortamlarında bu yana kendi tarzlarını,aynı kadro ve aynı yaklaşımla sürdürmektedirler.

Liriklerinde Seri katiller başta olmak üzere,Hastalıklı mevzular ve gore'a bol bol yer veren Macabre,Extreme müziğin ilk günlerinden bu yana bir çok evresine şahit olan gruplardan biri.Dolayısıyla bir çok tarzın etkisini bariz bir şekilde görmekteyiz.Grind/Death/Thrash/Hardcore tarzlarının istedikleri kısımlarını alıp kendi müziklerine monte eden grubun kendine has soundu herkese hitap etmese de kendi dinleyici kitlesini oluşturmayı sağlamıştır.

Her albümde olduğu gibi bu albümde de kadro ve görev paylaşımı aynı gerçekleşmiş.


Nefarious-Bas/Vokal
Dennis the Menace-Davul
Corporate Death-Gitar/Vokal

Haziran ayında çıkardıkları Ep'de yer alan dört parçada burada yer almakta.O Epinin muhteşem kapağı ile albümün kapağını tasarlayan isimde aynı.Scott Jackson tarafından tasarlanan kapak,gayet başarılı.Decomposed Record etiketi ile 31 Ocak'ta raflarda yerini alacak olan albümün parça sıralaması ise şu şekilde;

1.Locusta
2.Nero's Inferno
3.The Black Knight
4.Dracula
5.The Big Bad Wolf
6.Countess Bathory (Venom cover)
7.Burke and Hare
8.Mary Ann
9.The Bloody Benders
10.Lizzy Borden
11.The Ripper Tramp from France
12.Bella the Butcher
13.The Kiss of Death
14.The Sweet Tender Meat Vendor

Kara mizah paradoyleri tarzında yaklaşımlarının sürdüğünü görmekteyiz.

Güçlü soundları olmasına rağmen vokal'den olsa yada bu kara mizah yaklaşımından olsa gerek yer yer ciddiyetin fazla düştüğünü görmekteyiz.Albümde tabi ki baş değinmek istediğim Venom cover'ı Countess Bathory'ı görüyoruz hakkını vermişler.Venom olunca hazır olda icra etmişler işlerini.Nero's Inferno,Mary Ann,Bloody Benders,Lizzie Borden,Bella the Butcher'da gayet makara kukarada yaptıkları parçalar.Venom Cover'ı dışında Burke and Hare,Kiss of Death ve Dracula en klas parçalar.


Eğlenceli tarzları ile en kanlı hikayeleri anlatan Macabre,sevenleri için güzel bir albüme daha imza attığı kesin.Ancak şimdiye kadar ısınmamış adamında bu saaten sonra ısınıcağını sanmıyorum.


Haribo Puanı:Grim ???

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.






Devamını okuyun...>>

13 Nisan 2010 Salı

Macabre (1980)




İtalyanın en büyük yönetmen ve ailelerinden olan Bavaların 3.kuşağından Lamberto Bava'nın tam manası ile ilk filmi olan bu muhteşem yapım,babasını oğlu dedirten cinsten.

Babası olan Mario Bava'nın ölümden 10 gün sonra yayımladığı bu muhteşem yapım;Ölü sevicilik,aile içi istismar,özürlü istismarı ve çocuk istismarı konusunda en hat safa da olan film.

Antonio ve Pupi Avati kardeşlerin yazdığı senaryo Lamaberto Bava tarafından filme alınmış.Kuşkusuz dönemin en sansasyonel filmleri listesin de kafa da yer alanlardan biri ve öyle ki genel toplum anlayışını oldukça rahatsız etmiş olduğu kesin.

Baş rolde dönemin en ağır motor ablalarından olan Bernice Stegers yer alıyor.Fellinin City of Women adlı filmi ile sik sıvazlatan abla bu film de ise iyice fena bir hal almış.Arkadaş bütün film kadını izlemekten aklı çıkıyor insanın.

New Orleans ortamların da geçen film kanımca Lamberto Bava'ya pek bir tuzluya mal olmamıştır,ancak dönemin bir çok yapımından vurucu olduğu kesin.Dehşet acısından kesinlikle aynı tarihli bir Cannibal Holocaust kadar gaddar ancak görsel olarak pek bir amortisi yok.Daha çok Giallo tarzında.

Özetle konusuna gelince:

New Orlenas'ın zengin ailelerinden biri olan Baker ailesinin seksi annesi Jane Baker bir gün her zaman ki gibi şehir in için de ki kendine ait olan köşke tokmakçısı ile buluşmaya gider.Ev de bıraktığı Kızı ve oğlu kendi aralarında takılmaktadır.Tabi bu esna da Bay Baker iş seyahati için şehir dışına çıkmıştır.


Tam skor esnasın da Jane Baker'a beklenmedik bir telefon gelir.Oğlu hastaneye kaldırılmıştır.

Bu sahnede Lamberto Bava çok rahatsız edici bir şey iş çıkarmış.Kadın düzülürken,skor sahnelerinin arasına çocuklarının o esna da ki ev de yaptıklarının görüntülerini sokuşturmuş.Bu da o dönem izleyen tutucu tayfanın aklını aldığı kesin.



Acele ile evden çıkan Bayan Baker ve şanslı tokmakçısı Fred Kellerman hastaneye doğru hızla yol alırken trafik kazasın da hayatını yitirir.Dehşete kapılan Jane baker,1 yıl psikolojik tedavi gördükten sonra normal yaşamına devam eder.


Kocasından ayrılan ve şehir için de ki köşk te yaşama ya başlayan Jane,köşk te yalnız değildir.Burada Robert Duval adında ki görme özürlü bir hizmetçisi vardır.Robert'ın annesi öldüğünden beri burada tek başına yaşamaktadır.

İlk gece Janenin yaptığı ruhsal seks ritualinin ardından Robert efendi bu işten kıllanır ve üstüne üstlük en şüphe uyandırıcı olay ise Janenin kaldığı katta ki buzdolabının üst gözünde bulunan kilittir.Lamberto dayı taaa filmin sonuna kadar bunu izleyicinin gözüne sokmuş ve merak kat sayısını arttırmıştır.

Jane karısının günleri Aliester Crowley'nin seks ritualleri kitaplarından fırlama bir biçim de geçerken,erkeksizliğe dayanamayıp kör Roberta sulanır ancak Fred ölü bile olsa onu aldatamaz.....

İşin aslı filmin en vurucu mevzuları anne-kız ilişkileri arasında ki çarpıklık,bir süre sonra yitirilen aile bağları,özürlü bir insana yapılan yüksek dozlu cinsel istismar ve Jane Baker'ın tokmakçısına olan saplantısıdır.Öldükten sonra bile hala onu hayal ederek tatmin olmaya çalışır.Tabi ki tek başına değil.Burda Sanırım Necromania'dan sonra korku sinemasın da ki ikinci ölü sevicilik olayı da burada yer almakta.


Sadece kelle ile ateşli dakikalar yaşamakta.

Olayın kör adam tarafından çözülmesi ve gaddar kızının olayın içine dahil olması da ayrı bir zalimlik katmış.Final de genel ölüm zincirlemesi ise kan dondurucu diye bilir.

Dakikalarca Bernice Stegers'ın çekiciliğini izleten Lamerto Bava kanımca babasının Barbara Steele kullandığı gibi hatta abartarak bu işi çok nizami yapmış.


Mario Bava'nın son filmi olan en leş istismar filmlerinin başını çeken yapıtı çok iyi benimseyen Lamberto Bava kesinlikle Babasının yüzünü kara çıkartmamıştır.

Son olarak şunu net bir şekil de söyleyebilirim ki;eğer Mario Bava hayata olsaydı,bu muhteşem film ona ait olurdu.



Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails