29 Haziran 2009 Pazartesi

Phil 'Philty Animal' Taylor







Devamını okuyun...++++

28 Haziran 2009 Pazar

Bar Refaeli








Devamını okuyun...++++

Sayfalar Karışınca




Devamını okuyun...++++

Nihat Genç: First Lady

Nihat Genç 19 Ekim 2007 tarihli Ne Var Ne Yok programında Serdar Akinan ile Skytürk televizyonunda gündemi yorumluyor...

Nihat Genç - First Lady Hayrünnisa Gül'ün Görgüsüzlüğü






Devamını okuyun...++++

Haftanın Sporcusu: Nikolay Valuev


Kariyeri:
Doğum yeri : Leningrad, Rusta
Doğum Tarihi :21 Ağustos 1973
Boy : 2.13 cm
Kilo : 105 kg
Toplam yaptığı karşılaşma : 52
Kazandığı mac sayısı: 50/ 34 tanesi nakavt olmak üzere.
Kaybettiği karşılaşma: 1



Devamını okuyun...++++

Haftanın Sürtüğü: Dj Cat




Bu haftanın sürtüğü, İstanbul daki envayi çeşit gece klübünde çok klas setlere imza atıp ortamı koparmış tozu dumana katmış milleti patlangoc etmiş dekolteli bayan dj, Cat
Her ne kadar elektronik müziğe olan tutkusunu saklamasa da erotik bayan Cat de XTRM HARIBO müdavimi, Haribo şekerleme hastası zevk sahibi birisi.


Devamını okuyun...++++

Cübbeli Ahmet Serisi: 4





Devamını okuyun...++++

Metrofısss



Metrobüs Haliç Köprüsü çıkışında arıza yapınca yolcular Okmeydanı'na kadar yürüdü, diğer duraklarda uzun kuyruklar oluştu, seferler aksadı!

SIK sık arızalanan, İstanbul'un yol yapısına uygun olmadığı için sürekli tartışma konusu olan metrobüsler yine vatandaşı yarı yolda bıraktı. Gazetemiz sayfalarında sürekli dile getirdiğimiz Phileas marka metrobüslerdeki arızalar bitmek bilmiyor. Bu metrobüslerden biri daha önceki gün arıza yapınca olan vatandaşa oldu. Hollanda'dan ithal edilen ve aylarca garajda bekletildikten sonra seferlere başlayan Phileas marka bir metrobüs, önceki akşam Avcılar'dan Zincirlikuyu istikametine giderken, Haliç Köprüsü çıkışında arızalandı.

SEFERLER DURDURULDU
Akşam eve dönüş saatinde yaşanan arıza, vatandaşlara büyük çile yaşattı. Arıza giderilemeyince metrobüstü bulunan yolcular çaresizce araçtan inerek Okmeydanı durağma ulaşmak için yürümek zorunda kaldı. Metrobüs arızası nedeniyle her iki istikametteki seferler bir
süre durduruldu. Trafiğin her iki yönde durdurulması nedeniyle Okmeydanı ve Edirnekapı duraklarında insan seli oluşturdu. Her iki yönde de metrobüslerin çalışmaması, duraklarda uzun kuyruklar oluştururken vatandaşların büyük tepkisine yol açtı. Yorgun argın iş dönüşü evlerine ulaşamayan vatandaşlar, yaşanan rezalete isyan etti.

'OLAN VATANDAŞA OLUYOR'
Duraklarda bekleyen İstanbullular, "Artık bu işe bir çözüm bulunsun. Yolda kalacağız diye metrobüse binmeye korkar hale geldik" sözleriyle yetkililere ateş püskürdü. Tamir ekibinin çağrılmasının ardından seferler kontrollü olarak yapılmaya başlandı.
Bu arada dün de Zincirlikuyu-Sögütlüçeşme arasında sefer yapan metrobüs. Acıbadem de arızalanarak yolda kaldı. Yine trafik tıkandı, yine vatandaşlar uzun süre duraklarda beklemek zorunda kaldı.

Devamını okuyun...++++

Mehmet Tezkan:Kriz Başbakan’ı teğet geçmiş..

Mehmet Tezkan
mtezkan@gazetevatan.com

Kriz Başbakan’ı teğet geçmiş..

Sadece Başbakan’ı değil....

Bakanları da, milletvekillerini de..

Bürokratları da teğet geçmiş..

Ankara’ya kriz uğramamış..

Başbakan bu yüzden laf açıldıkça ‘kriz teğet geçecek’ dermiş..

Meğer kendi için söylermiş!



Başbakan’ın ‘Kemal Abi’si var ya.. İki ay öncesine kadar bakan olan..

6,5 yıl maliyeyi elinde tutan..

Cleveland’ta geçirdiği by-pass ameliyatının üstüne Eskişehir’deki yerel seçim yenilgisi eklenince koltuğu bırakmak zorunda kaldı..

Zorunlu istirahat yani..

Kemal Unakıtan, tası tarağı toplayıp İstanbul’a geldi.. Ankara’ya pek uğramaz oldu..

Kemal Abi, biraz çarşı pazar..

Biraz da sanayi sitelerini tur atınca..

Bir kaç işadamı ile samimi sohbetler yapınca..

Gerçeği görmüş..

Kriz insanların ümüğünü sıkmış..

*

Yeni mi anlamış diyeceksiniz?

Evet..

İşte sözleri: “Ben maaşlı adamım. Milletvekilliğim, maaş aldığım için beni etkilemedi. Hatta fiyatlar düştüğü için alım gücüm arttı.. Zaten krizlerde Ankara çok etkilenmez.. Ama İstanbul öyle değil, çok etkilendi.. Bugün bir işadamı geldi. ‘Çok şükür şimdiye kadar kapıya haciz memuru getirmedim’ dedi. Yani büyük bir başarı olarak bunu görüyor. Zor bir iş.”

*

Başbakan’ın, bakanların Ankara’nın krizi hafife alan tavrını şimdi anladınız mı?

Bize bir şey olmaz..

En az biz etkileneceğiz..

Hatta krizden kârlı çıkacağız sözlerini..

Kriz onlara uğramadı..

Devletten maaş aldıkları için..

Maaş alamama, geç alma, eksik alma endişesi yaşamadıkları için..

Güne, bugün işsiz kalır mıyım korkusuyla başlamadıkları için..

Krizi umursamamışlar!..

Kemal Abi ne diyor; krizde alım gücüm arttı diyor..

Başbakan da krizden kârlı çıkacağız dememiş miydi?

Anlıyoruz ki kendi için söylermiş..

Kemal Abi böyle diyor..

*

Çizdiği acı tablodan sonra gazeteciler eski Maliye Bakanı’na sormuşlar; Ama Başbakan teğet geçecek dedi..

Unakıtan’ın cevabı..

“Başbakan kendisini anlatmış olabilir. Ama İstanbul öyle değil.”

*

Biz de siftah yapamadıkça..

Kepenk kapattıkça..

Eve para götüremedikçe..

Borçlar katlanarak büyüdükçe..

İşsiz kalıp kahvenin yolunun tutukça..

Başbakan’ın ‘kriz teğet geçecek’ sözüne şaşıyorduk.. Aklımız almıyordu.. Bu nasıl teğet, delip geçti diye kızıyorduk..

Meğer Başbakan kendi için söylüyormuş..

Kemal Abi böyle diyor!

***


1994’te İstanbul’u kim yönetiyordu?

Başbakan, başarı öyküsünü anlatmak için hep geçmişle bugünü kıyaslar..

Çoğu zaman uygun düşmez ama yapar..

Mesela hâlâ 2001 Türkiye’si ile bugünü kıyaslar.. Gerçi son zamanlar da yapamıyor..

Kriz, 2001’i aratır hale getirdi de..

Neyse..

Dün İstanbul’da yaptıklarını anlatırken yine kıyaslama yaptı..

Mesela..

2004’te 44 kilometre olan raylı sistemi 76 kilometreye çıkardık dedi..

2004’te günde 175 bin yolcu taşıyan İDO günde 410 bin yolcu taşıyor dedi..

Milat 2004..

Öncesi..

İstanbul’u başkaları mı yönetiyordu?

Mesela 1994’te, 1997’de..

Tayyip Erdoğan yönetiyordu..

Bu kenti 15 yıldır aynı zihniyet yönetiyor..

Başbakan İstanbul’u 2004’te devralmışlar gibi kıyaslama yapıyor..

Kendi dönemi dahil geçmişi yok mu sayıyor.. Yoksa 15 yıl önce ile karşılaştırmak ayıp olur diye mi düşündü?

*

Şunu da anlamıyorum..

Sanki Türkiye yerinde sayıyor da İDO’ya gemi almak bile büyük başarı oluyor..

Dünya ne kadar büyüyorsa, gelişiyorsa..

Türkiye de o kadar büyüyor..

15 yılda herhalde bir şeyler yapılacak değil mi?

Devamını okuyun...++++

Yılmaz Özdil : Asimetrik

yozdil@hurriyet.com.tr


Asimetrik

"Doğruları konuşmak için en az iki kişi gerekir; biri doğru söyleyen, biri doğru anlayan" demiş Victor Hugo... "Çünkü yalanları dinlemek de, yalan söylemenin bir çeşididir aslında!"
*
Güzel laf di mi?
*
Ama size kötü bir haberim var.

Victor'un böyle bir lafı yok!

Kıçımdan uydurdum.



Adım gibi eminim ki, uydurduğumu itiraf etmeseydim, çoğunuz inanırdınız... Hatta, bu süslü lafı not edip, eşe dosta satmaya kalkan bile olurdu... Çünkü, adamın biri imzasıyla, fotoğrafıyla köşe yazıyorsa koca gazetede, çıkıp ahkám kesiyorsa televizyonda; "gazeteci" sanıyorsunuz, "doğru" kabul ediyorsunuz.

*

Genelkurmay Başkanı'nın, "Türk Silahlı Kuvvetleri'ne karşı medya üzerinden asimetrik psikolojik harekát yürütülüyor" dediği, işte bu.

*

Akıllarında ihanet.

Vicdanlarında nefret taşıyorlar.

Ceplerinde sarı basın kartı...

*

"Demokratım, özgürlükçüyüm, aydınım" ayaklarıyla, gözümüzün içine baka baka yalan söylüyorlar. Süsleyerek... Haysiyet cellatlığı yapıyorlar. "Papağan efekti" yaratıyorlar. Okuyan, inanıyor. İnanmakla kalmıyor, başkalarına anlatıyor.

*

Bu sinsi tuzağı, ne Genelkurmay bozabilir, ne MİT, ne de herhangi bir siyasi iktidar... Siz bozabilirsiniz... Vatandaş.

*

İnanmayın kardeşim...

"Kim bu dangoz?" diye sorun.

"Bugün bize duayen diye kakalanan bu badem bıyıklı 5 sene önce ne iş yapıyormuş acaba?" diye merak edin... "Bu ülkede doğdum, bu ülkede büyüdüm, hayatım boyunca adını bile duymadığım adam, benim haberim olmadan nasıl olmuş da otorite olmuş?" diye sorgulayın...

*

"Belge" dedikleri, káğıt parçası çıktı...

Bunları da, káğıt mendil gibi buruşturun.

Atın hayatınızdan.

*

Netice itibariyle...

Ne demiş Albert Camus?

"Ajan basın, bunu da yazın!"

Devamını okuyun...++++

27 Haziran 2009 Cumartesi

Nihat Genç = Rezil Medya












Devamını okuyun...++++

25 Haziran 2009 Perşembe

Wizard of Gore (1970)


Grindhouse filmleri yeraltı edebiyatı gibidir.Güzelliklerin,dillere destan olan aşkların,acıma güdülerinin ve mutlu aile tablolarının bahsi bile geçmeyen;buna keza bütün çirkinliklerin ve bir takım insanlar tarafından ''kötü'' diye tabir edilenin yuvasıdır.Hoş karşılanmaz asla t.v yayın akışlarında yer almaz ve kırmızı halılarda fink atanlar tarafından haz edilmez.


Filmler o kadar ucuza mal edilir ki belki de bir çoğunuzun cep harçlığına denktir.Wizard of gore'da böyle bir yapıt.H.Gordon Lewis tarafından yönetilen ve Allen Kahn tarafından senaryosu yazılan bu hayvani görsel şölen;kimilerinin idrak edemeyeceği seviyededir.Kazımaya ilham olmuş bu film daha sonradan ''gore'' üçlüsü olarak da video kasetleri ve dvdleri yayınlandı(Gore Gore Girls,Wizard of Gore ve DR.Gore).

Basit kurgusunun yanında hiç hafife alınamayacak kadar kanlı ve vahşet dolu öğe yer almakta.


Magnificent Montag adındaki manyak gösteriler yapan sihirbaz,Sherry Carson adındaki genç gazetecinin ilgisini çeker.Her gösterisini takibe koyulur.Gösterilerinde kullandığı genç kadınları zevkle kesip biçen Montag gösteri sonrası hiç bir şey yokmuş gibi davranması ve kullandığı insanlarda hiç bir çizik olmamasına rağmen,salondan ayrıldıktan sonra garip bir şekilde ölmesi polislerin de ilgisini çekmekteydi.Ölülerin kimliklerine ve bilgilerine ulaşılamaması da ayrı bir gizem konusu olmuştur.Karanlık güçlere sahip olan Montag ölü kadınları mezarlarından kaldırıp gösterilerinde onları kullanmakta ve işin aslı sadece gerçeklik ve göz yanılması arasında gidip gelmekteydi.


İlk kez H.Gordon Lewis ile tanışacaklar için kesinlikle doğru bir film;ancak korku sinemasına yeni adım atanların mana verebilecekleri bir yapıt değil.2007 yılında yeniden çekilen filmin yeni versiyonu oldukça tırt uzak durmanız tavsiyemdir.



Devamını okuyun...++++

Asphyx'den Yeni Video




Yeni albümleri 'Death..The Brutal Way'in ilk klibi çıktı





Devamını okuyun...++++

Manyaklar Kulübü




Biranın tek içecek-yiyecek olduğu; şu taze et-çürümüş kalp-solucanlı mide kokulu mis gibi yaz günlerinde dünyanın 4-1 yanından gore maniak okuyucularımı kaç ayı aşkındır tiksindirmeyip, Will Rahmer paşanın gözünde hiç de iyi bi bok yemediğimin farkına varmamla beraber -mideniz hazırsa- bu ayki kabusunuz olacak, ÜBER GORE masalına başlıyorum.
(küçük çocuklar için)

...Bu akşamki toplantı bence son aylarda yaptıklarımızın en iyisiydi. Bu kulübe katılmam da hayatımda aldığım en iyi karar. Hergün aynı sıkıcı şeylerle uğraştıktan sonra böyle zevkli ve neşeli insanlarla her haftasonu geçirdiğim 3 saat kesinlikle bütün uğraşlarımıza değer. Bugünkü 17 yaşındaydı ve ateş kadar kızıl ve uzun, dalgalı saçları vardı. Koridordan odaya getirilirkenki korkunç ve çaresiz çığlıkları bile iştahımızı kabarttı. Mühendis (isim veremem) kollarını arkasından iple çekerken, saçlarından kavrayıp sürükleyen M'nin duvarları çınlatan tiz kahkahaları biz bekleyenler için baştan iyi haberdi.


Elimizde çatal bıçak karşılıklı oturan 12 kişiyiz. Kulübümüze özel şehrin en güzel manzaralı otelinin yarı kapalı terasındayız, havada çok hafif bir rüzgar var ve gökyüzünde yavaş yavaş yıldızlar beliriyor. Hava karardıkça yerde kulübümüzün amblemi üzerinde yer alan ateşler birer birer yanıyor. Masadaki herkes çok şık. Ağzımızdan akan salyalar bu ortama uygun kaçmasa da bahsettiğim gibi gözlerimizdeki parıltılarla çok uyumlu. Kız masaya yatırılırken direnişlerinden vazgeçmese de ben ona sakin olmasını defalarca alçak bir ses tonuyla söyledim. Bir baba küçük kızı iğne olurken nasıl kolundan tutup onu sakinleştirirse aynen öyle.. Bağırıp çağırırken tükürükleri gözlüklerimi pisletti ama olsun. Kollarını çözüp masanın benim tarafımda kalan zincirine sağ elini, karşı taraftaki yaşlı bayanın da yardımıyla sol elini karşıya kitledik.


Beyaz teninde anında morluklar ve çizikler oluştu. Hala ısrarla kafasıyla sağa sola çırpınıp anlamsız hırıltılar yükseltiyordu. Belki zeka açısından bu seferki misafirimizin biraz yoksun olduğundandır, gözleri hızla açılıp kapanıyor, ağzı seğiriyordu. Gözlerinden akan yaşlarla, burnundan akıttıkları birbirine karıştı. Masanın öbür tarafında ayak bilekleri kanamaya başlamıştı bile. Diğer uçtakiler bizden daha toy ve gençler. Her zaman ilk önce ikna etmelisiniz. Ayaklarını sabit tutabilmek için bileklerinde açtıkları hafif kesikler en azından benim için şimdiden israf. En sonunda ayakları da bağlanabildi. İşte, çırılçıplak. Savunmasız. Bakire. Etli...


Lezzetli ve önümüzdeydi.
Müstakbel ceset sipariş edildi
Masadaki oburlar aç
Hırıltılar ağızlarından
Duyuluyor, ölümle avlananlardan..
Masaya bağlandı genç kız
Eti beyaz ve diri
Damlayan salyalar sabırsızlıktan
Ölüme tapanlardan..
Kurban bölüşüldü adice
Kaldı sadece kemikleri
Bu akşam da doydu,
Ölümün yaverleri....


Arta kalanlar paketlenmiş halde benle eve döndü, çocukları da doyurmak lazım...

Ubergorewitch/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...++++

Marduk Yeni Albüm


Yeryüzündeki en kafir grupların başını çeken MARDUK 11. albümünün adını "Wormwood" olarak açıkladı.

Albüm yapımcısı Magnus Devo Andersson kayıt mekanı ise Endarker Stüdyoları.Şimdiden sabırsızlanıyoruz ..

Devamını okuyun...++++

HoMe


Yaşadığımız gezegeni nasıl sıcıp batırdığımız ve de tüm dünyadaki neredeyse tüm yaşamı nasıl bitirmek üzere olduğumuza dair yeni bir belgesel daha.
Yann Arthus - Bertrand filmi.

Resmi web adresi:
http://www.home-2009.com/




Devamını okuyun...++++

22 Haziran 2009 Pazartesi

SODOM bir kez daha Türkiye'ye geliyor!!!


Thrash denince Alman ekolü, Alman thrashı deyince akla gelen yegane gruplardan biri olan efsanevi grup SODOM resmi sitelerinde 8 Ağustos 2009 günü İstanbul'u şereflendireceklerini duyurdu!!!!
Devamını okuyun...++++

Derek Roddy





Devamını okuyun...++++

Willi Heinrich: The Willing Flesh(İnsan Postu)



Kitap, 1943'de II. Dünya Savaşı sırasında Alman askerlerinin Rus cephesi'nde onurları için savaşmalarını anlatıyor. Steiner tamamladığı başarılı bir görevden sonra onbaşılıktan çavuşluğa terfi eder ve bahsi geçen bölüğün başına atanır. Bir yandan çetin ve ağır şartlarda düşman ile mücadele ederken diğer yandan da üst rütbelilerle savaşmak zorundadır. Şan ve şeref için savaşılırken amacı sadece madalya almak olan ve bu uğurda hiçbir şeyi feda etmekten çekinmeyen bazı hainler de bölüğüne engel olmaktadır. Görev sırasınca ağır kayıplar vermek durumunda kalmıştır ama kritik durumlarda yapılan hainlikler bütün bölüğün güvenliğini tehlikeye atmış olmasına rağmen kendi bildiklerinden şaşmaz ve bir askere yakışır durumda savaşmaya devam eder. Savaşın oldukça buhranlı geçen dönemlerinde sevdiklerinden ve ailelerinden uzakta acı çeken askerler, keyfi kararlar karşısında bocalamazlar ve görevlerine ne olursa olsun devam eder. Kitabı filminden bile muhteşem olan bu yapıt savaş kitapları okumayı seven bilhassa tarihe meraklı bünyeler için oldukça başarılı. Kendisi de 2. Dünya Savaşı'da savaşan Willi Heinrich, o zamanları bütün tarafsızlığıyla anlatmış. Türkiye'de 'İNSAN POSTU' adıyla yayımlanan kitabın filminin adı 'Cross of Iron'.



Devamını okuyun...++++

Uyuyan




Haziran bir gece yarısı
Tenimde serin, gizemli ayışığı
Altın kıyıları
Nemli, baygın tütsüler yayan
Dingin zirvelere
Ezgiler eşliğinde akışan damlacıkları
Usulca evrensel vadiye kanatlanan
Ulaşılmaz, gizemli ayışığı...

Eğiliyor biberiyeler mezarına,
Zambaklar dalgalara
Çürüyor suskun yıkıntılar
Göğsüne sarıp gecenin sisini
Çekiliyor sonsuz uykuya
Lethe gibi, bak! Nehir, bile bile
Uyukluyor yatağında
Hiç uyanmayacakmış gibi
Irene'in yazgılarıyla yattığı yerde
Uyuyor tüm güzellikler!

Ah, görkemli prenses! Gerçek olabilir mi-
Bu pencere, kara geceye açılan?
Ürkünç kımıltılar perdelerde
Eğleniyor alaycı ruhlar ağaç tepesinde
Sesleniyor her aralıktan
Arsızca odanda dolaşan
Bedensiz ruhlar, büyücüler
Süslü kapağı altında gömütünün
Gizlenmiş uyuyan ruhun,
Uzayıp kısalıyor duvarlarda gölgeler
Beyaz hayaletler gibi uçuşan...

Ah, sevgili prensesim! Hiç mi korkmuyorsun?
Ne rüyalar görüyorsun?
Belli ki uzak denizlerden gelmişsin
Küçük bahçemizin sadık ağaçlarına
Ne tuhaf rengin... Giysilerin...
Saçlarının uzunluğu
Ve bu dayanılmaz sessizlik!

Prenses uyuyor! Ah, bırakın uyusun
Kutsal sığınağında Tanrı'nın, derin derin
Bir kez daha kutsal kılınsın bu oda
Bu yatak, melankolik, bir kez daha!
Yalvarırım Tanrım, gözleri açılmadan
Gömütüne hayaletler uğramadan
Uyusun prensesim!

Aşkım uyuyor! Ah, bırakın uyusun
İncitmesin solucanlar bedenini
Uyusun sonsuza dek
Yaşlı ormanın loş kuytularında
Açılsın yüksek kemerleri gömütünün
Dağıtarak karanlığı ansızın
Üzerinde işlemeli tabut örtüleri
Anımsatır atalarının cenazesini
Utkulu, sevinçli, huzur verici...

Küçük bir kızken
Taş atardı prenses
Ayrıksı bir gömüt kapısına
Bir yankı daha, her taşla
Ürkerdi düşüncesinden bile,
Günahkar çocuk, biçare!
Ölünün iniltisiydi, yükselen gömütten..


Devamını okuyun...++++

Friedrich Nietzsche:Böyle Buyurdu Zerdüşt



Otuz yaşındayken yurdunu ve yurdunun gölünü ardına bırakarak dağa çekildi Zerdüşt. Dağda on yıl zaman zarfında, bıkmadan, usanmadan hep ruhunu dinledi... Ve sonunda içinde, gönlünün derinliklerinde bir değişiklik duyumsadı. Günlerden bir gün tan kızıllığında kalktı ve güneşe bakarak ona şöyle seslendi: "Ey büyük yıldız, aydınlatacak bir şeyin kalmasaydı yazgın ne olurdu? On yıl var ki buraya, mağarama çıkıyorsun. Eğer, ben, kartalım ve yılanım olmasaydık, ışığından ve yolundan bezerdin. Fakat biz her sabah seni bekledik. Işığının fazlasını aldık ve bunun için seni kutsadık.

Bak! Ben, fazla bal toplamış arı gibi uzanacak ellere muhtacım. İnsanlar arasında, akıllılar deliliklerine; fakirler de zenginliklerine kavuştuğu o derin sevinci tekrar yaşatmak için armağanlarımı paylaştırmak istiyorum. Bunun için aşağılara inmeliyim. Nasıl ki sen, cömert yıldız, akşamları denizin arkasına iniyor ve arkadaki dünyaya ısılı götürüyorsan, ben de senin gibi, inmek istediğim insanların arasına girmek istiyorum.

Ey, en büyük mutluluğu bile kıskanmadan görebilen tok göz, beni kutsal.. Taşmak isteyen kadehi kutsa ki içinden su, altın gibi aksın ve mutluluğun parıltılarını her tarafa saçsın.

"Bak, bu kadeh yine boşalmak, Zerdüşt yine insan olmak istiyor." Zerdüşt'ün on yıl sonra insanların arasına karışma isteği ve dağdan inişi böyle başladı.



Devamını okuyun...++++

21 Haziran 2009 Pazar

Haftanın Sporcusu:Paul Gascoigne



Adı:Paul John Gascoigne
Lakabı:Gazza
Doğum tarihi:27 Mayıs 1967
Doğum yeri:Gateshead, İngiltere

Kariyeri:
Newcastle united,Totteham hotspur,S.S lazio,Glasgow rangers,Middlesbrough,Everton,Burnely,Gansu tianma,Boston united.

338 maçta 83 gol.


Futbol tarihinde ki en deli 5 topçu sıralamasında kuşkusuz ilk 3'te yeri alacaktır.İnişli çıkışlı bir grafiğe ve çıkardığı husumetler ile oynadığı döneme damgasını vurmuştur.Gazza'ın en antipatik hali bile sempatik geldi hep insanlara. Zaaflarıyla, hatalarıyla, sevaplarıyla ama en önemlisi asla inkar edilemeyecek kadar büyük futbol zekasıyla, imajların değil gerçeklerin insanıdır Gazza. Bazı adamlar hayatı bildiği gibi yaşar steril kalıplarla müdahale etmeye, özgürlük alanlarını daraltmaya gerek yoktur. İşte Gascoigne'inde bunlardan biri oldu hep.Şimdilerde Gazza'nın tıpkı Best gibi alkol yüzünden çok hasta olduğu ve 1 yıllık ömrü kaldığı konuşuluyor.



Devamını okuyun...++++

Haftanın Sürtüğü: Asya



XTREMEHARİBO açıldığından beri erkek yazarlarımıza ısrarla ahlaksız tekliflerle gelen Asya, Bursa'nın varoş mahallelerinin en güzel kızlarından biri.

Reddedildikçe çirkefleşen Asya'ya bundan sonra sadece bir okur olarak kalmasını öneriyor, Asya'ya Bursa'da başarılarının devamını diliyoruz.



Devamını okuyun...++++

Igor Cavalera






Devamını okuyun...++++

Türk tv sinde uçan ADAM





Devamını okuyun...++++

Machete Fragmanı

Danny Trejo ve hayatının projesi : MACHETE




Devamını okuyun...++++

Dim Mak - Ölüm Vuruşu






Devamını okuyun...++++

RTL - WETTER

Havalı sunucu 300 - 500


Devamını okuyun...++++

20 Haziran 2009 Cumartesi

Transformers 2 Revenge Of The Fallen




Devamını okuyun...++++

Efsane davulcu: Pete Sandoval






Devamını okuyun...++++

Asphyx - Death... The Brutal Way

Ortamlarda "Asphyx Allahtır" ! ya da " onlar farkında değil ama aslında neoclassical techniqual death metal icra ediyorlar, .. " diye gezen yüceler yücesi bilge metalciler varken bu albümü yazmak hatta ve hatta kritiklemek bize mi düşer ? sorularına rağmen ortamı da boş bulup kaypaklık edip yazmaya karar verdik..
Death metal ilahları her ne kadar karı gibi cenemiz olduğunu ifade etse de bizim de kendimize göre atarlarımız var, diyoruz üstelik.




Grubu takip edenler gene bu albümle beraber, solist olacak iblis Martin Van Drunen ve askerlerinin yaslarına ve de fevriliklerine şahit olacak.
Seneler sonra bu müziğin köklerine barutu karıştırmış, top güllelerini acımasızca tepemize sallamış adamlar gene siperlerin acımasız yüzünü bize tam da o bildiğimiz ASPHYX tadı ile gösterebilmişler herşeyden evvel.
Tek fark, albümdeki genel sound ve kayıt, eskilere göre çok daha güçlü daha profesyonelce ve adamlar sanırım artık daha da karamsar, kötümser ve de tehditkar ..

Grubun karamsar elemanları,

Martin Van Drunen - Vokal
Wannes Gubbels - bass gitar
Bob Bagchus - davul
Paul Baayens - gitar



İsvec denen memlekette Sonic Assault adlı stüdyo da Frank Klein Douwel kişisi tarafından kaydedilen ve Century Media etiketi ile raflarda bulabileceğiniz albümdeki şarkılar ,

1.Scorbutics
2.The Herald
3.Bloodswamp
4.Death The Brutal Way
5.Asphyx II (They Died As They Marched)
6.Eisenbahnmörser
7.Black Hole Storm
8.Riflegun Redeemer
9.Cape Horn
10.The Saw, The Torture, The Pain

Scorbutics, o en eski "The Rack" zamanından donmuş ve acımasız bir formla günümüze gelmiş ve arşivlerimize girmiş bir şarkı kanımca.
Sene 2009 ortası ve adamlar hala o kudreti o gücü veriyor kolpaların beynine beynine.
Martin acık gri saclarıyla tüm kötümserliğini kusmuş buna pek vokalist performansı gözüyle bakmıyoruz biz genelde.
Gitarlar ise resmen elden idareli testere gibi.
Zannımca çıkacakları albümle aynı ya da benzer isimdeki turnenin de açılışındaki katliam şarkısı da bu olur;)



"The Herald" bir evvelki şarkının sonlarındaki gazı 3 hatta 4 e katlayan bir şarkı.
Martin aleni tehdit ediyor parmak sallıyor diğer elemanlar ise tamamen eski toprak atmosfere odaklanmış ortaya da böyle lezzetli bişey cıkmış.
Olsa da izlesek ..

Dinlerken hakatten leşş gibi bataklık kana saplanmış hareket edemez hissederseniz şaşırmayın sebebi BLOODSWAMP adlı şarkıdır.
Adamlar kazımıyor hiç öyle hızlı da çalmıyor bu şarkıda, benzerlerine göre.
Ama ortalık yerde "benim" diye gezen deyme heriften daha saldırgan ve de kızgın bir şarkı bu açıkcası.
Böylesine saygımız elbette sonsuz.

Evet, albümde boş şarkı yok, tüm çalışmaya adını veren "Death... The Brutal Way" adamların bırak yaşlanmayı enerjilerini bu geçen albümsüz sürede katladıklarına delalet.
Canlı performansda fena kanırtır bu şarkı aynı zamanda cıkacak kasırgaya da adını verir öyle bir hayvanlık söz konusu. İnsan olduğundan utananlar olacak bu şarkıyı dinlediğinde.

"Asphyx II", deyme insana üstünü başını parçalattıracak kadar pislik leşş ötesi ve ağar bunalım bir şarkı.
Evet, grubun böyle karanlık ve diş gıcırdatan bir yönü hep vardı da bu artık heriflerin ruhen de dibe vurduklarına işaret bence.
Martin dayı kimi yerlerde gırtlağını parçalamış ama gitaristlere mana veremedim
" ne yapmış lan o öyle jınnjınnjınnn jın :-) "

"Eisenbahnmörser", tadını alabilene oleeyy çektirir öyle bir enfes çalışma.
Hayır adamların müzik anlayışı sabit ondan süphemiz bile yok ama nasıl böyle istikrar ve de tarz sahibi olabilmişler, sırf bu yüzden bile grubun fanı olmaktan gurur duyuyorum.
Aralara serpiştirilmiş Alman thrash metal tadı riffler de işin cabası.
Çok klas adamlar bunlar çook.

Piyano kendi doğal soundu ile de iç kapayan bir alet zaten bu bir de ASPHYX in eline geçerse tam da "Black Hole Storm" introsu gibi bişey çıkar ortaya.
Akabinde giren cenaze merasiminde calınası gitarlar gene diş kenetliyor ama iyiki de herifler o atmosferi fazla uzatmamış direk bildiğimiz gaz ortamlara gecirmişler hayranlarını. Güzel tonlanmış davula hızar ve klas basslar eşlik ederse mariachi de daha bir lezzetli geliyor insanlıktan cıkmış bizlere, nacizane tavsiyedir.

"Riflegun Redeemer" pusuya düşmüş askerin ruh halini yansıtır kimilerine. Ama şüphesiz insanoğlunun her daim yaptığı halde duymayı konuşmayı hazmedemediği konuları kamçı ile onların yüzlerine vuran eşi benzeri zor bulunur death metal neferleri bu konuyu da es gecmemiş. Bunalım ötesi bişey özellikle şarkının ortaları sac baş yoldurtur insana.

"Cape Horn" adlı çalışma da favorilerim arasında.
Üstüste bikac kere dinlediğim vakit cok ekşitiyorum yüzümü. Bu senenin uzak ara en iyi bikac albümünden birisi olmaya daha şimdiden aday albümün en leş en pislik een karanlık ama bir o kadar da sürükleyici şarkılarından birine sahip oluyoruz babalar sayesinde.

Albümü dinleyip de henüz işe uyanamamışlar için özet mahiyetinde enstrümantal bir şarkıdır zannımca "The Saw, The Torture, The Pain" adlı çalışma.
Belki de tüm ASPHYX diskografisindeki zifiri karanlık işlerden birisi, şarkıdaki yavaşlık ise asla akıcılığa neden olmuyor, en azından bizim gibi şerbetli fanları için.

Meraklılar için grubun MySpace sayfası
http://www.myspace.com/officialasphyx

Resmi web sitesi ise,
http://www.asphyx.nl/

Devamını okuyun...++++

16 Haziran 2009 Salı

Dayı



Dayı'nın gelişiyle ne sosyalizm kalır, ne Gomünizm

(BÜTÜN KARİKATÜR İÇİN ÜSTÜNE TIKLA)

Devamını okuyun...++++

Carlsberg & Mentos



İşte pop-artçı gencin hazin sonu.

Calsberg gibi bir birayı mundar eden genç adam mundar oldu.

Siz siz olun sakIn ama sakIn böle bir denemeyin.



Devamını okuyun...++++

15 Haziran 2009 Pazartesi

Onur Madalyası



Ü.G.W tatile gider, Lord Magius'la sabah akşam içer. Bütün paralarını alkole yatırıp, evde pineklemek dışında başka hiiiç bi seçeneği olmamalarına rağmen nacizane bloglarının yüzüne bile bakmazlar. Erdek sakinleri plajlarda fink atarken, rakıları biraları içip içip kazımanın dibine vururlar.

FAKAT!!!

İstanbul'da cehennemi sıcaklarda, Morbid Angellarla bilenen haribo4grind hergün Haribo'larla doping yaparak haziran ayını tek başına sırtlar.

ONUN İÇİN..



Hans paşanın huzurunda bu ay HARİBO XTREME ONUR MADALYASI'nı haribo4grind'a takdim ediyor, çalışmalarının devamını bekliyoruz.

Devamını okuyun...++++

14 Haziran 2009 Pazar

Terminator - Salvation





Devamını okuyun...++++

Haftanın Sporcusu: Miguel Cotto



Doğum yeri : Porto Riko
Doğum Tarihi : 29 ekim 1980
Lakap : Junito
Boy : 1.70 cm
Kilo : 75 kg
Toplam yaptığı karşılaşma : 35
Kazandığı mac sayısı: 34 / 27 tanesi nakavt olmak üzere.




Devamını okuyun...++++

Haftanın Sürtüğü: Şerife


XTRM HARIBO gururla sunar : ŞERİFE

Henüz 19 yaşında olmasına rağmen dolgun & yuvarlak hatlarıyla hem Kayseri hem de yazlık mekanda kasırga gibi esen Türk cocuklarını birbirine sokan Şerife de blogumuzun sadık okurlarından
Mal ise bende alası var, diye bu fotosunu bize ulaştırmışsa bize de yayınlamak düşer..



Devamını okuyun...++++

Cübbeli Ahmet Serisi - 2

KERHANEDE MÜSLÜMAN VAR CAMİDE KAFİR VAR





Devamını okuyun...++++

Cübbeli Ahmet Serisi - 1


BIG-BANG DENEYİ LÜZUMSUZ



Devamını okuyun...++++

Hitler Lost a Kitler




Devamını okuyun...++++

13 Haziran 2009 Cumartesi

Tayyibicca





Devamını okuyun...++++

11 Haziran 2009 Perşembe

Haftanın Sporcusu: PETER AERTS

Bu haftanın sporcusu Hollanda menşeili aynı zamanda sıkı bir " rocker " olan Peter Aerts.


Ülkesi : Hollanda
Boy: 1.92 cm
Kilo: 110kg

Kariyeri:
I.K.B.F. Dünya ağır siklet şampiyonu
W.M.T.A. Dünya Muay Thai ağır siklet şampiyonu
K-1 GRAND PRIX '97 3rd Place
K-1 GRAND PRIX '94, '95, '98 ağır siklet şampiyonu
K-1 WORLD GP 2001 in Las Vegas Finalisti
K-1 WORLD GP 2003 3rd Place
K-1 WORLD GP 2006 - 2007 Finalisti





Devamını okuyun...++++

Haftanın Sürtüğü: Nurdan



Başkent üni nin gülü olduğu iddia edilen Ankara'nın Jet sosyete dilberi Nurdan da XTRMHARIBO hastası çıktı. Özellikle Köşe yazılarımızın bağımlısı okuyucu bir de çok özel fotosunu diğer okuyucularla paylaşmış. Öpüyoruz Nurdan ..


Devamını okuyun...++++

Suffocation - Blood Oath (2009)

Death metalin buz savaşcıları seneler sonra bile formlarından bişey kaybetmediklerini gene aynen o sabit aksak kendilerine özgü riffleriyle ortamı hala gerebildiklerini kolpa ve özenti takozların yüzüne vurmuşcasına BLOOD OATH ile göstermişler.
Bir süredir grubun Myspace veya envayi çeşit yerde çalınan bu albümden kimi şarkılara göz bile atmayıp sabırla albümün tamamını beklemeye deymiş herşeyden evvel.
Gene şıkır şıkır temiz bir sound var gene iyi bir kayıt örneği vermişler.
Bunun haricinde genele bakınca insanı şaşırtan, hayrete düşüren hiç birşey mevcut değil albümde senelerdir bildiğimiz Suffo işte.


Grubun ideal kadrosu,

Frank Mullen - Vokal
Terrance Hobbs - Gitar
Guy Marchais - Gitar
Derek Boyer - Bass gitar
Mike Smith - Davul


Nuclear Blast etiketli albümdeki şarkılar ise,

1.Blood Oath
2.Dismal Dream
3.Pray for Forgivness
4.Images of Purgatory
5.Cataclysmic Purification
6.Mental Hemorrhage
7.Come Hell or High Priest
8.Undeserving
9.Provoking the Disturbed
10.Marital Decimation

Albümün açılışındaki ilk 2 şarkı geneli ile ilgili tamamıyla bir ipucu, bunları dinlemek bile kayda değer bir fikir sahibi eder dinleyiciyi kanımca.
Akılda pek kalmayan ancak 100lerce kere dinleyince cıtırdan mırıldanılabilecek işler bunlar aynen Pierced from Within ya da Souls to Deny albümlerinde olduğu gibi.

Pray for Forgivness davulcu zenci irisi abinin kısa ama şık bir atraksiyonu ile start alıyor akabinde giren gitar ve vokal performansı ise yılların eskitemediği grubun fanı olmak icin bir gecerli sebep olabilir ancak.
Özellikle canlı performans ortamlarında cok can yakar bu;-)

Sene 2009 ancak Suffo gene de Come Hell Or High Priest gibi bir şarkı yapabilmiş.
Haziran ayında bile insanı şöyle bir ürperten bi o kadar da karanlık böylesine bir şarkı yapabilmek ancak böyle tecrübeli abilerimize mahsus demekki.. Özellikle elektronik alet tamircisi tipli sacı başı seneler evvel dökmüş Müllen herifinin ortaya koyduğu performans hakatten başarılı. Albümün pırlanta işlerinden birisidir bu parça nazarımda.

Undeserving, senelerdir bildiğimiz aksak tıksak, nerede girip nerede nihayete ereceği önceden hic kestirelemeyen rifflerin kaosudur bunu da anca Suffo fanları cakozlar.
Adamlar bazı seyleri yapmamaya and icmişler dinleyiciye asla aman vermeyelim hic kaptırmasın kendini sürekli dikkatini parcaya odaklasın, gibi bir mantığı olmalı bunun.
Ancak bunu böylesine bir ahenkle ve gene death metal sınırlarında tutmak da Suffo nun güzelliği.

Grubun MySpace adresi,
www.myspace.com/suffocation



Devamını okuyun...++++