Lee van Cleef etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Lee van Cleef etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Aralık 2010 Cumartesi

Da uomo a uomo aka Death Rides a Horse (1967)



Western filmleri konusunda söyleyebileceğim en açık şey üç filmden ikisinin birbiri ile paralel ilerlemesi ve benzer sonlarla bitmesidir.Bu filmleri zevkli kılan satır ise aralarında saklı olan ince detaylardır.

Giulio Petroni,Bir çok İtalyan yönetmen gibi Spagetti Western sinemasının altın çağında yıldızı parlamış isimlerden biri.Da uomo a uomo(1967) ile başlayan western serüveni,Tepepa (1968) ve La vita,a volte,e molto dura, vero Provvidenza?(1972)gibi filmleryle devam etmiştir.


1967 yılında beyaz perdeye yansıyan Da uomo a uomo aka Death Rides a Horse,set önü ve set arkası yıldızlarla dolu bir yapıt.Kamera önünde Lee van Cleef,Diablolik ile gönüllerde taht kuran John Phillp Law ve Spagetti Westernlerinin en pislik,en kötü adamları bu muhteşem yapıtta yer almakta.

Gizli kahramansa kesinlikle İtalyan sinemasının en büyük senaristlerinden olan Luciano Vincenzoni.İtalyan sinemasından aklınıza gelen sükse yapmış ne kadar film varsa bir çoğunun senaryosunu ona ait olduğunu görmekteyiz.

Saf kan İtalyan çekimleri ile dolu olan film bir de kusursuz yaratıcılıkta bir senaryo ile süslenince oyunculara sadece oynamak kalmış diyebilirim.



Baş rolde alanlar dışında filmdeki en önemli karakterler,Tek göz Paco ve kardeşi Pedro,Burt Cavanaugh,Walcott.Karakteristik oyunculuklarının yanı sıra günlük hayatlarında da bu tipte insanlarmışçasına oynadıkları tipe bürünen oyuncular olması onları daha bir ön plana çıkartıyor.Bu da belki de italyan Spagettilerin en başlıca özelliliklerinden biri.Kötü adamların iyi adamdan daha havalı oluşu.

15 yıl önce...

Diye başlayan film şu şekilde süre geliyor.

Meceita çiftliğinde gerçekleşen acımasız katliamdan sağ kurtulan küçük oğulları Bill yapılan bu zalimliğin intikamını almak için yemin eder.O esna da geçirdiği şok ve hatırladığı imgeler zihninden asla silinmemiştir.Tek mahmuz,Kuru kafa kolyesi,Yaralı surat,Göğüs kafesinde yer alan dört as ve pullu bir küpe.Olayın ardından yıllar geçmiş bu haydut çetesi köşeyi dönmüş ve Bill'de intikam ateşi ile gün ve gün kavrulmuştur.Ryan(Lee Van Cleef) adındaki çete elemanlarından birinin hapisten çıkması ile başlayan bu soluksuz macera iyi adamların zaferi ile son bulur.



Karakterilik bir Western filmi olan Da uomo a uomo aka Death Rides a Horse kanımca zirve yıllarını yaşan bu türün en değerli yapıtlarından birisi.Akıl almaz mevzuların en gerçekci utopyada süre gelen bu filmi mutlaka seyretmenizi tavsiye ederim.

Haribo Puanı:Hey,Piano player-Hit three notes !!!

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.





Devamını okuyun...>>

15 Ekim 2010 Cuma

La resa dei conti aka THE BİG GUN DOWN (1966)




Sphagetti Western denince adını anacağım ilk üç yönetmen Sergio Leone,
Sergio Corbucci ve Sergio Sollima'dır.


Hiç şüphesiz ki bu üç isim İtalyan Western piyasasının en fantastik ve izlemesi en keyifli filmlerini dünya sinemasına kazandırmıştır.Sphagetti Wsternin dünya çapında bu kadar çok ilgi görmesinde ve sevilmesinde bu şahısların önemi kesinlikle yadsınamaz bir gerçektir.

La resa dei conti\The Big Gundown(1966) Sergio Sollima'nın ilk western
filmidir.

Baş rollerini Lee Van Cleef ve Tomas Millian'ın paylaştığı film,
aynı zamanda toprak ağası da olan senatörün Teksas'tan Meksika'ya kadar
yapılacak olan demir yolu projesinde Jonathan Corbett (L.V.Cleef)'in
kendisini desteklemesi için onun da senatörlüğe aday olmaya ikna etmesini
konu almaktadır.

Corbett,ünü tüm dünyaya yayılmış bir silahşör ve ödül avcısıdır.

Bu konumu destekleyen sahneler daha henüz filmin başında verilmektedir.

Corbett takip ettiği üç hayduttan daha hızlı hareket ederek
onların kendi önüne çıkmasını sağlar ve kanımca western dünyasının en uçuk
düello sahnelerinden biri haydutların gelmesiyle başlar.

Mermisi bitmiş olan haydutlar Corbett'ten üç mermi isterler ve o da üç mermiyi tahta bir kütüğün üzerine yerleştirir.

İşte tam bu anda Sergio Sollima görüntüyü öyle bir açıdan alır ki bu üç mermi ön planda dururken tam onların birebir hizasında arka planda üç haydut gözükür.Tam gazla başlayan film bu temposunu neredeyse hiç düşürmeden sonuna dek devam eder.

L.v.Cleef'e diğer bütün filmlerinde olduğu gibi bu filmde de müthiş
karizması eşlik etmektedir.


Ne, tabulaşmış haliyle iyi görüntüsü çizer ne de tam anlamıyla bir kötü adamdır.Hepsinin dışında bir gerçek var ki tam anlamıyla gaddar ve acımasızdır.Ancak oynadığı filmlerde ona biçilen kendisine has adalet anlayışı,onu tam olarak sınıflandırmaya olanak vermiyor.

Özellikle siyah peleriniyle bir tepenin üstünden görüldüğü andan itibaren
izleyicide; artık bu dakikadan sonra herşeyin onun kurallarına ve anlayışına
göre ilerleyeceği hissini kesin olarak yaratmaktadır.Hiç şüphesiz ki
sert yüz hatları,akbaba gibi olan bakışları ve gülümserken bile ortaya
koyduğu ürpertici ifade hafızalarımıza kazınmıştır.

Tomas Millian,"Bıçak Sanchez" rolüyle mMeksika'lı avare bir suçluyu
canlandırır bu filmde.O da tıpkı L.V.Cleef gibi sphagettilerin tanınmış
simalarından biridir.Sollima'nın Faccia a Faccia (1967) filminde de yine
oldukça başarılı bir rolle yer almıştır.

Sanchez(Tomas Millian) senatör tarafından küçük bir kız çocuğuna tecavüz
edip öldürmekle suçlanır.Senatör onu yakalaması için Jonathan Corbett'ten
(L.V.Cleef) yardım ister.Fakat Corbett'in bilmediği bir şey vardır...


The Big Gundown Sergio Sollima'nın ilk westerni olmasına rağmen büyük
övgüyü haketmektedir.

Filmde,dönemin pek çok İtalyan westerninde olduğu gibi sınıf çatışmasına dair bolca dialog ve sahne yer almıştır.İşçi-köylü tabakasına mensup Meksika'lı çiftçilerle, toprak sahibi zengin baronlar arasındaki toplumsal çatışma sphagettilere has yöntemlerle gayet güzel biçimde işlenir.


Her zaman olduğu gibi bu çelişkinin tam orta yerinde duran bir adam vardır ve yargılamasını her iki kesiminde içerisinde yer aldıktan sonra neticelendirir.Bu netice çoğunlukla ezilen, haksızlığa uğrayan kesim lehine sonuçlanmaktadır. Nihayetinde bu film de olayların ortasında duran adamın, haksızlığa maruz kalmış Meksika'lıyla dost bir biçimde yollarına devam etmesiyle son bulur.

Filmin büyük bir seyir zevki vermesinde yönetmen ve oyuncuların olduğu
kadar müziklerinin de payı çok büyük.

Ennio Morricone'nin besteleri filme ayrı bir atmosfer katmış.İtalya'nın yetiştirdiği en büyük müzisyenlerden birisi olan Morricone, sphagetti westernlerin dünya sinemasında özel bir yer edinmesine büyük katkı sağlamıştır.

Bir filmde müzklerin ne kadar önemli olduğunu,filmin müzikleriyle izleyiciyi çok
rahat etkileyebileceğinin en muhteşem kanıtlarını sunmuş bir bestecidir Morricone.

Zaten İtalyan sineması bunun örnekleriyle dolu olan bir tarihe sahiptir.


The Big Gundown,her yönüyle (L.V.Cleff'in karizmatik oyunculuğuyla, fantastik düello sahneleriyle,etkileyici müzikleriyle vs..) sphagetti western sevenlerin baş klasiklerinden birsi olarak kalacaktır.

Weasel/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

20 Eylül 2010 Pazartesi

Sabata (1969)



Western filmleri günümüzün düzenine keza her şey kalın hatlı çizgiler ile belirlenmiştir.

Her şeyin raconu sabit,kötü adam kötü,iyi adam iyi gibidir.Öyle çılgınca bir ütopyadır ki Western filmleri çoğu zaman seyirci için hayret ve hayranlık uyandırıcıdır.

Bir döneme fena damgasını vurmuş olan bu furyanın en güzel örneklerinden biri de 1969 yılında beyaz perde'de gösterime giren ''Sabata''dır.İtalyan macera filmlerinin usta isimlerinden olan Gianfranco Parolini'nin ses getiren üçlemesinin başlangıç filmidir.

Ömrü savaş ve western filmlerinde geçen ve kanımca western filmlerinin en ıemektar oyuncusu olan Lee Van Cleef baş rol de Sabata'ı canlandırmakta.Django,no name gibi Sabata'da Western sinemasının en fiyakalı isimlerinden biridir.



Baş karakterler dışında spaghetti western adına yan karakterler daha da önemli olduğu Sabata'da daha da bariz ortaya çıkıyor.İtalyan western sinemasının en cefakar oyuncularından biri olan Ignazio Spalla (Carrincha) ve Aldo Canti(İndio) filmin gidişatına fazlası ile renk katmışlar.

Filmin bir diğer önemli karakteri ise Banjo rolün de gördüğümüz Willam Berger.Kuşkusuz ünlü Antonio Banderas'ın canlandırdığı El Mariachi karakteri de Banjo'dan fazlası ile esinlenilmiş.



Senaryo da İtalyan sinemasının en önemli senaristlerinden Renato İzzo yer almakta.

Mevzu bahis aslında oldukça basit.Aynı konulu pornografi de olduğu gibi Spaghetti western için de aynı olay geçerlidir.Bu filmde de demir yolu geçecek olan meksika sınırında ki kasabaya askerler devlete ait olan 100,000 $ teslim ederler.Bunun haberini alan ortamın toprak sahibi kötü adam vali,şerif ve savcıyı da işin içine katarak bankayı soyarlar.Tabi ki banka soyma sahnesi filmin en eğlenceli anlarından biri
.


Olayda bir gün sonra kasabaya gelen Sabata adında ki gizemli adam Carrincho'nun yardımı ile mevzuyu çözer.Carrincho,Indio ve Banjo'nun da ekibe katılması ile full as gibi kötü adamların tozunu attırırlar.

Burdaki ortaklık grubu biraz da iyi kötü çirkin de ki arkadaşlık grubunu andırmıyor değil hani.



Tabi ki her western filminde olduğu gibi bu filmde de sexy abla ortalığı kasıp kavuruyor.Dönemin erotik yıldızlarında Linda Veras Jane rolün de karşımıza çıkıyor.
Hatta kendisi 1965 4 ağustos çıkışlı Penthouse dergisinin sayfalarını da süslemiştir.

Kanımca Sabata serisinin başlangıç filmi olan Sabata (1969) western üçlemeleri arasında en iyiler listesinin üst sıralarında yer almakta.


Lord magius/Haribo extreme culture aittir.








Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails