George Eastman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
George Eastman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
11 Şubat 2013 Pazartesi
Keoma (1976)
Spaghetti Western furyasının görkemli kapanış filmi olan Keoma,Enzo Castellari'nin de unutulmaz baş yapıtlarından.Filmin bu kadar görkemli olmasındaki bir diğer net unsursa İtalya'nın en büyük oyuncularından biri olan Franco Nero.
Devamını okuyun...>>
16 Aralık 2012 Pazar
Emanuelle IN America (1977)
Fransız sinemasının 70’li yıllarda yarattığı “Emmanuelle” karakteri ve bu karakter ile çekilen bir çok soft-erotik seri tüm dünya çapında büyük ilgi gördü. Serinin elde ettiği başarı ve popülerlik, sexplotion türünde sıra dışı ve sansasyonel filmler otaya koymuş olan usta yönetmen Joe D’Amato nun gözünden kaçmamış ve bu furyada kendi payına düşeni en iyi şekilde değerlendirmiştir.
Aynı zamanda bu seri bir turizm rehberi havasındadır. Amerika’dan uzak doğuya kadar pek çok ülkede çekimler yapılarak uluslararası bir içerik kazandırılmıştır filmlere. 1972 yapımı Emanuelle In America D’Amato nun serideki ikinci filmidir. Arkasından gelen Emanuella Around The World filmi ile ortak bir kurguya sahip bu filmde, Laura Gemser (Emanuella) her türlü tehlikeye cesurca atılan ve özgüveni son derece yüksek, kadın istismarına dair bütün gerçekleri tüm çıplaklığı ile ortaya sermeyi kafasına koymuş bir foto muhabir/serbest gazeteci olarak karşımızdadır. New York’ ta başlayan hikayemiz Emanuella’nın, Eric Van Darren (Lars Bloch) isimli baronun malikanesinde kurduğu harem benzeri, her türlü cinsel arzunun tatminini amaçlayan ve bu anlamda sınırları zorlayan ortama dahil olmasıyla sıkı bir başlangıç yapar.
Malikaneye seçilen kadınların her birinin ayrı bir burçtan olması ve havuz başındayken üzerlerinde kendi burçlarını simgeleyen amblemlerin yer aldığı tangalarla ortalıkta gezinmeleri türünden bir çok fanteziyle karşılaşmak mümkün bu sahnelerde. Özellikle baronun bir akşam tüm ahaliyi toplayıp çiftlikteki ahıra götürdüğü sahne izleyenleri hayrete düşürecek cinsten. Burada baron, kızlarından birisinin ahırın içindeki bir atın karşısında çırılçıplak bir şekilde ve şehvetli inlemeleriyle hayvanı azdırmasını konuklarına izlettirir. Emanuelle, işine yarayacak görüntüleri kolyesinin içinde yer alan minyatür fotoğraf makinesi ile çektikten sonra burada daha fazla yapacak bir şeyi kalmadığından kaçarak orayı terk eder. Tabi bu arada da ortamdaki her türlü zevkin tadını çıkarmayı da ihmal etmez.
Kaçarken evde tanıştığı bir adamın arabasına saklanan seksi muhabirimiz, bu şahsın Mount Elba dükü olduğunu öğrenir. Gerçek bir dük olmasını hayretle karşılayan Emanuelle, yeni bir maceraya atılmanın heyecanıyla, adamın davetini memnuniyetle kabul eder. Tam anlamıyla aristokrat bir karakter olan Dük Alfredo Elvize (Gabriele Tinti), misafirini güzel karısına takdim eder ve evliliğin güzellikleri hakkında Emanuelle’ya kısa bir nasihatte bulunarak, en kısa zamanda kendisinin de bunu denemesi gerektiğini söylerler. Fakat evliliğin özgür aşkı öldürmek demek olduğunu dile getiren oyuncumuz, bu konudaki net tavrını ortaya koyar ve evlilik hakkında ki tereddütlerinin boşa olmadığı kısa sürede bir kez daha kanıtlanır. Alfredo ve karısı cinsel tatmin konusunda bir hayli sıkıntı içindedirler. Evliliğin getirmiş olduğu cinsel monotonluk sorununu gayet iyi bilen Emanuelle, bu duruma hiç şaşırmaz ve çiftin bu konudaki sıkıntılarını, olaya direk dahil olarak çözer. Bu anlamda filmdeki Emanuelle karakteri, adeta cinsellik konusunda eğitici/öğretici bir misyona sahiptir.
Dük ve karısının malikanelerinde vermiş oldukları davette Emanuelle, bu kez de burjuva kesimin arsız ve çılgınca seks partilerine şahit olur. Bu davette öğrendiği,ahlaksız zengin kadınların her türlü fantezilerini icra edebilecekleri bir tatil köyünden haberdar olur ve hemen yola çıkar. Burada parayı bastıranın zevkine göre istediği tarzda erkeği satın alabildiğini gören Emanuelle fırsattan istifade, yapacağı haber için bolca malzeme toplar. Bu sefer de erkeğin cinsel bir obje olarak tüketimine şahit olan seksi yıldız, cinsel istismarda erkeğin de en az kadınlar kadar bu işte kurban olarak seçilebileceğini görür. Pansiyondaki odaları tek tek dolaşıp, kapı aralıklarından resimler çekerken, bir odada gördüğü olay kendisini dehşete düşürür. Burada müşteri olan kadın seçtiği adamla sevişirken videoda son derece şiddet içerikli hardcore seks sahnelerini izleyerek tatmine ulaşmaktadır. Bu duruma bir hayli öfkelenir muhabirimiz.
Emanuella In America, hem kurgu çeşitliliği hem de dozu her saniye yüksekte olan macera dolu atmosferiyle, seyir zevkimizi doyuma ulaştıran bir yapım. Her daim, sexplotion türünün takipçilerinin baş yapıtlarından biri olmayı sürdürecektir diye düşünüyorum. Kısa bir süre önce hayata gözlerini uman efsanevi Emmanuella serisinin muhteşem oyuncusu Sylvia Kristell’ide saygıyla anmadan geçmek istemiyorum. O güzel bedeninin huzurla uyuması dileğiyle…
Weasel/Haribo extreme culture aittir.
Devamını okuyun...>>
22 Eylül 2011 Perşembe
1990: I guerrieri del Bronx aka 1990: The Bronx Warriors (1982)
Şiddettin gelecekteki halidir Post-apokaliptik filmler geleceğin dünyası şiddete dayalıdır aynı geçmişin dünyasında olduğu gibi.Sadece Avcının hayata kalabildiği bir dünya.
1990:The Bronx Warriors (1982) şiddet sinemasının tecrübeli ismi Enzo.G.Castellari imzalı geleceğin açılan farklı bir kapı.Bu Issız topraklar da seçilmiş kişi gözüyle bakılan yalnız savaşçılar ya da vahşi hayvan sürülerini andıran çeteler boy göstermektedir.Assault on Precinct 13 (1976,The Warriors (1979),Escape from New york (1981) ve Mad Max (1979) gibi sükse yapmış filmlerin izin gitmiş sıra dışı yapımlardan biri.
Baş rollerinde Mark Gregory, Fred Williamson,Vic Morrow ve George Eastman yer almakta.Senaryoda ise Dardona Sacchetti ve Elisa Briganti yer alıyor.Bunların dışında filme kesinlikle en büyük katkı ise Hell's Angels motor çetesinden gelmiş.
Değişen dünya düzeniyle bölünen eyalet sistemi bir nevi dere beyliğine dönüşürken New York'da işler daha farklı ilerlemektedir.Çetelerin hakim olduğu Bronx kendi içinde düzenin sağlamıştır.
Çetenin lideri olan genç savaşçı Trash tarafından korunan Anna olacakları hissetmektedir.Öte yandan başkan kızının bir kaç gün sonra ki doğum gününde yaşayanlarına güven ve mutluluk konuşması yapacak olmasına rağmen ortada olmaması bir sonra ki seçimleri tehlikeye sokacağı için endişe duymaktadır.Bunun için ise kiralık katil olan polis teşkilatının özel adamı Hammer görevlendirilir.
Çizgi roman tadında ilerleyen film gayet başarılı.Bir kaç zayıf noktasını görmezden gelmek gayet mümkün.Mesela filmin Bronx'da değil de Broklyn'de geçmesi gibi.Türünün perde arkasında kalmış filmlerine öncelik eden 1990:Bronx Warriors gece yarısı kuşağınıza renk katacak bir film.
Lord magius/Haribo extreme culture aittir.
Devamını okuyun...>>
11 Mart 2011 Cuma
Cani arrabbiati aka Rabid Dogs (1974)

Suç filmlerinin zirve yaptığı yıllar olan 70'ler de,Mario Bava da bu furyadan geri kalmayarak Cani Arrabbiati aka Rabid Dogs (1974) ile suç filmlerine bakış açısını tamamiyle değiştirmiştir.
Mario Bava'nın usta yönetmenliği,Alessandro Parenzo'nun muthiş senaryosu ile birleşince sıra dışı bir iş hortlayı vermiş.Baş roller de ise Riccardo Cucciolla,Don Backy,Lea Lander,George Eastman ve Maurice Poli yer alıyor.

Suç ve İstismar Filmleri arasında baş sıraları çeken Rabid Dogs,şaşırtıcı senaryosu ile ön plana çıkıyor.Alışıla gelmiş olan av-avcı ilişkisini tepetakla eden film avlanan avcı yaklaşımı ile beklenmedik bir son yaratıyor.
Özetle bir grup soyguncunun yaptıkları vurgundan sonra yaşadıkları kaçış macerasını anlatmakta.
Daha detaya inersem mevzunun tadı kaçacağını düşündüğümden,filmin konusundan bu kadar bahsedeceğim.

Film genel havası itibariyle Alfred Hitchcock'un en başlıca filmlerinden Rope (1948) çağrıştırdı.Bir nevi yol hikayesi tadında olan film tek mekan (araba) olmasından dolayı böyle bir çağrışım yaptı sanırım.Oyuncuların sergiledikleri karakteristik performans ise kelimeler ile anlatılamayacak seviyede.Liderleri doktorun yanında yer alan blaze ve 32'ın davranışları filmin adına bire bir uyuşuyor.Ayrıca filmdeki nihilist yaklaşımlarda oldukça dikkat çekici.
İleri ki dönemde gelen The Last House on the Left ve tarantino'nun meşhur Resevior Dogs'un da bu filmden esinlenilen bir çok öğe görebilirsiniz.
Toparlamak gerekirse Rabid Dogs,bütün izleyenlere hitap eden ve merak uyandıran bir baş yapıttır.
Lord magius/Haribo extreme culture aittir.
Devamını okuyun...>>
Etiketler:
Cani arrabbiati,
Exploitation movies,
Film analizleri,
George Eastman,
gerilim,
Grindhouse,
Mario Bava,
Rabid Dogs,
suç
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)












