Journal of Zombies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Journal of Zombies etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ekim 2011 Cumartesi

The Active Set - Famous For Dying


Steve Barnes adlı extremeharibo okurunun bizler ile paylaştığı video.



Bu tarz müziğe tam olarak ne deniyor bilmiyorum ancak klip gayet güzel olmuş.

grubun diğer parçalarını merak edenler için myspace adresi:LINK

Steve Barnes tarafından yollanmıştır.

Devamını okuyun...>>

2 Eylül 2011 Cuma

Zombiler ve Şiddet


Şiddet insanoğlunun en başlı dışa vurumlarından biri kanımca ve hatta ağlamakla gülmenin ardından gelen 3 tepki.Korkarak,öfkelenerek ve çaresiz kalarak baş vurduğumuz şiddet eylemi iş görsele döndüğünde insanların en çok tepki alan görsellerin başında olmasıda insanlığın ayrı bir çelişkisidir.

Zombi filmlerindeki şiddet Hegel ve Sartre'nin belirtiği arzu çatışmasıdan daha çok Nietzche'nın Nihilist yaşamda şiddet felsefesinin tam ortasında yer almaktadır.

Night of the living Dead'ın ardından modern zombie anlayışı tüm dünyaya korku salmaya başlamasıyla birlikte gerçek yüzleri olan şiddetti en saf haliyle göstermeye başlamıştır.
Romero'nun iki milat filminin ardından (Night of the living dead-Dawn of the dead) 1968 ile 1978 arasında ki dönem ve sonrasındaki Avrupa sineması ve Amerikan B-movielerinde boy gösteren zombi filmleri kanımca zombilerin altın çağıydı.

Bu altın çağı tetikleyen faktörler arasında en büyük etkenlerden biride hiç kuşkusuz Marvel çizgi romancılığın Zombie adlı korku yapımı ve Creepy,Errie serileri 70'ler de ki bir çok zombi filmine ilham kaynağı olduğu gözle görülür bir gerçek.

Armando de Ossorio'nun Blind dead (1971-1975) serisinde tarihin derinliklerinden gelen lanetli tapınak şövalyeleriyle dehşet saçarken,Children Shouldn't play dead things ile Bob Clark şeytanın tüm güçleriyle ölüleri ayaklandırırken,Christoper Lee'nin baş rolde yer aldığı Horror Express adlı ispanyol yapımında ise tibetin derinliklerinden donmuş olarak bulunan dünyanın ilk günlerine ait bir varlığın bedeninde yer alan uzay dışı bir cismin insanları köleleştirek zombilere çevirmesi olay yaratmış,1977 Shocking Waves de ise nazi zombi askerleri Floridanın sahillerinde yeniden hayat bulmaktadır.



Altın Çağ

Dawn of the Dead (1978) İtalya'da Zombie adıyla yayımlası aslında bu muhteşem dönemin başlamasının nedeni.Argento ve Romero'nun ikincisini çekmeyi planlarken Lucio Fulci'nin elini çabuk tutup 1979 yılında Zombie 2 adıyla sinemalarda gösterime giren kanımca da gelmiş geçmiş en iyi zombi filmi olan bu yapım,bir çok ülkede ağır makas yiyerek yayımlanırken bir çok taklit yapımı ve devam filmleri de kısa süre de geldi.Dünyayı ayağa kaldıran bu film,Dawn of the Dead'in devamı gibi algılansa da bence tam Night of the living Dead ile Dawn of the Dead'ın ortasında ki kayıp hikaye gibi.

Hatta denemenizi tavsiye ederim ilk önce Zombie 2 'yı,ardından da Dawn of the Dead'ı izlemek daha keyif verici.Hiç kuşkusuz Zombie 2'nın bu kadar başarılı olmasında ki en etkili neden su takılmamış bir vahşet gösterisini içinde barındırması dışında Gianetto de Rossi'nin imzasını taşıyan zombi figürlerinin gaddarlığı.

Zombie 2'le başlayan gore zombi furyası italyan sinemasında çabucak dallanıp budaklanmıştır.Ruhsuz bedenlerin geçit törenine karşı insanoğlunun hayatta kalma savaşından kesitler sunan bu yapımlar,insanlığın sonunu getirecek tam olarak nedeni belli olmayan dini öğeler ve bilimsel öğeleri çaresiz bırakan lime lime bedenlerin güç gösterisini tüm saflığı ile ele alırken,insan oğlunun modern yaşam düzeninde ki ego tatminine bağlı şiddet arzusunu en olan haliyle ortaya sürmektedir.Nihilistik yaklaşımın dışında ikonoklastik bakış açısı da zombi filmlerinde çokça gözükmektedir.Beyaz perdeye bu yansımaların temelinde ise modern çağ insanın sistem içinde ki sıkışıklığının kurtuluşu olarak algılanması garipsenemez.



Çeşitli kural ve kanunlara göre yaşamımızı sürdürmek zorunda kaldımızdan dolayı genetik geçmişimiz de bulunan yaşam mücadelesine en kolaydan dönüş şekli gibi gözükmektedir.Öldürmek,yağmalamak,güvenli yerde barınmak-saklanmak,en temel ihtiyaçlar dışındakileri yok saymak ve savunma iç güdüsüyle çekiciliğini artırmaktadır.

Umberto Lenzi Nightmare City (1980) Nükleer kaza sonucu zombileri yataklandırıken,İtaşyanın Ed Wood'u Bruno Mattei ise gene aynı tarihte Hell of the Living dead ile insan aklının sınırlarını zorluyan bir kaos şölenini gözler önüne sererken,Andrea Bianchi Burial Ground'la izleyiciye çürümüş cesetler ile korku saçıyor.



En belirgin olarak ele aldığım film isimleri dışında gene Lucio Fulci'e ait olan The Beyond (1981),City of the Living Dead(1980) ve 1988 yılında ki Zombi 3 tartışmasız türünün en iyi filmleri arasında yer almakta.Fransa da Jean Rollin Zombie Lake (1981) ile nazi zombilerini canlandırırken İspanya ayağında Jesus Franco Oasis of Zombies (1983) benzer bir konuyla karşımıza çıkıyor.

Furyanın ilgisini kaybetmesi bir yana rakamların büyüdüğü Sinema sektöründen 90ların ilk yarısından sonra bu tarz yapımların sonunun gelmesi yeri geldiğinde göz yaşı dökülecek kadar üzü olmaktadır.

Eski kıtada yaklaşım böyleyken yeni kıtada ise;işler Romero'nun tekelinden çok uzağa gitmemiştir.
Kiyamet yaklaşımının dışında etkiliyici senaryolarıyla Dead and Buried (1981) yer almakta.

Daha çok komedi/teenage olarak ele alınan gore oranı yüksek olsa da bir kaçı dışında pek başarılı oldukları söylenemez.Buna keza 80'ler de pek dikkat te almayan Amerikan sineması 2000'lerin başlarından itibaren günümüze kadar 100'lerce kendilerince çeşitli mutasyon evreleri yaşattıkları zombi filmlerinde yeni bir çığır açtıklarını düşünmektedirler.

Son olarak sistemin en küçük oyununa dahi gelmeyen çarkları cürümüş bedenleriyle yok eden zombiler,sıkıçı ve bunaltıcı düzende insan oğlunun en öz duygularını kabartarak bir anlığına bile olsa yaşadığı hayata göz atmasına parçaladığı bağırsaklarla neden olur.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

10 Haziran 2011 Cuma

Zombilere Bakış-1

Korku sinemasının dışlanmış çocukları zombiler.Sahne hasılatlarına bakıldığı zaman zombi sevenlerin sayısı bir avuç insandan ibaret değil.Bunun mutlaka çeşitli nedenleri olması bir yana zombiler ile insanlar arasında ki bağ zombilerin önceki hayatlarında yaşayan varlıklar olmasından daha öte.



Temeli voodoo ve kara büyüye dayanan zombiler günümüz dünyasında çok farklı bir yere gelmişlerdir.

Bu farklı konuma gelmelerine de en büyük pay George Romero'a aittir.Romero'dan önce zombiler köledir ve işin aslıda budur.Afrika da ki zombicilikten yıllar sonra köle tacirleri tarafından özellikle kolonicilere satılan Afrikalıların mısır,pamuk,şeker kamışı gibi tarımsal alanlarda çalıştırılmaları ve taşıdıkları köle damgasını adlandırır.Aynı zamanda sanayi devriminin ilk yıllarında İngiltere de ki sanayi işçileri de aynı sıfatla çağrılmışlardır.


Korku sinemasınında ki ilk zombiler de bu şekilde boy göstermektedir.White Zombie (1932) ve I walked with a Zombie (1943) adlı yapımlarda bu kölelik ve zombi ilişkisi sergilenmektedir.Daha sonra 2.dünya savaşının ardından zombiler sadece siyah köle takımını değil bir çok farklı toplumdan dışlanmış ya da topluma kötü olarak ilan edilenlere de zombi sıfatı yakıştırılmaya başlanmıştır.


2.Dünya savaşında bunun bir örneği de Nazi ordusunda yer alan askerler için söylenmiştir.Amerikan ordusu askerlerine Nazilerin yaşan ölü olduklarını hakkında hikayeler uydurarak,askerler üzerine korku salmışlardır.Belkide bu kokuyla yüzleşme isteği düşmanı daha ciddiye alma durumuna yol açmış ve zafere ulaşmalarında bir nevi dürtü olmuştur.




Değişen dünya da zombiler alt kültüre kaymakla birlikte Hollywood'un parıltılı sahnesinden de kovulmuştur.B sınıfı filmlerin ise vazgeçilmez ögelerinden biri halini almıştır.

1968 ve Zombiler




Romero'nun Night of the living dead filmiyle birlikte zombiler artık devrimci semboller taşımaya başlamış ve sadece faşistler tarafından kelle avı başlamıştır.Tarihte örnekleri K.K.K dönemi A.B.D andırmaktadır.Hayata kalma savaşı verenler ise aşırı duygusal tasvirlerin içine sokulmuştur.


Night of the living dead ile birlikte zombilere isyankar ve devrimci bir rol verilmiştir.Hunharca etrafa saldırıp,İnsanları yiyen sadece beyinlerinden vurulduğunda ölen ve karmaşaya neden olan zombiler modern zombi anlayışının başını çekmektedir.İleri ki filmlerinde de bunu sürdüren Romero diğer korku filmlerinde de bu tarz yaklaşımlarıyla göze batmaktadır.


Film çekildiği yıllarda ki dünyanın durumu kanımca zombilerin kölelikten çıkmasında en büyük etken olduğunu düşünüyorum.Zombi filmlerinin derinliklerinde yatan bu gerçeklik her ne kadar arka plan da kalsa da kanımca bu kaos ve anarşi durumunun yanı sıra insanın tam bağımsızlığını (ölü olsa dahi)simgelediğinden dolayı insan oğlu diğer tüm yaratıklardan daha çok kendine yakın ve korkutucu bulmaktadır.

Zombi gerçek özgürdür....


Zombi herhangi bir sistemin içine dahil edilemez....


Zombi doğanın gereğine göre hareket eder....


Zombi bağımsızdır.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

22 Şubat 2011 Salı

Trapped Dead



Geçtiğimiz günlerde piyasaya sürülen Trapped Dead gayet zevkli bir zombi oyununa benziyor.Çizgi romanımsı grafikleriyle gayet iyi bir gerçek zamanlı strateji oyunu.











offical site



Devamını okuyun...>>

27 Ocak 2011 Perşembe

Zombie Attack no:1 Rise From Graves Complation




Entombed-Living Dead



Death-Zombie Ritual



Impetigo-Breakfast at the Manchester Morgue




Cannibal Corpse-The Undead will Feast



Terrorizer-Dead Shall Rise



Necrophagia-Season of the Dead




Tankard-Zombie Attack







Devamını okuyun...>>

26 Ocak 2011 Çarşamba

Daha lezzetli olabilirdi



Fast food yemekleri biz insanları obez yerine zombilere dönüştürseydi daha eğlenceli ve lezziz olabilirdi.




Devamını okuyun...>>

8 Nisan 2010 Perşembe

Infectonator World Dominator


Zombici tayfa için eski zamanlardan güzel bir oyun. Infectonator World Dominator isimli oyunda esas olayımız zombileri geliştirmek. Virüsleri geliştirerek, zombilerimizi daha kuvvetli yapıyoruz.


Devamını okuyun...>>

2 Mart 2010 Salı

11 Şubat 2010 Perşembe

24 Ocak 2010 Pazar

Best Zombie movies TOP 13



1.city of the living dead
2.dead and buried
3.the night of living dead
4.zombie
5.dawn of the dead(1978)
6.breakfast at mancester morgue
7.i drink your blood
8.blind dead series
9.the dead next door
10.white zombie(bela lugosi)
11.re-animator
12.dead meat
13.hell of the living dead


Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>

12 Ocak 2010 Salı

Left 4 DEAD 8-Bit



Son zamanların en iyi zombi oyunlarından biri olan Left 4 Dead 8-bit versiyonu piyasaya sürüldü.Beleş olarak bulunan oyun oldukça keyifli.


En eski platfrom oyun mantığına dayanan oyun 4 ayrı karakterle ilerleme şansı sunuyor.


Resmi Sitesi

Devamını okuyun...>>

8 Ocak 2010 Cuma

6 Ocak 2010 Çarşamba

19 Aralık 2009 Cumartesi

Süre gelen Zaman



Hastalık git gide daha yaygın bir hale gelmekteydi. Kimse bir çaresini bulamıyordu. Yurt dışından ve ülkenin çeşitli il ve ilçelerinden de yeni vakalar ortaya çıkıyordu.

Ben bunların uzağında sesiz, sakin ve karanlık bir hayat sürdürüyordum.
Her gün havanın kararmasını iple çekmek ve gecenin karanlığında huzura kavuşmak fazla ketumcaydı belki; ancak karanlığın verdiği dinginliği bulamıyordum gün ışında. Boğuyordu, çürütüyordu beni. Her yeni doğan güneşe bir önceki günden kalma kanlı gözlerle bakıyordum.

Bazen 2-3 saat, çok nadirdi uykumu tam almam.

Gene böyle bir gündü. Köşe başındaki bakkala gittim. Ben içeri girdiğim de bir müşterisi ile laflıyordu.

Bekledim. Beklerken de o garip gün geldi tekrar aklıma. Rancerin ve bu deyuz adamın davranışları tabi bir de o çöp tenekesinin yakınlarında yatan şahıs.

Sonunda sıra bana geldi. Sigaramı aldım. Çıkarken seslendi bana.

-Olanları duydun mu?

-Hayır.

-Şarapçı ibo vardı bilir misin?

Nasıl bilmezdim ki kayıkhanenin etrafında içer dururdu. Üç liralık plastik şişeler de ki şaraplardan içerdi. Bende arada oralarda içerdim denk gelirdik hep.

-Tabi.

-Geçen gece cesedini bulmuşlar.

Kurtulmuş demek.

-Hadi ya birimi öldürmüş? Ne olmuş ki?

-Bilmiyorum ama cesedini param parça bir halde bulmuşlar. Karnı deşilmiş, organları
sökülmüş bir vaziyete. Polisle konuştum öle tesadüfen denk geldi. Organ mafyasıdır diyorlar.

-Olabilir. Neyse sonra konuşuruz tekrar.

-Ya bir de kusura bakma geçen günler de olan için seninde huzurunu kaçırdık.

-Yapacak bir şey yok. Siktir et dayı.

Diyerek oradan uzaklaştım. Evin yolunu tutum tekrar. Hava git gide soğuyordu artık.
Gökyüzündeki bulutların güneşi kapama savaşını izlemek ne kadar da zevkliydi. Bahissimi her daim bulutlara yatıyordum. Güneş efendi bir yolunu bulup gene sırıtıyordu. Onların arasından ama gene de çekişmeli bir müsabaka olduğu kesindi.

Eve geldiğimde t.v ye bir göz attım artık olaylar kadın programlarına dahi
sıçramıştı.

Bir din maymunu, bir doktor, bir koca karı ilaçları yapan çakal ve tabii ki de bir astroloji uzmanı ve kaşarlar kaşarı varoş gülü sunucuları ile bu etrafta gezen ölümcül, tanımlanamayan salgını tartışmaktaydılar.
Kendi aralarında saçma sapan bin türlü komplo teorisi ürettiler. Ne kadar da olaylara hakimlerdi.

T.V kapatıp odama yöneldim. Zagor okuyup zaman geçirmeyi düşündüm. En güzeli Havanın kararmasını beklemekti.

Hava karanınca yapacak işler daha fazlaydı kesinlikle. Bu aralar ki içinde bulunduğum hava yatığım yatağı daha çok bir tabutmuşçasına hayal etmemi sağlıyordu. Bu hastalıklı hayaller zevk veriyordu bana.

İnternetin başına oturup gezinmeye başladım. Vodoo ve kara büyü ile ilgi birkaç makale ve video izledim. Karmaşık ve etkiliciydi. Ayinlerdeki kan banyosu ve çeşitli törenler muhteşemdi. Aklıma kurban bayramı geldi bir anda. Oldukça kanlı geçmişti benim adıma.

İdam edilen esir askerler gibiydi adeta koyunlar. Bizde onları izleyen generallerdik.
Son arzuları hep ‘’meee’’ oldu.

Havanın karamasına az bir zaman kalmıştı. Yemekten sonra Gelincik ile buluşup yeni tanıştığımız iki kızın evine gidecektik. Bir sigara yakıp evin içinde gezindim. Pencerenin yanında dikilip yola doğru bakındım beklentisizce. Bomboştu her yer.


Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>

17 Aralık 2009 Perşembe

3 Aralık 2009 Perşembe

Ölü gibi



Ertesi sabah uzun süreden sonra mutlulukla uyandım.Huzur ve rahatlık.

Gördüğüm rüya akılıma gelince daha da keyiflendim.
Yüzlerce kurtçuk ceset kemiriyorlardı.Saatlerce sürdü ve hiç bitmedi.Kahvemi hazırlayıp sigaramı yaktım.
Balkondan etrafa bakınıyordum.İçeriden telefonun mesaj sesi yankılandı.

Kahvemi bittirdikten sonra gidip baktım.

Üç arama iki de mesaj vardı.Aramaların üçü ve mesaj biri Duru'dan dı.Diğer mesaj ise müşteri hizmetlerinden.En sevdiğim,sorunsuz ve karşılık beklemeyen mesajları onlar atmaktaydı.Bu yüzden hiç rahatsız olmuyordum bundan.Duru ise akşam saat kaçta buluşalım diye mesaj atmıştı.Daha çok erkendi bunu düşünmek için hem son zamanlarda ki sevgi dolu bakışlarından tiksinir hale gelmiştim.Ne sevgisi be kızım benim seveceğine git ölü sev demek geliyordu içimden.

Sesiz kalıyorum.

Ölü diye sayıkladım kendi kendime ve telefonu bir kenara fırlatıp;Pc başına oturdum.Karantina altındaki ölü sayısı hala iki di.Otopsi sonuçları teşhis edilememişti ve asıl gelişme İzmir'de yaşanmıştı.Yirmi dört yaşında T.Ç adında bir bayan benzer şikayetlerden dolayı sabah saatlerinde hastanede karantinaya alınmıştı.Eşinin açıklamasına göre son 3 gündür adeta ölü gibi davranmaktaymış.Bu hayat dolu genç kadın.

Ölü gibi....


Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails