Martin Scorsese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Martin Scorsese etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mart 2011 Pazar

Goodfellas (1990)

Free Image Hosting

Hazır bikaç yazıda Martin Scorsese paşaya saygılarımızı sunmayı adet haline getirmişken adamın belki de en klas, en başarılı en gercekçi filmi olan GOODFELLAS ya da memleketimizdeki bilinen adı ile SIKI DOSTLARI yazmamak elbette olmazdı.

Bir sinema filminde aksiyon biraz da heyecan arayan her seyircinin en beter ihtimalle sevebileceği en iri ihtimalle de aynen bizim gibi hastası olacağı; argo ve küfürlerin gırla duyulduğu, fonda çalan müzikleri ile o plağın dönemini çok klas sekilde hissettirebildiği, gangasterlerin de sadece adamları vurmak kesmek gibi şeylerin haricinde şakalaşıp makara kukara yapabildiğini gördüğümüz pek te çalışma beyaz perde alemlerinde yok maalesef.
Böylesine güçlü, bariz ve net tarz sahibi karakter oyuncuları arasında çok süpriz isimler belki de bikaç dakkalığına birkaç sahnede tanık olacaksınız.
Böyle güçlü kadro ancak Scorsese dayıya nasip olmuş işte.

Free Image Hosting
Görgüsüz, kaba saba, ucuz, sahtekar, iki yüzlü ancak kural kaide nedir? racon nedir? nerede nasıl davranılır?? vb bazı kuralları içselleştirmiş bir avuç it kopuk italyan asıllı amerikan kenar mahallesindeki bitirim tipin arasına daha çocuk yaşlarda karışmış; önceleri ayak işlerini yapmış ama sadakat ve ketumluğundan zerre ödün vermemiş irlanda menşeili bir hırtolozun ortak yaşam hikayelerini, nasıl da adam dövdüklerini ve haraca bağladıklarını bununla beraber en önemlisi; kaba kuvvete binayen bazı çakallıkların da ne kapılar açabildiğini elbette Martin Scorsese gibi bir yönetmenin kurgusu ile izlemenin tadını alacağınız bir çalışmadır bu film..
Filmdeki kadro aynen şöyle:

Yönetmen: Martin Scorsese

Robert De Niro ... James 'Jimmy' Conway
Ray Liotta ... Henry Hill
Joe Pesci ... Tommy DeVito
Lorraine Bracco ... Karen Hill
Paul Sorvino ... Paul Cicero
Frank Sivero ... Frankie Carbone
Tony Darrow ... Sonny Bunz
Mike Starr ... Frenchy
Frank Vincent ... Billy Batts
Chuck Low ... Morris 'Morrie' Kessler
Frank DiLeo ... Tuddy Cicero
Henny Youngman ... Himself
Gina Mastrogiacomo ... Janice Rossi
Catherine Scorsese ... Tommy's Mother
Charles Scorsese ... Vinnie

Free Image Hosting

Efendim kısaca filmdeki hadise şudur:

Henry işci bir ailenin cocuğudur, çok asabi ama ailesine de bağlı, dürüst bir işçi babanın evladı olmayı daha toy yaşlarda bile içine sindirememiş gözü çok yükseklerde olan bir gençtir.
Free Image Hosting
Gözü çok da yükseklerde değildir esasen, hemen karşı kaldırımda taksi durağında takılan italyan menşeili, iri kıyım iyi giyimli ve kolay yoldan mangır kazanmayı profesyonel meslek haline getirmiş belinde silahsız wcye dahi gitmeyen adamlara bakıp iç geçirmekte bir gün yanlarına yanaşmayı düşlemektedir.
Free Image Hosting
Bir dizi tesadüf sonucu çeteye girmeye başarır, henüz sakalları bile bitmemiş bacaksız denecek yaşta olduğu için götür getir ayak işleri ile iştigaldeyken tüm ağır abilerle de tanışır ve onlara kendini sevdirir.

Bazı kendinin de şanslı olmasından kaynaklı badireyi yüzünün akı ile atlatıp kimseyi okumaması kimseyi ispiyonlamaması sayesinde çeteye olan sadakati ödüllendirilir ve kendisine bazı sorumluluklar verilir.
Bunları da başarı ile sonuçlandırdığında yeraltı suç dünyasının sayılı zenginlerinden birisi olmuştur.
Free Image Hosting
Kasırgalı evliliği ve metresleri, kolay yoldan biraz da vandavalca tarzı yüzünden semtinde korkulan birisi de olmuştur.
Ancak bu görkemli günler fazla da sürmez, bir gün kodesi boylarlar, hem de çetenin tüm ağır topları aynı anda aynı koğuşa düşerler..

Kodesteyken bile dışarıdaki kuryeleri ve adamları sayesinde işleri yürüten daha çok kapalı bir yerde yiyip için kumar oynamakla sorumlu tipler gibi paşa paşa günlerini doldurup eskiden de hızlı ve gaddar şekilde gene yeraltı dünyasına bulaşırlar.
Ancak bu kez işin içinde uyuşturucuı bilumum madde ticareti de karışınca işe FBI gibi hükümete hizmete hayatını adamış tiplerle yüz göz olmak zorunda kalırlar.
Buruna doldurulan sınırsız miktarda kokain ve kendine aşırı güven neticesi hatalar ardı ardına gelir, çete içinde "her koyun kendi bacağından aga" mantığı da peydah olunca tüm işler taklaya gelir ..

Mafya içindeki hesaplaşmalar neticesi kaybedilen çete üyelerine bir de Henry nin polise enselenip gizli tanık konumunda çete hakkında itirafları sıralaması ve gene tanık koruma programından faydalanıp başka bir kimlikle kendisi ve ailesini başka bir eyalete taşıması ve çok daha sessiz sakin mütevazi bir hayatı tercih etmesi ile de film ya da bu şaheser son bulur ..

İşte filmden kimi kare ve sahneler:

Free Image Hosting
Free Image Hosting
Free Image Hosting
Free Image Hosting
Free Image Hosting






Devamını okuyun...>>

25 Şubat 2011 Cuma

Raging Bull (1980)

Free Image Hosting

Hiç şüphesiz ROBERT DE NIRO gibi bir aktörü zirveye taşıyan tüm yaratıcılığını ve o meşhur "1001 surat" lakabını hakkettiğini gösterdiği sayılı sinema şaheserlerinden birisidir RAGING BULL nam ı diğer ülkemzdeki adı ile:KIZGIN BOĞA, bu gece bu işi kovalıyoruz ..

Bir dönem ringlerde kendi halinde namı olan, oldukça çalkantılı bir yaşam sürmüş ve kenar mahalle delikanlılığından, racon işlerden aldığı altın kemer e rağmen asla kurtulamamış Jake LaMotta adlı boksörün yaşamından uzunca bir kesitin sunulduğu; tamamen siyah beyaz karelerden ibaret ve oldukça nostaljik bir kamera tekniği ile çekilmiş bu film elbette ringlerde geçen asıl kahramanların boks eldivenlerinin olduğu alelade bir aksiyon filminden çok öte birşey olduğu hatta kişisel yorumum bu filmin tam bir dram olduğu yönündedir.
Free Image Hosting

:Künye:

Senaryo: Jake LaMotta
Yönetmen: Martin Scorsese

Filmdeki esaslı kadro:

Robert De Niro... Jake La Motta
Cathy Moriarty ... Vickie La Motta
Joe Pesci ... Joey
Frank Vincent ... Salvy
Nicholas Colasanto ... Tommy Como
Theresa Saldana ... Lenore
Mario Gallo ... Mario
Frank Adonis ... Patsy
Joseph Bono ... GuidoFrank Topham
Free Image Hosting

Evet, oyuncular muhteşem bir grafik sergilemiş ama iş gene sinema üstadı Martin Scorsese kurgusunda bitmiş nitekim " En iyi Kurgu " ödülünü de almış ertesi seneki ödüllerde ..
Ayrıca yazılı ve görsel medyadaki eleştirmenler tarafından da iddia edilir ki bu filmdeki dövüş sahnelerindeki ses efektleri, gerçeğe en yakın en uygun seslermiş ve montajın akabinde ses dosyalarını başka filmlerde kullanılamasın diye de imha etmişler :o

1940 ortalarında amerika da geçen filmin konusuna gelirsek:

La Motta, kardeşi ve eşiyle yaşayan henüz ringlerde istediği çıkışı gerek çakallığı gerek para hırsı gerek se şansızlığı sayesinde de bir türlü gerçekleştirememiş; bununla beraber emekli olacağı günlere de yaklaşmış bir boksördür.

Amerika daki ring mafyası ile hem de sevmeden edemediği ama sık sık da tartışıp tekme tokat kavga ettiği biraderi Joey (Joe Pesci) ile uğraşırken hem antremanlarına devam etmekte hem de hovardalık yapmaktan da geri kalmamaktadır.

Ansızın aşık olduğu biraz kenarın gülü Şükufe modundaki Vickie ile tanışıp aşık olmaları kısmen paranoyak fikirlerle de cebelleşen La Motta nın yaşamını tamamen değiştirecektir.

Maçlara hazırlanması zaten bir dert olan maç sonrası şikelerin getirdiği yıkım ve de giderek buram buram kıskançlıklarla ve şifozren darbelerle göçmüş ruhuna rağmen LA Motta bikaç başarıya imza atar 3 5 kuruş para bile kazanır.
Tam bu esnada delicesine kıskandığı eşine kardeşi Joey in tıklattığını düşünmesi ile kardeşini ilelebet kaybetmesi pahasına kavga eder, artık La Motta yaşamda ve ringlerde yalnızdır ..

Maçları hırsı ve odun gibi kalın kafasının dayanıklılığı ile kazanan ve bir süre yoluna böyle devam eden La Motta, bir gün sıkı pataklanır, hastanede komalık olur ve o kalın kafasına rağmen ringlere veda etmesi gerektiğini anlar..
Free Image Hosting

Kıytırık şöhreti ve genelde it kopuk görgüsüzü tayfadan ibaret muhitine güvenerek bir lokanta açar sabah kahvaltısında bile alkol almaya başlar iyice tombikleşir ve adeta maskara bir balon gibi ortalıkda cirit atmaya başlar.
Lokantasında aynı zamanda stand up tabir edilen show işlerine bakıp muzır esprilerle konukları kahkahalara boğan La Motta elinde purosu koca göbeği aldığı sınırsız alkol ile iyice dağıtmış bir haldeyken yediği naneler yüzünden karısından da olur.
Kadın, okkalı bir tazminat ve çocukları alıp uzaklaşır.
Tam bu esnada henüz reşit olmayan bir kıza tıklatması ile başı belaya girer ve kendisine senelerdir için için diş bileyen bir ekip tarafından derdest edilir.
Tüm malları elinden çıkar, artık çulsuz bir adamdır öyle ki büyük bir gururla aldığı altın kemerini bile 3 kuruşa satma durumuna düşer..

Kardeşi ile yolda kırlaşmış saçları düşük omuzları ve derbeder halleri ile karşılaşmaları ve affedilememesi La Motta yı köprü altına düşürür. Ortamın maskarası olmuştur herkesin kendisine sırt döndüğünü anlaması çok uzun sürmez..
Free Image Hosting
Patlayan fotoğraf makinesi flaşlarının cirit attığı hem görkemli bir sporcu yaşamının hem de sefiller sefili gözler önüne seren film kanımca tam ibretlik.
Ne oldum dememeli, ne olacam demeli .. demekten insan kendisini alamaıyor.
Oyuncular rollerine çok sıkı hazırlanmışlar, Robert herifi bu işleri hakkıyla canlandırabilmek için çok da gaddar geçmeyen bikaç maça dahi çıkmış.
Omzunda tere bulanmış havlu ile ring iplerinin gerisinde bağırıp cağırıp taktik verirken kah kum torbası gibi yumruklanıp kah ağabeyinin karısı ile olan kavgalarında arada kalması ve isyan etmelerini izlemeye doyamadığımız cefakar Joey karakteri ise hiç şüphesiz aktör Joe Pesci yi ölümsüzler makamına taşıyor. Hala izlemeyen varsa şu an ekran karşısında ne işin var ? diyorum ben de.

Filmden kimi kareler ve kesitler:

Free Image Hosting
Free Image Hosting

Free Image Hosting





Devamını okuyun...>>

4 Aralık 2010 Cumartesi

Taxi Driver (1976)



Beyaz perdede iz bırakmış, aradan seneler geçse dahi herdaim zevkle ve ibretle izlenecek sinema filmi sayısı maalesef pek az.

Ancak bu "ender" bulunma durumu elbette işleri zevkli hale getiriyor, biraz da her cuma günü gösterime bir TAXI DRIVER benzeri film girmediği için de biz bunca sene sonra XTRMHARIBO sayfalarında hem MARTIN SCORSESE GİBİ bir yönetmene hem de ROBERT DE NIRO gibi bir aktöre saygılarımızı sunuyoruz.


Genel manada kurgusu, kamera açıları, mekanların özenle seçilmesi gibi ayrıntıları bir yana bıraksak dahi filmin senaryosu ve diyalogları bile neredeyse eşsiz, benzersiz.
Üstün körü bir tanımlama gerekirse, Vietnam siperlerinde uçana kaçana sıkarak Amerikaya dönen ve ruhunun derinliklerinde hiç bir şeyin artık eskisi olamayacağını geç de olsa anlayan yalnız bir adamın trajik hikayesidir söz konusu senaryoda işlenen hadise.
Etrafında olan biten pisliklere duyarlı ve tepkili olan ancak cehaleti, görgüsüzlüğü, toyluğu yüzünden nerede neye nasıl tepki vereceğini bilmeyen yaşamın içinde bocalayan ama gene de kendi çapında mücadeleyi bırakmayan utangaç, kendi çapında dindar bir gencin hikayesi MARTIN SCORSESE gibi bir yönetmenin mutfağında belli bir kıvama üstün bir lezzete kavuşmuş diyebiliyoruz ancak..


Filmin künyesi:

Yönetmen: Martin Scorsese

Oyuncular,

Robert De Niro ... Travis Bickle
Jodie Foster ... Iris
Cybill Shepherd ... Betsy
Harvey Keitel ... Matthew 'Sport' Higgins
Leonard Harris ... Charles Palantine
Peter Boyle ... Wizard
Albert Brooks ... Tom

Konusuna gelirsek:

Travis Bickle ailesinden uzakta yalnız bir yaşam süren, genelde günübirlik işlerle iştigal eden sosyal yaşamı ve arkadaş çevresi neredeyse sıfır olan bir amerikan gencidir.
Savaş gazisidir, ruhu yaralıdır ve hükümeti daha doğrusu tüm siyasi sistem tarafından kazıklandığını, kandırıldığını bilmektedir ama bir yandan da yaşamını idame ettirmek için de her mantıklı işi kovalaması gerekmektedir.
Ayrıca da kronik uykusuzluk çeken bu piyade eskisi; kendisine göre en kazançlı en uygun iş olan taksi şöförlüğüne soyunur.
Kendi tercihi olan gece tarifesi vardiyasında çalışırken belli bir miktar birikim sahibi olsa işleri yoluna koysa da şehirde geceleri süren dejenere, pislik ve riyakarlığın cirit attığı oldukça ahlaksız öğelerle bezeli yaşama şahit olması ile zaten ara sıra kendini gösteren kafayı sıyırma hali ve piskopatlaşması en olgun dönemine ulaşır..

Çalışırken bizzat kendi gözüne kestirdiği bir süre takip edip envayi çeşit alavere dalavere ile tanışıp bir akşam randevu kopardığı Betsy (Cybill Shepherd) ile flört etme girişimi kızcağızı ilk akşam genelde erkeklerin ve kulamparacı oğlanların tercih ettiği, milletin bazır güzür toplu ve isterik halde sikiştiği porno filme gidilmesi ile son bulur.
Kız siyasi parti örgütünde çalışan, iyi kötü bir tarza sahip olan güçlü ve kendinden emin bir portre çizmektedir ama bir yandan da içindeki ucuz orospunun sesine kulak vermektedir, safca kendisine yazan bu gence karşı tepkisiz kalamamaktadır.
Ancak sinemadaki filme bikaç dakika bakıp hediye baabında aldığı plağı elemanın kafasında kırarak oradan uzaklaşmayı uygun bulur..
Bu duruma çok içerleyen ve ilerideki günlerde de oldukça israrlı davranmasına rağmen Betsy tarafından red edilen Travis'in dengesini bozulmuştur bir kere

Bu intikamcı, şiddetle işleri yoluna koyma fikrini zirveye çıkaran ya da tetikleyen esas olay ise henüz 13 yaşında olmasına rağmen profesyonel manada sokaklardaki kaldırımlarda fahişelik yapan bir bakıma da cahil ve kenarın gülü sentezli Iris ile tanışmasıdır..
Iris neredeyse babası yaşında bir pezevengin etkisinde fuhuşun pençesinde takılırken Travis olaya el atar, önce kıza nasihatler çekerek ikna yoluna gider.
Ancak pezevenk ruhlu ve meslekli Matthew (Harvey Keitel)çok çakal bir tip çıkar, kısa bir ikna ve tehditle konuşma yapar kızı gene kaldırımlara yollar.

Tüm bunlar olurken birikimleri ile envayi çeşit silah alan bu silahlara vücudunda saklayıp kullanmasına yardımcı olacak aparatların icatları ile uğraşan zırdeli Travis artık harekete geçmesi gerektiğine karar verir.
İzbe leş bir otele gidip pezevengi delik deşik etmek üzere mekana gelir ancak işler hiç yolunda gitmez.
Resepsiyondaki yaşlı lavukla kısa bir çatışma yaşar, elinden yaralanır.
Pezevengi hakladığında ise tüm şehir polislerini başına toplamıştır, ağır yaralıdır ve o özlemini çektiği cehennem kapısının eşiğinde olduğunu farkeder ..

Filmde göze çarpan ve gösterime girdiği tarihten bugüne değin kimi eleştirmen ortamlarında da vurgulanan zenci düşmanlığı bir yana New York şehrinde özellikle de hizmet sektöründe çalışmanın zorlukları da ayrı bir yazı, teorisyen malzemesi konusu.
Kimsenin mecbur kalmadan diyaloğa girmediği Travis in hızlı silah çekme pratiklerini ayna karşısında uygularken kendi kendine konuşması suratına pislik bir ifade takınması ile sokaklarda tek tük muhabbet anlarındaki leş gülümseme ise cok seyirciyi abandone etmiştir.
Şehirdeki yaşamda üst sınıf / alt sınıf halkların birbirine olan tezatları siyasi parti ve gireceği seçim hazırlıklarında iyice ayyuka çıkıyor.
Özgürlükler ülkesi amerikanın asıl yüzünü görebilmek için de bahane çıkıyor aslında.

İşte filmden kimi sahneler:









Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails