Haribo's Compilations etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haribo's Compilations etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2014 Perşembe

Bir Aile Portresi : The Texas Chainsaw Massacre (1974)







The Texas Chainsaw Massacre (1974) adlı film bir kurmaca mı ? yoksa Amerikan tarihinin kendisiyle yüzleşmesi mi ? . Tobe Hopper bizleri kandırmış olamaz. Eğer bu durumun bir kurmaca olduğuna inanıyorsanız kendinizi kandırmakta öteye gitmiyorsunuz demektir.


Devamını okuyun...>>

19 Kasım 2014 Çarşamba

Delilik ile Zombiler arasında : Shaun of The Dead (2002)



İngilizlerin komedi anlayışı tartışmasız üst seviyede. Mizah ve komedi hayatlarımızı çekilebilir hale getiren başlıca unsurlar arasında. Cicero'nun önerdiği gibi : '' Komedya hayatın yansısı, âdetlerin görünüşü, gerçeğin aynasıdır.'' .



Devamını okuyun...>>

12 Kasım 2014 Çarşamba

Cehennemde yer kalmadığında : Dawn of the Dead (1979)


Zombi dediğimiz varlığı kim sevmez ki. Ölü bedenin içinde birçok paradoksu ve bir zamanlar insanlığın parçası olması adına bizlerin yansımasıdır yaşayan ölüler. Önce Afrika oradan da Karayip denizi ada ülkelerine. Bir açıdan da Köle tacirlerine borçluyuz zombileri daha doğrusu emperyalizm in bir armağanı olduğu reddedilemez.



Devamını okuyun...>>

9 Ekim 2014 Perşembe

Korku Filmlerindeki Radyo Djleri

         




Korku filmlerinde müziklerin yaratığı atmosfer bir yana, bir müzik eseri konu alınarak ya da bu eseri dinleyicilere ileten kişi üzerinden filmin gidişatını oluşturmak gerilimi arttırmanın bir başka yolu olduğunu düşünüyorum. Bu bakış açısı içerisinde radyo yayınları bu gerilimin ana merkezi halinde. Bir kişinin radyo yayını esnasında hunharca katledilmesi ya da bir lanetin haberciliğini üstlenmesi, en olmadı bir kıyametin...


Devamını okuyun...>>

20 Kasım 2011 Pazar

En İyi Göz Oyma sahneleri








Cannibal Ferox (1981)

Cannibal Holocaust'un devamı niteliği taşıyan 1981 yapımı Cannibal Ferox,Umberto Lenzi imzalı kan donduran bir yamyam filmi.Birbirinden gaddar sahnelerin yer aldığı yapım göz oyma sahnesi ile listede yerini alıyor.80'ler de bir çok korku filminde boy gösteren İtalyan oyuncu Giovanni Lombardo Radice'ın canlandırdığı Mike Logan karakterinin soğuk kanlılıkla yamyamın gözünü oyduğu sahne izleyenleri etkisine alacak cinsten.





Ginî piggu 2: Chiniku no hana aka Guinea Pig: Flowers of Flesh and Blood (1985)

Tartışmasız serinin en iyi filmi olan Flowers of Flesh and Blood,Kusursuz güzelliğin kan ve etle buluşmasından meydana gelen en güzel çiçeklerin hikayesini anlatan saf bir gore yapım.Hideshi Hibino adındaki karikatüriste paranoyak bir hayranı tarafından yollanan mektubun hikayesidir.
Estetik hayranı paranoyak katil Hibino'nun çizimlerinden yolla çıkarak işlediği bir cinayeti hem görsel hem de tüm detaylarıyla kağıt üzerinde anlatmaktadır.Kan donduran sahnelere sahip olan film.Katilin finale doğru kurbanının gözünü bir çırpıda çıkarıp yemesi tüm görsel vahşete cila olmaktadır.





Intruder (1986)

Sami Rami ve Bruce Campbell gibi iki ismin yer aldığı tam bir amerikan slaher filmi Intruder.İleri ki günler de çıkacak olan Hostel 3'un yönetmeni olan Scott Spiegel'ın yönetiği film,tarih olarak baktığımızda değişim öncesi son tatmin edici slaher filmlerinden biri.Marketin kapanmasına yakın içeri sızan manyak katilin kan şölenini anlatan yapımda göz çıkarma sahnesi ise market müdürünün odasında ki not çivisinin yardımıyla gerçekleşmekte.





Dead and Buried (1981)

Gizem dolu bir zombi filmi olan Dead and Buried,Alien'ın yaratıcı Don'O'Bannon ve Ronald Shusett'ın elinden çıkan şok edici bir yapım.Gary Sherman tarafından yönetilen film,yönetmenin adını yürümesinden etkili bir rol oynamıştır.Küçük bir sahil kasabasından kimliği belirlenemeyen kişiler tarafından işlenen cinayetlerin ardındaki esrar perdesini aralayan kasabanın şerifi Dan Gillis'ın gözünden anlatılan hikaye beklenmedik bir sonla izleyenleri şaşırtmaktadır.H.P Lovecraft hikayelerini andıran film,Hemşire Lisa'nın oyduğu gözle de izleyicinin gözlerini kamaştırıyor.






Evil Dead (1981)

Korku sinemasının önemli yapımlarından olan Evil Dead (1981),Sami Riami'nin daha öğrencilik yıllarında filme aldığı muhteşem bir film.Bruce Campbell'ın efsaneleştiği film,hem gore sahneleriyle hem de atmosferiyle övgüleri hak ediyor.Şeytan tarafından ele geçirenler,havada uçuşan nesneler,canlanan ağaçlar,cinnet geçiren gençler ve bol kanlı sahneleriyle gelmiş geçmiş en iyi korku filmi yapımlarından biri.Bruce Campbell'ın canlandırdığı Ash karakterinin oyduğu göz sahnesi ise sanırım en kanlı göz oyma sahnelerinden.





Blood Feast (1963)

Gordon Lewis'in en meşhur yapımı olan Blood Feast gore sinemanın da ilk temel taşlarından.Yüce ishtar'ı tekrar hayata döndürmek için antik emirleri yerine getirmeye çalışan Fuad Ramses,hunharca işlediği cinayetlerle tüm miami'e korku saçmaktadır.Filmin daha giriş sahnesinde oyduğu göz ve kopardığı bacak,dönemin korku sinemasının dudak uçuklatan sahnelerinden biri.





Horrors of the Black Museum (1959)

Çektiği tüm filmlerde gizem ve gerilimi elden bırakmayan İngiliz yönetmen Arthur Crabtree'ın unutulmaz filmi Horrors of the Black Museum,tam manasıyla unutulmuş bir klasik.Alfred Hitchcock filmlerini andıran yapım şok edici bir konuya sahip.Filmin hemen başında da bunun sinyalini veriyor.Daha ilk sahnede gözleri oyulan bir kadın,aldığı gizemli hediyenin mağduru oluyor.






Frozen Scream (1975)

Kısa kariyerli bir yönetmen olan Frank Roach'ın ilk filmi olan Frozen Scream tamamiyle B-film izleyicisine hitap eden bir yapım.İnsanları dondurarak zombilere dönüştüren ve bu zombiler yoluyla çeşitli cinayetler işleten deli bir bilim adamının hikayesini ele alan film,Lil Stanhope'nın peşine düşen bir zombinin kadını koştururken karşısına çıkan polis memurunun gözünü oyduğu sahne kesinlikle B-film izleyicisini tatmin edecek cinsten.






Nightmare City (1980)

Bir diğer Umberto Lenzi imzalı muhteşem bir zombi filmi olan Nightmare City,konusu ve gore sahneleriyle oldukça etkileyici.Baş rolde Hugo Stiglitz ve Laura Trotter'ın yer aldığı filmde ki göz oynama sahnesi ise Zombie 2 de ki göz oyma sahnesini andırmakta.İtalyan korku sinemasındaki gözlere duyarlılık bir yana sanırım Umberto Lenzi göz oyma konusunda Lucio Fulci ile aynı kıstaslara sahip.






Zombie 2 (1979)

Fulci'nin kanlı şöhreti adımında en yüksek basamak olan Zombie 2 kesinlikle oyulan gözler denildiğinde akla ilk gelen film.Olga Karlatos'un canlandırdığı Paola Menard karakteri'nın gözünün oyulduğu sahne,Lucio Fulci'nin muhteşem çekim ve kurgusuyla bir özel efekt dahiliği.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

16 Eylül 2011 Cuma

Katil Kadınlar









Inside (2007)

Son zamanlarda acımasız filmlerden olan Inside genç yönetmenler Alexandre Bustillo, Julien Maury tarafından filme alındı.Bir trafik kazası sonucu kocasını kaybeden hamile Sarah'ın hayatla mücadelesine gene o aynı trafik kazasının diğer mağduru olan La Femme arasındaki hesaplaşmayı konu almakta.İki Kadının bir birine karşı olan acımasızlığı görülmeye değer hatta Le femme yılların katillerine taş çıkartacak maharette.




I Spit on your Grave aka Day of Woman (1978)

Meir Zarchi'nin unutulmaz filmi I Spit on your Grave intikam alan şehirli kadının doğanın kanunlarına uyan bir kasaba çetesiyle olan mücadelesini anlatmakta.Kasabanın bıçkın delikanlı grubu sırayla üstünden geçtikten sonra intikam için ant içen Jennifer Hills,tüm çete elemanlarını tek tek ayrı yerler de yakalayarak cazibesinin etkisiyle sırayla deşer.Kanımca en iyi iki cinayet final sahnesinde ki arkadan motorlu teknenin pervanesiyle tecavüzlerden birinin kafasını parçalaması,diğeri ise küvette bir diğer tecavüzcünün erkeklik organı yerine kocaman bir delik açması.



Invasion of the bee Girls (1973)


70'lerin en sıra dışı filmlerinden biri olan Invasion of the bee Girls B-sinemanın da en iyi filmlerinden.Kadınları garip bir kozmik güç ile arı kadınlara dönüştüren bir teknolojiyle kendisine bir ordu oluşturan Dr. Susan Harris devlet için önemli olan tüm erkekleri tek tek katletmektedir.Tabi ki en önemli silahları dişilikleridir.




Cannibal Girls (1973)

Ivan Reitman daha Bill Murray'ı keşfetmeden önce yıllar önce daha hayalet avcıları gibi muhteşem bir serinin fikri bile ortada yokken bence sinemaya verdiği en iyi eserlerden biri olan Cannibal Girls ile kesinlikle benim en sevdiğim filmler arasında yer almakta.Üç kadının insan etine olan açlığını anlatan benzersiz bir yapım.





The Exorcist (1973)

Tartışmasız gelmiş geçmiş en iyi korku filmi olan The Exorcist,baş karakteri Regan MacNeil'ın şeytan tarafından ele geçirilmiş ruhunun filmde işlediği iki cinayetle listede yerini alıyor.Willam Friedkin'nin müthiş yaratıcılığıyla izleyen herkesin aklını hoplatmıştır.


Ms.45 (1981)

Exploitation filmlerinden unutulmaz iki tanesine imza atan Abel Ferrara Ms.45 ile tecavüz sonrası intikam arzusunun peşinden giden dilsiz Thana'nın hikayesinden dem vurur.New York'un arka sokaklarında hava karardıktan sonra işe koyulan Thana finalde giydiği seksi rahibe kostüm ile unutulmaz karakterlerden biri olarak sinema tarihine geçmiştir.



Spider Baby or, The Maddest Story Ever Told (1968)

Jack Hill'ın tahlisiz filmi Spider Baby or,The Maddest Story Ever Told (1968) çekildikten 4 sene sonra yayımlanmasından dolayı tahlisiz bir film olduğunu söylüyorum.1964 yılında yayımlansaydı eğer büyük ses getireceği tartışılmazdı ancak dönem kaçınca film ancak 1980'ler de bilinir hale geldi.Merrye Sendrom adındaki çok nadir gözüken bir psikolojik hastalığı konu alan film,bu kurtuluşu bulunmayan Sendroma yakalanmış Virginia'nın hastalıklı hikayesine şahit olmaktayız.Bir örümcek gibi ağ attıktan sonra kurbanını iki adet keskin bıçakla lime lime doğrayıp insan etine olan açlığını gidermesi de cabası.




Dracula's Daughter (1936)

İlk Lezbiyen Vampir örneği olan Carmilla 1872 yılında Sheridan Le Fanu tarafından yazılmış sinemanın gelişmesiyle korku sinemasının en erotik karakterlerinden biri haline gelmiştir.
Dracula's Daugther ise babasının ölümden sonra babasının yolunu izleyerek Londra'nın sisli sokaklarına kendini atar.Ressam bir kontes olan Marya Zaleska içinde ki kötülüğe karşı koyabilmek için genç ve yakışıklı doktor Jeffrey Garth'dan yardım istese de tabloları için kan akıtmaktan vazgeçemez.




Killer Nun (1979)

Nunsploitation furyasının son örneklerinden olan Killer Nun,İtalyan yönetmen Giulio Berruti'nin en güzel yapımlarından biri.Anita Ekberg gibi seks sembolünün yer aldığı filmde Rahibelik hayatından bunalmış olan Rahibe Gertrude'nin hikayesi anlatılmakta.Ekberg'ın şeytani performansı ve korunmaya muhtaç çaresiz yaşlılara yaptığı zulümler kesinlikle görünmeye değer.




Miss Muerte aka Diabolical Doctor 'Z' (1966)

Yönetmen Jesus Franco olunca kadınlar her daim ön plan da yer alır.1966 yapımı Miss Muerte yönetmenin klasiklerinden olması bir yana en ölümcül dişilerden birini de içinde barındırmakta.Dr.Zimmer'ın akıl almaz deneyi sonucunda onunla alay eden Bilim kurulu önünde küçük düşmeyi kabullenemeyen Zimmer kalp krizi geçirip oracıkta ölür.Bunun üzerine İntikam yemini eden kızı Irma babasının ölümüne neden olan bilim adamlarını tek tek avlamaya başlar.Unutumaz karaterlerin arasında yer alır.Kurbanlarını avlamak için ise Dans kulübün de çalışan uzun tırnaklı seksi dansçıyı Miss Muerte'yı kullanır.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Best sex songs part 1




Tek tek test ederek sizler için bir araya getirdiğim en iyi skor parçaları.


Sodom-Tapping the vein



Pantera-we'll grind that axe for a long time



Cannibal Corpse - Fucked with a Knife



Disgorge (US) - She Lay Gutted



Morbid Angel - Maze of Torment



Autopsy - I Sodomize Your Corpse



Venom-Rip Ride



Motörhead-See me Burning



Avulsed - She's Hot Tonight (in my Oven)






Devamını okuyun...>>

30 Haziran 2011 Perşembe

En Gaddar 25 Kadın Katliamı



Korku sinemasında katledilen insanlar arasında bir ayırım yapacak olursak kesin bir şekilde kadın karakterlerin erkek karakterlerden fazla olduğu görülecektir. Feminist yaklaşımlarla pek işi olmayan hatta üzerlerine giderek kimi zaman bu kitlelerin tepkisini de çeken korku sinemasında gaddarca katledilmek hususunda kadın karakterler her zaman zirveye oynamıştır. İşte bu liste sinema tarihinin en zalimce katledilen kadın karakterlerine odaklanacak. Listeyi eşit şekilde 12′şer katliam inceleyerek oluşturduğumuz www.korkusitesi.com dan sevgili Devilboy’a teşekkür ediyorum. (Bir adette bonusumuz var) Buyrun başlayalım..

Jason X (2001)



Anti kahramanımız Jason 2455 yılında buzulların içerisine sıkışıp kalmış bir fosil olarak bulunuyor ve araştırması yapılmak üzere bir uzay gemisine getiriliyor. Hokey maskeli bu çirkin fosilin araştırmasını yapacak olan bilim kadınının bilmediği şey ise Jason’ın şartlar ne olursa olsun yaşama azminin hiç dinmediği! Laboratuar sedyesinde kendine gelen Jason’ın sarışın ablamızın güzel suratını tezgahta bulunan sıvı hidrojen dolu tekneye batırıp batırıp çıkarması ve donan suratı tezgaha vurmak suretiyle parçalarına ayırması sadece 10 saniye sürüyor!

A Nightmare On Elm Street: The Dream Child (1989)



Annesinin yaptığı yoğun baskılara dayanamayan genç kız manken olmaya karar verir ve sıfır beden olma uğruna sıkı bir diyete girer. Rüya katliamcısı Freddy’nin arayıp da bulamadığı mevzuda işte tam olarak budur. Kurbanını zayıf noktasından yakalamak! Büyük bir yemek masasının etrafında toplanan kalabalığın gözleri önünde tabakta ki iğrenç yemeği lokma lokma kızın boğazına sokan Freddy, bu sahnede yiyerek çatlamak deyimine de yeni bir soluk getiriyor. Tabii ki bunların hepsi bir rüya öyle değil mi?


Suspiria (1977)




Dario Argento klasiği Suspiria’nın aynı zamanda en can alıcı sahnesine tekabül eden bu sekans bir kadına uygulanabilecek en gaddarca şiddet gösterilerinden biri. Sinema tarihine de kazınan bu sahne de ekrandaki güzel hatuna birden çok ve arka arkaya uygulanan şiddet insanın tüylerini gerçekten diken diken ediyor. Cam parçaları, boyuna geçirilen bir ilmek, oluk oluk akan kan ve sert zemine çakılan ikinci bir dehşet.


House of Wax (2005)


Bir çok insan eminim ki bu sahnede yüreklere su serpen bir ferahlık ve rahatlama hissetmiştir! fakat sahnenin uygulanış biçimi gerçekten çok gaddarca. Mumya evi katilinin gaddarlığının yanında hünerini de sergilediği sahnede Paris Hilton gözünden giren ve kafatasını parçalayan bir mızrakla önce dizleri üzerinde çakılı duruyor sonrasın da kafatasına saplanan delici aletten aşağı doğru kaya kaya yere kapaklanıyor.


Halloween 2 (1981)




Kadın karakterlerin en büyük belalılarından biri kuşkusuz Michael Myers. Seri cinayet işine 6 yaşındayken giren gaddar katliamcının en iyi işlerinden biri ise hastanenin bodrum katında bulunan küçük sıcak su havuzunda gerçekleştirdiği katliam. Ambulans şoförüyle sevişmek maksadıyla bodruma gelen iri göğüslü güzel ablamız Michael Myers’ın acımasız tavrına maruz kalıyor. Sıcak su derecesini maksimum düzeye çıkaran Myers kadının kafasını kaynayan suya batırıp batırıp çıkartarak yavaş yavaş ilerleyen bir işkence yöntemi uyguluyor. Böylece güzel hemşire hem yavaş yavaş boğulmuş hem de derisi güzel suratından parça parça dökülerek tanınmaz bir hal almış oluyor.


Sleepaway Camp 2: Unhappy Campers (1988)





Bir kadın bir kadına bu hunharlığı yapar mı demeyin katliam işini sadece erkeklerden beklemeyin! Sleepaway Kampında meydana gelen bu cinayet Angela’ya ait. Angela’nın CV’sin de birkaç gaddar sahne bulunsa da (örneğin 3. filmde boynuna kadar toprağa gömülmüş teyzenin kafasının üzerinden çim biçme makinesiyle geçmesi gibi) en etkileyicisi bu olsa gerek. Ağzı geniş bir tuvalet logarında insan pisliği içerisinde boğulmak gibi iğrenç ve gaddar bir sahne tasavvur eder misiniz?


Jason Goes To Hell: The Final Friday (1993)




Genç çiftlerin amansız düşmanı Jason kamp uğraklı gelinen mekanda çadır kurup mercimeği fırına veren ateşli gençlere musallat oluyor. Sevişmenin en hararetli noktasında aniden dışarıda beliren Jason pozisyon olarak üstte bulunan genç kızı sırtından pala ile delip yukarı doğru kesmek suretiyle izleyiciye acımasız bir gaddarlık gösterisi sunuyor.


Naked Blood: Megyaku (1996)




Deneysel bir ilaç verilerek katledilen kurbanımız aslen bir katil tarafından katledilmiyor. Ancak ölüm biçimi kanına karışan bu ilaç sonrasında gerçekten çok korkunç. Kanına verilen ilaç sonrasında bilincini yitirerek önce elini kaynar suya sokan karakterimiz daha sonra parmaklarını ısırıp yemek ardından göğüs ucunu kesip yemek ve en sonunda çatalla gözünü çıkarıp yemek suretiyle korkunç bir şekilde can veriyor ve izleyiciyi adeta şok ediyor.


Witchery (1988)




Pek fazla bilinmeyen ancak sinema tarihinin en sadist sahnelerinden birine sahip olan bir film Witchery (La Casa 4). Mevzu bahis sahnede kurban yaşlı kadının dudakları iğne iplikle dikilmek suretiyle öncelikle bağırmasını önleniyor. Daha sonra şöminenin içerisine baş aşağı asılan kadın hiç bir şeyden haberi olmayan ev ahalisi tarafından şömine ateşi yakılmak suretiyle yavaş yavaş kavruluyor.


The Texas Chainsaw Massacre (1974)


Gaddarlık konusunda çok az karakterin eline su dökebileceği bir manyak olan Leatherface özellikle elektrikli testeresiyle bir çok katliam uygulamasına rağmen en etkilisi bu olsa gerek.Kurbanını yakalayarak bir et kancasına sırtından asan Bubba Sawyer kızı bu şekilde saatlerce bıraktıktan sonra bir et dondurucusuna koyarak işkenceyi tamamlıyor!

The Hitcher (1986)



Amaçsız ve fakat acımasız seri katil John Ryder’ın yollarda terör estirdiği muhteşem film ‘The Hitcher”ın en gaddar sahnesinde yol boyunca süren kovalamaca bir tırın arkasında son buluyor! O zamanlar henüz toy zamanlarında olan Jennifer Jason Leigh’in can verdiği Nash karakterini iki araç arasına bağlayan Rider hafif bir işkenceden sonra aracı hareket ettirerek kızı beş parçaya bölüyor!

Friday the 13th 7: The New Blood (1988)




Biliyor musunuz bilmiyorum fakat düğünlerde çalan bir trakya yöresi şarkısı vardır. Al kızını koy çuvala salla salla vur duvara diye devam eder. İşte Jason bu şarkının bir uygulayıcısı olan canlı bir örnek! Ormanlık alanda uyku tulumunda yatmakta olan masum kurbanını kavrayan Jason bir ağaç kütüğüne defalarca vurmak suretiyle genç kızın bütün kemiklerini kırıyor ve gaddarlık konusunda eline kimsenin su dökemeyeceğini kanıtlıyor.

Wrong Turn 2: Dead End (2007)




Wrong Turn’ün devam filmi Wrong Turn 2: Dead End’in açılış sekansında meydana gelen cinayet biraz abartı fakat yine de irrite edici. Sarışın güzel kızı balta vasıtasıyla ortadan iki eşit parçaya bölen mutant bu hamlesiyle kızın iç organlarının asfalta saçılmasına yol açıyor.

Blood Feast (1963)




Hershell Gordon Lewis’ın patlama yaptığı film olan Blood Feast, Fuad Ramses’in yüce tanrıçası İsthar’ı tekrar diriltmek için kurban verdiği kadınları konu alıyor. Filmin tamamında altı kadın acımasızca katledilmekte, gözler, beyinler, diller ve diğer tüm organlar İsthar’ı yeniden diriltmek için toplanmakta.


Cannibal Holocaust (1980)


Bence insanlık dersi niteliğinde ki ağır şiddet ve gaddarlığın gözler önüne serildiği Cannibal Holocaust da, Ruggero Deodato modern ve ilkel insanın arasında ki kavram farklarını gözler önüne seriyor. Filmin ilk sahnelerinde akmaya başlayan kan son anına kadar durmaksızın devam ederken bu listede yer almasını sağlayan sahneler ise kısaca şunlar: İlkel adamın araştırmacı gruptan bir kızın vajinasına taş sokarak defalarca darbeledikten sonra çamurla sıvaması. Yasak ilişkiden istenmeyen bir çocuk doğuran kabile kadınlarından birinin hunharca doğum ve kurban edilme sahnesi. Araştırmacı grup tarafından kazıklara oturulan kabile kadınları ve tecavüzler. İlkelikle modernlik arasında ki ince çizgi de gidip gelen Cannibal Holocaust şiddetin en saf hali.



City of the Living Dead (1980)



Fulci’nin bir diğer unutulmazlarından City of the Living Dead. Cehennemin kapılarının açılması sonuçu şeytani lanetin kasıp kavurduğu Dublin City’de olup biteni konu almaktadır. Cehennemin yedi kapısından sonuncusunu aynı enoch’ta yazdığı gibi kendini kurban ederek açan rahip Thomas böylece şeytanın yer yüzünde ki yansıması haline gelir. Liste de yer almasını sağlayan sahne ise aynı zaman da gore tarihinde ki en can alıcı sahnelerden biri olan possessed ettiği kadına tüm iç organlarını kusturarak öldürdüğü sahnedir.

Profundo Rosso (1975)




Dario Argento’nun filmlerinin ana temasını kadına şiddet oluşturur. İşte ustanın en unutulmaz filmlerinden biri olan Profundo Rosso/Deep Red’de ki bir kadın kurbanın yüzünün sıcak suya daldırıldığı ve yüzünün her defasında nasıl haşlandığının kameraya gösterildiği sahne akıllardan çıkacak gibi değil.


Don’t Go in the House (1980)


İşin aslı Ed Gein uyarlamalarının hepsinin bu listede gözü kapalı yer alabilecek olmasına rağmen, bence bu uyarlamalardan en farklısı Don’t Go in the House. Film, kavurduğu kadınlarla yanık kokusunu burnumuza getiriyor. 1996′da Tarantino efendinin film festivalinde de gösterime giren Don’t Go in the House, 80′de gördüğünden çok daha fazla ilgi görmüş. Evine yaptığı özel oda da masum kadınları vahşice kurban eden Donny, Ed Gein uyarlamaları arasında kesinlikle kaçırılmaması gereken bir film.

Freaks (1932)



Tod Browning ne çektiyse olay olmuş vakti zamanında. Döneminin ötesinde bir yönetmen olan Browing’ın Freaks filminde anlattığı sirk ucubeleri ve sefil hayatlarını gaddarlıkla ele alırken, sirkin güzellik ucubesi olan Cleopatra’ya saldırdıkları sahne sahsürlenerek kısalsa da olay gerçekten ürkütücü. İsa’nın son yemeğini andıran bir yemekten sonra gaddarca harcanan kadın belki de sinema tarihinde ki kadına şiddet mevzusunun en başarılı örneklerinden biri.

Gore Gore Girls (1972)



Herschell Gordon Lewis kadar filmlerinde kadın katleden sayılı adam vardır. Hele ki işi sayı bazına vurursak vakti zamanında feminsit kitleler tarafından cani ve kadın düşmanı olarak adlandırılmasıda cabası. 1972 yapımı Gore Gore Girls ise bu kadın cinayetlerini mizahi bir dilde ele alan en kanlı ve vahşet dolu filmlerden biri. Bu filmde çok fazla kadın kanı aksada benim en çok dikkatimi çeken et dövücüsüyle parçalanan göt ve meme ucunun kesildiği sahne..


Last House on the Left (1972)


The Last House.. serisinin en meşhuru olan on the Left (1972) Wes Craven dayının grindhouse bünyesine armağan ettiği muhteşem bir yapıt. Ağır istismar, şiddet ve aile bağlarının yanı sıra toplumdaki ayrılıkları en saf haliyle ele alıyor. Kurg (idollerimdendir) ve tayfasının masum hipi kızları öldürdükten sonra kızın ailesine musalat olmaları ve ailenin çivi çiviyi söker yaklaşımıyla şiddete karşılık şiddet göstermesi de filmin bir diğer güzel yanı.

New York Ripper (1982)




Lewis’den sonra gore konusunda ikinci bir isim varsa o da Lucio Fulci’dir. Gizem dolu slasher filmi New York Ripper, kadın katliamı dendiğinde ilk aklıma gelen filmlerden biri. Katilin çıkardığı ördek sesleri ve hunharca tarzı unutulmazlar arasına girmesi için yeterli. Bolca karın deştiği, boğaz parçaladığı sahne dışında vajina bıçaklaması da filme ayrı gaddarlık katmıştır. Zihnimin derinliklerinden silinmeyen sahnelerden biride arabalı vapurda işlediği cinayet.Burada deşmekle kalmayıp meme uclarını keserek mevzuya renk katıyor.Şişeyle vajinasını değiştiği kurbanının dışında.Olgun kadınla birlikte olduğu sahne de gerçekten çok iyi.

Peeping Tom (1960)



Röntgenci bir gencin hayatından dem vuran Peeping Tom (1960), 60′ların en iyi korku filmlerinden biri. Yer altı ortamlarında eli kamera tutan genç adamın çocukluğunda babasının zoruyla edindiği gözetleme tutkusu bir süreden sonra sadistçe bir saplantıya dönüşmüştür. Filme aldığı kadınları çekim esnasında öldüren genç adamın adeta snuff çalışmalar yapması bir yana, kendi içinde verdiği çelişkiler de filme ayrı bir hava katmakta.


Zombie 2  (1979)





Lucio Fulci’nin en meşhur filmlerinden biri olan Zombie 2 aynı zamanda en gaddar kadın katliamının yapılığı sahnelerden birine sahip. Her şeyiyle muhteşem olan Zombie 2, Dr. David Menard’ın karısının katledildiği sahne ile dünya gore tarihinin kanlı sayfalarına kazanmıştır. Olga Karlatos’un gözünün oyulduğu sahne kanımca kadınlara beyaz perde de uygulanan en sıra dışı şiddet sahnelerinden biri.

Psycho (1960)


Muhtemelen sinema tarihinin en önemli kadın katliamının yapıldığı Alfred Hitchcock imzalı Psycho her yönüyle hafızalara kazınmıştır. Fakat tabii ki en önemli sahne Janet Leigh’in hayat verdiği Marion Crane karakterinin Bates Motel’in izbe odalarından birinin banyosunda hunharca defalarca bıçaklanarak katledildiği sahnedir.




Haribo puanı:13/13

Yazının karakterine uygun bir bonus müziğini de beğeninize sunuyoruz…
Korkusitesi ve Extreme Haribo Culture için yazan Yasin ‘Devilboy’ Karakaya & Lord Magius

Lord Magius:xtrm4haribo@gmail.com
Devilboy:hecamehome@hotmail.com

Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails