Speed metal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Speed metal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ağustos 2011 Perşembe

Persecutor-Bestial Overkill (2011)



2005 yılında bir araya gelen üç kazımacı gencin ürünü olan Persecutor,ilk albümleri olan Bestial Overkill ile güzel bir başlangıca imza attı.

Polonyalı grubun tam manasıyla old skoll thrash/speed/death/crust etkilerini birini bir arada bulundurması,83-86 dönemine zaman mekan yolcuğu yapmamıza neden oluyor.Bariz bir Sodom,Venom ve Motörhead etkilenmesinin yanında Vomitor vari riffleri de kulak arkası edilecek cinsten değil.

Üç kişilik grup kurulduğu günden beri aynı kadro işlerini yapmaya devam etmeleri istikrar göstergesi dışında işlerin rayında olduğununda göstergesi.

Wilku - Bas
Rachu - Davul
Noctural Persecuter - Vokal/Gitar



Grup elemanları hakkında net olarak konuşmak gerekirse hepsi üstüne düşen görevi fazlasıyla yerine getirmiş.Nizami çalmışlar.

Time before time records etiketiyle yayımladıkları albümlerin de 9 parça bulunmakta.Post-apokaliptik kapak ve Mad Max'ın en harbici düşmanı Night Raider worship introsuyla süsledikleri albümde yer alan parçalar sırasıyla,

1. Battlerape
2. Possessed by Speed
3. Mental Wars
4. Liars
5. Ironfist Dictatorship
6. Darkened Call
7. Bestial Overkill
8. Venom of Deceit
9. Ancient Conjuration


Destruction'nun ilk dönem ki havasına yakın bir hali olduğunu da eklemek lazım.Tabi vokaller hariç.Karanlık,savaş,ölüm ve günahkarlık hakkında söylemleri olan grup,lirikleri melodilere tam oturtmuşlar.

Battlerape ve Possessed by Speed parçaları oldukça gaddar hele ki giriş introsunu ilk duyduğum an grup hakkında duyduğum tüm şüphe ortadan kalktı.Mental wars,gayet oturaklı bir thrash/death parçası gırtlaktan yaptığı vokaller ve balyoz davullar ile etkili bir parça.Lairs girişiyle dahi klasik bir alman thrash metal parçası.Girişin ardından gelen old skol death riffleriyle rengini belli ediyor.Bütünüyle aynı çizgi de ilerleyen albüm old skoll tarz seven herkes hitap etmesi bir yana kayıt kalitesiyle de tatmin edici.Ironfist Dictatorship,tam bir Possessed parçası.İlk albümleri olmasına rağmen başarılı bir iş çıkaran grubun kanımca tek eksik yönü fazla tek düze olmaları.Thrash tabanlı müzikte fark ettiriyor.

Son olarak kesinlikle geçmişin barından kopup gelmiş edalarıyla Persecutor uzun süre adlarından söz ettirecek gruplardan biri olarak gözükmekte.



Haribo Puanı: OLD SCHOLL

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>

25 Mart 2011 Cuma

Armoured Angel - Wings Of Death (1989) [demo]



Avustralya'dan speed/thrash adına çıkmış en iyi demo nedir derseniz, karşınıza 1989 yılında kaydedilmiş "Wings Of Death" belirme ihtimali oldukça yüksektir, yok öyle yaka paça şekilde de değil, gayet kendinden emin ve asil biçimde....

Avustralya kültü grup Armoured Angel'ın kötü bir işi yoktur, sadece diğer işlerine nazaran "daha iyi" işleri vardır. "Wings of Death" demosu benim en çok sevdiğim işi olmuştur. Grup ilk 2 demoda speed/thrash icra etmiş daha sonra "Stigmartyr" 7 liği ile death metal alanına geçmiştir. Ve bu türde de oturaklı, kalender ve aynı zamanda karakterli işler üretmiştir. Grubun tarzı değişse de vokalde fazla bir değişiklik olmamıştır vokal değişse de. Vokal speed/thrash dönemide de sert, kaba bi stile sahipti, ki bu benim çok işime gelen birşeydir.

M-A'ya baktığımızda Armoured Angel'ın Alchemist ile beraber Avustralya'nın "Metal for the Brain" adındaki metal etkinliğini kurmakta sorumlu olduğunu görüyoruz. Ne demektir bu ? Bu ada için büyük sorumluluk altına girmiş olduğunu tescil ettirmiştir diyebiliriz. Zaten baştan beri kazıması klas ve nizami olan bir gruptu. Dolayısıyla başlık parası gibi duracak hali yoktur !

Demo'daki elemanlara bakalım;
Bas: Glen "Lucy" Luck
gitar: Matt Green
Davul/vokal: Joel Green

"Wings of Death" demosu 4 parçalık bir kasettir. Burada genelde mid-tempo yol alan besteler duyacaksınız. Kayıt demoya göre temizdir, bası da algılayabilirsiniz. Speed ya da Speed/thrash grupların çoğunluğunun vokali berbat çığlık çığlığa olduğu için bu yeraltlarından fışkırıp elimize geçtiği için bizi sevindirdi. Adadan çıkmış yüzlerce grup yoktu, ve genelde de boş gruplar çıkmazdı. Slaughter Lord, Hobb's Angel of Death, Martire.. hep ekstremliğin peşinde koşturmuş, isimlerini zirveye kazımış gruplardır, hiçbir zaman unutulmayacaklardır.

Parçalara gelirsek;
A yüzü: 1. Armoured Angel 2. Madame Guillotine
B yüzü: 3. Christian Slaughter 4. Crush, Kill, Destroy


Tema satanizm üzerine kurulmuştur, parça isimlerinden de bu karşıtlık, isyankar tavır bellidir. Kutsal olarak kabul edilen şeyleri boz, yak, kavur. Hristiyanlığa karşı ağır nefret, karşıtlarına sagılar sunmaca konsepti grubun raconudur.

Gitarlar 1989'a göre modern değil, kirli ama duyulabiliyor tüm riffler ve sololar, gömülü kalmamış. Sadece biraz daha öne alınabilirmiş. Çok klas akılda kalıcı rifflere ev sahipliği yapmakta olduğu kuşkusuz bir gerçek kaset boyunca. Girdap gibi kavurucu yerleri olduğu gibi, uzun soluklu orta tempo gidilen yerlerin nasıl geçtiğini farkına varamayacaksınız. Komplike karışık beste düzenleri olmasa da bağlayıcı güzel geçişlere sahip gitarları var. 4 parça da birbirinden farklı zamanda bestelenmiş gibi, yani farklı fikirlerden yola çıkıldığını söylüyor size uzatmadan. Bunu iyi olarak değerlendirebilirsiniz, çünkü zaten yapılabileceğin en iyisini yapmaya çalıştıklarını görüyorsunuz, ve sonuç hiç de sıradan değil.

Davul, gitarın dispanseri desek yanlış olmaz. Her an ortamın kızışmasını sağlayan alt yapıyı oluşturuyor. Tremelo çekişleri, hayet saydırmalarıyla bir an bile boşluğa düşmemeniz için elinden geleni yapmış Joel Green kişisi, ki aynı anda o sadistik vokalleri yapıyor. Spa spalar eşliğinde vokal partları okuyuşları çok güç, dahiyane kişilik gerektirdiğinden söylemiyorum. İşinin hakkını oldukça vermiş...

Baslar arkadan az da olsa algılanabiliyor olması demo için kötü olamaz. Gitarın ardını iyi beslemiş, ve bazı yerlerde iyi senkoplar hazırlanmış.

Size Avustralya adasından çıkmış bir kilometre taşından bahsettim. Thrash fanatiklerinin oldukça ilgisini çekecek bir yapıt olduğu kanısındayım. Bu demodan sonra bir daha asla böyle olmadılar, ve grupla tanışmamışlara önerim bu demo ile başlamasıdır. Old skool ruh hastasıysanız zaten biliyorsunuzdur, bilmiyorsanız arşivinize kazandıracağınız önemli bir iş var karşınızda.




Devamını okuyun...>>

7 Kasım 2010 Pazar

Impaler - If We Had Brains... We'd Be Dangerous (1986)



Korku ve Speed Metal sık karışılaşılan bir olay değil; Impaler size fazlasıyla veriyor…

Bu zombici tayfa varımız yokumuz korku odaklıdır deyip tohumları 1983’de atmışlar. Bunlar bildiğiniz fatanik boyutta korku işleriyle yatıp kalkan tiplerdir, sırf sözleri albüm kapakları da değil; duruşları, yer aldıkları tüm etkinlikler, cadılar bayramları gibi gibi. Filmlerden fışkıran headshot yemek istiyorum ben diye zar zor yürüyen zombiler olur ya, işte onları aynen fotomontaj ile getir sahneye ve çalın de !
Emektar olmuş ve kült statüsüne yükselmiş bir takım zombi amcalardır bahis konusu; hayatlarını buna adamış bir takım müzisyenin yapmış olduğu leziz mi leziz “If We Had Brains... We'd Be Dangerous” uzun metrajını ele alacağım.

Albümde birçok havadan esintiler duyabilmeniz olası; neler yokki Venom ağırlıklı işler, punk havası, yer yer de rock’n roll. Albümde yer alan parçalar aralarında bu iş dağılımı çok güzel paslaşarak kotarılmış ve şunun kopyası diyemeyeceğiniz bir albüm koymuşlar önünüze.

Albüm kadrosu;

Bill Lindsey - vokal
Mike Torok - gitar
Court Hawley - bas
Bob Johnson – davul



Speed metal işleri genelde çığlık çığlığa vokallerden oluşur Heavy Metal’den geldiği gerekçesiyle, ama bu grup bu duruma karşı duruş sergiliyor. Vokaller aziz Cronos’un olduğu gibi leş, çirkef bir havada, bunda The Accüsed’deki gibi, 1 ölçü daha yırtık ve yükseldiği yerler var. Parçalar üzerine inanılmaz, kendini dinletme açısından bir etkisi olduğu bir gerçek.
Bunun dışında etkisi söz okumadığı yerlerde acı çekercesi yırtık bağrışlar son derece süper uymuş. Dediğim gibi speed metal işlerde böylesi nadide olduğu için vokalden bekleneni leşlik açısından vererek öne çıkıyor.

Prodüksiyonu Bob Mould (Hüsker Dü/Sugar) üstlenmiş, parçalar;

1. Blood Bath
2. Puppet Master
3. City In Chains
4. Wasteland
5. Search And Destroy [Iggy Pop]
6. Assassin
7. Speed Thrills
8. Witch Queen
9. Dancin' On The Edge
10 .Metal Messiah

Bu albümde yer alan “Assassin” ve “Witchqueen” gibi parçalar 1983’de yayınladıkları ilk demoda da var. Eğer bunlar 1983’de albüm olarak piyasaya sürülebilseymiş sertlik olarak belli ölçüde bir etki yaratabilirmiş, ama şuan için zamanın en serti demek güç. Hatırlayın power/speedçi Metallica’nın “Kill ‘Em All” u 1983 yılında yayınlandı. Aynı şekilde Exciter’ın “Heavy Metal Maniac” ilk uzun metrajının 80/81 de kayıtlarının bitmesi fakat yayınlayamamasına benzetilebilir.

Her üye görevini en temiz şekilde canla başla yerine getirmiş diyebilirim. Gitarlar hiç takılmadan havanın atmosferine uygun akıyor, punkdan heavy metal sololarına geçiş hiç tökezletmeden verilmiş dinleyiciye. “Assassin”, “Metal Messiah” gibi parçalar akılda kalıcı chorus’larla dinleyiciyi etkileyebilir. Alttan da gayet duyulabilir nefis bas eşlik ederek süsten çok tok bir ses çıkararak hazzı almamıza olanak vermiş. Sololar da gerçekten iyi, ve iyi yerlere oturtulmuş, ve akışına bırakılmış; ama öyle iğrenç ve bayık çoğu nwobhm soloları gibi melodik değil tamamen. Evet albümde Iggy Pop coverı da mevcut:“Search And Destroy” hahah ama benim gibi dikkat etmeden dinlerseniz hiç de fark etmiyorsunuz bile albümden kopuk bir parça halinde salınmıyor yani.

Davul envai tempo ve ritimde hiç mi hiç aynı parçada çaldığı hissi vermiyor 735349 tane ritim olmasa da albümde bas ile ortalamanın, hatta türün içinde dinlediğim en zevkli ve en gaz ritimlerden oluşuyor diyebilerim rahatlıkla. Öyle amuda kalkma işleri yok; ama bir enstrüman olarak gayette parçaları tekrar ve tekrar dinletmesinde büyük ölçüde katkısı yadırganamaz. Davulcu çift krosu sık sık kullanıyor ve hayet saymalarıyla girdiği kısımlar inişli çıkışlı yerlere ön hazırlık yaparak artistik yüzünü konuşturmuş.

Kapağa baktığınızda; albüm isminin, vokalin ve parça isimlerinin neden böyle olduğu kanısına varmanızda hiç yabancılık çektirmiyor. İçeriği olduğu gibi sade biçimde vermiş. Kanımca 85” EP sinin kapağı çok daha “metal” görünüşlüydü, ama en azından albüm ismine uygun bir kapak yapmışlar.

Bu grubu her kendini “metal”ci olarak gören zat en azından bir tur döndürmeli diyorum kısacası.





Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails