Witchcraft etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Witchcraft etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Kasım 2009 Perşembe

La Maschera del Demonio aka Black Sunday (1960)



İtalyan korku sinemasının dahi yönetmenlerinden Mario Bava'nın Barbara Steelle'yi şan şöhrete kavuşturan bu muhteşem yapıtı;Klasik korku filmleri arasında başı çekenlerden biridir.

Time'ın yaptığı tırt ötesi yüzeysel araştırmada bile tarihin en korkunç 25 filmi sıralamasında 15.sırada yer alır bu muhteşem yapıt.Mario Bava'nın aynı zamanda ilk korku filmi olan Black Sunday atmosferi ile bizleri içine sürükler.İtalyan prodüktör Alfredo Leone'nin yapımcılığını yaptığı filmin senaryosu ise rus edebiyatçı Nikolai Gogol'un ''The Viy'' adlı kısa öyküsünden uyarlanmıştır.

Filmin baş rolünde yer alan Barbara Steele'ın performansı kesinlikle göz ardı edilemez.Günümüze baktığımız zaman bu çok bariz bir şekilde ortaya çıkmakta.Çok akıcı bir o kadar da sürükleyici senaryo'ya sahip olan Black Sunday özetle şu şekilde.


17.yy'da vampir diye anılan çirkin ve kana susamış yaratıklar ile yapılan savaşlar ve mücadeleyle geçen bir yüzyıl oldu.Sırf yeryüzü bu korku ve dehşet dolu yıllardan kurtulamasın diye babalar çocuklarını suçlayacak cesareti gösterebildiler ve kardeş kardeşleri.Lakin lanetlileri öldürmeden önce insanlık kutsal adaletten umudunu kesmedi ve tanrıdan yardım istediler.Kutsal adaleti görebilmek içinse kızgın demirler ile dağladılar lanetlileri.Şeytanın kırmızı ve sıcak işareti ile cezalandırıldılar....


Ve üzerinden yıllar geçti.Dr. Thomas Kruvajan ve Dr. Andre Gorobec'n Moldovya'ya yaptıkları gezi sırasında kaza canlandılar.Kan şeytan tohumlarına hayat verdi.Lanetli Vajdalar uyandı.İntikam ve kötülük için.

O tarihte bile kurguladığı sahneler ile Bol kanlı ve gaddarlıktan hiç ödün verilmemiş bir film.İtalyan korku sinemasının en başlı özellikleri yer alıyor.Çivili maske sahnesi ve benzerleri bunun en güzel göstergesi.


Türünün en güzel örneklerinden olan bu Mario Bava klasiği eş tarihli olan The City of the Dead(1960) ile aynı konseptedir.Cadıcılık,kara büyü ve tarihin karanlığından hoşlanıyorsanız kaçırmamanız gereken bir yapıt.




Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>

17 Mart 2009 Salı

Espanto Surge de la Tumba, El Aka Horror Rises From The Tomb (1973)


Amando de Ossorio ve Jesus Franco ardından kim gelir diye sorarsanız tabiki de Carlos Aured..İspanyol korku sinemasının belkide en taklitçi ismi olsada Espanto Surge de la Tumba,El ile tarihin karanlık ve kanlı sayfalarında yerini almıştır.

İlk çektiği filmlere baktığımızda hollywood ucubelerinin ucuz örneklerini ortaya koysada.Espanto Surge de la Tumba,El ile kendini aştığını sölememiz yanlış olmaz.1973 yapımı filmde aradağınız herşeyi bulmanız mümkün.Işık oyunları,bol sis,karanlık,bolca çıplak kadın,Glen Beton'a ikizi olcak kadar benzeyen bir kara büyücü,kesik kafalar,bolca kan,sakatat dükkanını aratmıycak kadar iç organ,possessed'lenmiş köleler ve tabikide zombiler.


Neyse gelelim filmin konusuna.17.yüzyılın sapkın ve karanlık bask bölgesinde başlıyor hikayemiz.Bask bölgesinin fransa sınırları içinde bulunan Şeytani bir kara büyücü ve onun yardımcısı olan genç güzel cadı idam ediliyor.Ardından film günümüze dönüyor.Bir ressamın evinde toplanan bir grup entel çift;Madam narina adında bir falcıdan bahsediyorlar.Kısa süren tartışma ardından hep beraber falcı karıyı ziyarete gidiyorlar.


Geleceği ve geçmişi görme yeteneğine sahip olan aynı zamanda telekinetik güçleri ile maddeleri hareket ettirebilen cadı karı;Bu tayfaya karanlık güçlerden bahseder ve kadının arkasında bir anda kesik bir baş belirir.Bu kısa süreli seyanstan sonra evine dönen ressam,falcı kadının seyansında beriler keleyi hayal ederek tablosunu tamamlar.Ancak olan dışı olaylar gerçekleşmektedir.Falcıdan aldıkları bilgiler dorultusunda,Alaric de Marnac'ın gizemini araştırmaya karar verirler.


Burada klasik köylüler tarafından uyarılma muhhabetleri yaşanır.O köye gidiyorsunuz amaaa o köy lanetli gitmeyin...Gitcekseniz bile bize bir miktar para verin nuhahahahah...Gastone adında bir adamın evine yerleşirler ve Gastone de benziri uyarıları yapar ve bu lanetin geçmişini anlatır.Köylü tayfa nekadar korksada gastone ve 2-3 arkadaşı Marnac ın hazinesini bulmaya kararlıdır.


Bir gece evin yakınlarındaki karanlık zindanlarda Gastone ve arkadaşları hazineyi bulurlar;Ancak Gastone possessed olur ve yanındaki tipleri hazineyi paylaşmamak için Marnacın gayipten gelen komutları ile katleder.Sandığın içinden ne altınlar ya da değerli eşyalar çıkar.Sadece fıldır fıldır gözleri ile etrafı kesen Marnacın kelesi vardır.Marnac,kendisini ve güzel yardımcısını hayata döndüre bilmek için 2 kişinin kadledilmesi gerekir ve bir de genç bir kadın kalbine ihtiyaç duymaktadır.

Gastone elinde orakla eve gider.Evdeki seksi kızlardan birinin kalbini söker.Diğerinide possessed yapıp kaçırır.Burdaki ayin sahnesi oldukça güzel.3.yüz yıldan beri kafasız yaşayan büyücü ve güzel yardımcısı geri dönmüşlerdir....Büyü ile mezardaki ölüleri canlandırılar.Burdaki zombiler gayet gorecu tipler.Çok hoşuma gitti açıkca.


Çok sayıda film çekmemesine rağmen böle iyi bir korku filmi çektiği için Carlos Aured minnetarız.
Kısaca Amerikan başlığı ile Horror Riseses From The Tomb gorecu adamın her bir arzsunu karşılıyan bir film.Tatmin olmuyorsanız kendini götü parmaklıyan teknikcisinizdir.




Haribo puanı:Sin of sodommm

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.
Devamını okuyun...>>

21 Şubat 2009 Cumartesi

Horror hotel aka City of dead (1960)



Hazır funeral mist muhteşem albümü çıkmışken youtube ta denk geldiğim funeral mist-tributeadlı video klibte yer alan filmi araştırdım ve karşıma son günlerde izlediğim en muhteşem film olan Horror hotel aka(city of dead)çıktı.

1960 yapımı olan bu siyah beyaz şahiserın yönetmeni john moxey aynı zamanda 80lerin unutulmaz dizisi ''Miami vice'' da yönetmenliğini yapmış.Christoper Lee paşanında yer aldığı Horror hotel;Cadı sanatları ve kara büyü hakkında yapılmış en güzel yapıtlardan biridir.


Harkulade bir başlangıç sahnesi var filmin 1692de whitewood köyündeki püritan tipler ve ahali elizabeth selwyn adındaki kadını cadı olduğu için yakıyorlar.Kadının tokmakcılığını yapan Jethrow Keane adındaki satanik püritan ise o esanada şeytandan yardım istiyor ve köy o günden sonra lanetleniyor.Ardından tarih 1960lara geliyor ve prof.alan dricall adındaki bir araştırmacı bir kaç öğrenciye bu tarihi bilgileri aktarıyor.fakat aralarından sadece nan barlow adındaki genç kız prof. dediklerini ciddiye alıyor.Bunun üstüne olayı bizzat araştırmak istiyen nan.prof alan dricall tarafından whitewood köyüne yönlendiriliyor.

O mekana gidebilmek için tokmakcısı ile papaz olan nan 2 haftalık tatilini whitewood ta geçirmek için ertesi gün yollacıkıyor.Hava karardığında mekanın yakınlarında bir benzin istasyonundaki amca ile muhhhatap olan kız adam tarafından uyarılıyor;ancak güzel nan kara büyüyü araştırıcam diye alayına posta koyduğu için adam lafını tamamladan basıyor gaza gidiyor.Sisler içinde hala 1692 deki yapısını tamami ile korumuş küçük köye varan kız gördükleri karşısında yarı şaşkınlık birazda ürpererek mrs.newless ın otelinin yolunu tutuyor.Bu otel filmin başında yakılan cadı karının zamanında yaşadığı ev.Eşyalarını yerleştirdikten sonra etrafta gezinen kız bir dükkandan karabüyü ve cadısanatları adında bir kitap alıp otelin yoluna geri koyuluyor.Konu hakkında belirli bir bigiye ulaştıktan sonra etraftakiler ile köyün geçmişi ile ilgi konuşmak istesede kimse o konulara girmiyor.

köyün yaşlı rahibi kızı gitmesi konusunda uyarsada kız aldırış etmiyor ve bir kaç gün içinde mekanda bir gariplik olduğunu hissetmeye başlıyor.İlk önce odasında garip ilahiler yankılanıyor,ardındanda yatağında ölü bir kuş buluyor.Bu gibi bir kaç garip olaydan sonra odasındaki gizli geçitin farkına varan kız.Geçite iniyor ve köydeki cadılar tarafından öldürülüyor.Tam 12 de kilise çanı 13.kez vurunca.

Kızdan 2 haftadır haber alamayan abisi ve tokmakcısı polise haber verirler.Polisin araştırmlarıda bir sonuç vermiyince mekana kendileri gitmeye karar verir.Şubatın 2 yaklaşmaktır.Cadılar hazırlığa koyulurlar.Şeytanın hüküm sürmesi için bir genç kız kurban etmek zorundadırlar ve bunun için rahibin torunu olan Patricia Russell i seçerler.Onları ne silahlar nede kaba kuvvet durdura bilir.Sadece haçın gölgesi üstlerine düştüğünde kutsal güçlerin yardımıyla alev alıp ölürler.Richard ve Bill,nan ı bulamasalar bile olayın ardındaki gizem perdesini çözmeye kararlıdırlar.2 şubat geçesi işler karışır.Richard kahramanlık yapıp Patricia yı kurtarır ve Haçında yardımı ile cadıları öldürür.


Hazır şubat ayını atlatmamışken bu korku dolu kult baş yapıtı mutlaka,bi şekilde edinip izleyin.FM nin yeni albümünü dinleyip ardından filmi izliyince oldukça atmosferik oluyor.Tüm hariboculara tavsiye ediyorum.







Haribo puanı:Kazan dolusu karışık haribo

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails