Sylvester Stallone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sylvester Stallone etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2010 Pazartesi

Death Race 2000 (1975)



70'lı yılların en çılgın filmlerden biri Death Race 2000.Hanna-Barbera'nın unutulmaz çizgi filmi Wacky Races andıran ve şiddet'e dair oldukça güzel sahneleri olan filmin prodüktörlüğünü Roger Corman üstlenmiştir.Roger Corman tarzı bir film olmasada yönetmenin namına nam katmıştır.

Charles B. Griffith,Roberth Thom ve Ib Melchior tarafından üstlenmiştir.Paul Barter'ın da yönetmen koltuğunda oturduğunu görüyoruz.Charles B.Griffith daha önce Little Horror Shop'un senaryosunda da o yer almakta.



Tam manası ile B-grade diye adlandırılan film de kanımca bütün bütçe oyuncu ve arabalara harcanmış kanımca.

David Carradine,Sylvester Stalone,Martin Kove ve Simone Griffeth gibi oyuncular yer almakta.David Carradine gene tüm oyunculuğu ile filmi sırtlarken,Sylvester Stalone'nin de karakteristik tavırları da ayrı bir hava katmakta.



Konusuna geldiğimizde

Baştan sona bir ütopya.

2000 yılına gelinmiş.Dünya'da küçük çapta bir kaos gerçekleşmiş ve ülke rejimlerinde ve dünya haritasında değişiklikler olmuş.

Dünya da düzenlenen tek spor etkinliği ise kıtalar arası otoban yarışı adındaki bir nevi gladyatör kapışlarını andıran kan sporudur.David Carradine'nın canladırdığı Frankenstein karakteri etrafında dönen film bir nevi sistem hesaplaşmaları ve toplum özgürlüklerine dair mesajlar içermekte.84 dakika boyunca ölümcül araba yarışları ve puan peşinde koşan pilotları izlemek oldukça zevkli ve eğlenceli kanımca.



Roger Corman'nın yol verdiği Paul Bartel'ın kanımca vurgun yaptığı en büyük yapım.

Post-Future tarzı filmleri seviyorsanız ve gerçek manada eğlenceli bir film arıyorsanız size her karesi dopdolu bu muhteşem yapımı kaçırmamanızı tavsiye ederim.







Lord magius/Haribo extreme culture aittir.


Devamını okuyun...>>

14 Şubat 2010 Pazar

Cobra (1986)



1990'ların başların da özellikle 94-96 yılları arasında dönemin sübyan erkek çocuklarının aklını alan filmlerin en başlıcalarındandır Cobra;Rambo olarak tanıdığımız Stallone dayı öyle bir yapımla çıktı ki o zaman karşımıza gördüklerimizin etkisini uzun süre atamadık.


1986 yılında George P.Cosmatos tarafından çekilen bu acayip film kendisinin de bir nevi önünü açmıştır.Yönetmeni daha sonra Tombstone (1993) adlı klas western filmi ile turnayı gözünden vurdu.


Stallone ile daha önce Rambo 2 de çalışan Cosmatos,Paula Gosling yazdığı Fair game adlı roman dan esinlenerek sinema'ya uyarlanmıştır.Daha sonra ki yıllarda Cindy Crawford ablanın baş rol de yer aldığı başka bir versiyonu kitabın adı ile sinema da boy gösterdi.

Stallone'nin seri filmleri dışın da kanımca en güzel yapıtlarından biri.Death race 2000,F.İ.S.T ve Victory gibi filmlerin ardından şöhretin kapılarını açar,Rock ve Rambo gibi serilerle de zihinlere unutulmazların için de yer alır.

Klasik kovalamaca macera filmlerinden biraz daha farklı bir senaryosu var daha çok dönemin çete filmleri olarak tabir edebiliceğimiz tarz da;ancak tek farkı çete üyelerinin gözünden değil polisin gözünden anlatılmakta.


Filmin konusuna gelince:

Amerika'da her 11 saniye de bir hırzılık,her 65 saniye de bir silahlı soygun,her 25 saniye de şiddet kullanılan bir suç,her 24 dakkika da bir cinayet ve her gün 250 ırza geçme suçu işlenmektedir.

Los Angeles da türüyen bir yer altı çetesi kaos ile dünyanın hakimi olmanın peşindedir.Polis teşkilatını zor duruma sokan bu zanlıları durdurabilmek için zombi timinin en kral görevlisi olan Kobra'dan yardım isterler.Asıl adı Marion Cobretti olan bu aykırı polis olayları kendi yöntemleri ile çözmektedir.Bir kaç seri cinayet işlendikten sonra Brigitte Nielsen'ın canlandırdığı Ingird karakterine de musallat olunca işler ciddi ye biner.Bu kana susamış çetenin karşısında tek başına adeta bir ordu gibi mücadele eden kobra,acımasızca süren savaşta galip gelmesini bilir.


Sylvester Stallone'nin filmde muhteşem bir imajı var.Arabasından tutunda azında ki kibrit çöpüne kadar polis teşkilattının en uçuk tipi.Yardımcısı ile olan garip dialogları da oldukça dikkat çekici.Biriri ile tamamen zıt karakterdeler.

Brigitte Nielsen aslında hepimiz için o ivan dragonun karısı.Bu film de en taş zamanlarına denk gelmiş acayip hatun.


En pislik ve klas muhhabet aslında çete.Çetenin lideri olan Night Slasher''Brain Thompson''Death Metal'e bile ilham olmuştur.Newyork Death Militia nın logosu kuşkusuz bu filmden gelmektedir.Night Slasher'ın o muştalı bıçağı da bir çok kazımacının elinde bulunmaktadır.


Son olarak dönemin koşturmacalı macera filmleri arasında iyi bir yeri olan filmi mutlaka tekrardan bir izleyin özellikle The Warrior ve Bronx Warrior 1990 gibi filmlerin adamıysanız bu filmi de yanına eklersiniz.





Lord magius/Haribo extreme culture aittir.

Devamını okuyun...>>

25 Ekim 2009 Pazar

RAMBO - İLK KAN



ABD her 10 senede en az bir sefer, artık kendi plan programlarına ve çıkarlarına uygun biraz da kabadayı bir ruh haliyle envayi çeşit memlekete saldırır, kimi zaman yakar yıkar kimi zaman taklaya gelir, ordusu mordusu halk iyice aşağılanır enayinin daniskası olur ve geriye biraz da tökezleyerek gelir orduları.
Bir de bunu tabii acite etmeleri var, Halivud sineması da böyle ürünlerle dolmuş taşmış. Hele kimi 3. ve hatta 4. sınıf savaş, komando, cephe sonrası hastalıklar filmleri vardır 30 dakka bile katlanamazsınız.

Ama RAMBO - İLK KAN şu siyasi, güncel bakışla bakmazsınız uzak ara üstte tarif edilen türlerden farklıdır, bir coğunun atasıdır, bu beyaz perde alemlerinde bir nam sahibi bir filmdir.
Envayi çeşit memlekette sayısız kereler gösterime girdiği ve binlerce kere tv de oynadığı halde, hattı zathında cok da kalite birşey olmamasına rağmen RAMBO hala cok kişiyi ekrana civiler.

Madem böle bahsettik, kadroyu yazalım kaynak siteden IMDB den:

Sylvester Stallone John J. Rambo
Richard Crenna ... Col. Samuel Trautman(Albay amca )
Brian Dennehy ... Hope Sheriff Will Teasle
Bill McKinney ... State Police Capt. Dave Kern
Jack Starrett ... Deputy Sgt. Arthur Galt
Michael Talbott ... Deputy Balford
Chris Mulkey ... Deputy Ward
John McLiam ... Orval the Dog Man
Alf Humphreys ... Deputy Lester
David Caruso ... Deputy Mitch
David L. Crowley Deputy Shingleton (as David Crowley)
Don MacKay ... Preston (as Don Mackay)
Charles A. Tamburro Pilot (as Chuck Tamburro)
David Petersen ... Trooper
Craig Huston ... Radio operator (as Craig Wright Huston)

Filmi olur ya izlememişler veya hatırlayamamışlar vardır konusu mealen,

Savaş gazisi Rambo ekseri tabanvay ve otostop ile yolculuk eden serseri bir mayın gibi ortada sırt cantası ile dolanan, kalbi kırık ve buruk , halkı tarafından takdir edilmek bir yana hic siklenmeyen bir adamdır.
Gene öyle dolanırken bir kasabaya yolu düşer.
Amacı bikac bisi zıkkımlanmak sonra da yola devam etmektir.
Ama heyhat.. Kasabanın racon şerifi, bunu hic göze gelmez olası bela potansiyeli biri olarak görür biraz tatlı biraz sert kasabanın sınırından otomobiliyle çıkarır.

Ancak bu iş coni nin işine hic gelmez. İçinde bir nefret kabarmaktadır. Biraz tereddüt ettikten sonra hak hukuk tribine girip kasabaya yönelir. Alt tarafı ucuz hamburger yemek istemektedir oysa uğruna askerdeyken canını dişine takıp en tehlikeli görevlere gittiği ülkesinde sakıncalı madde ilan edilmiştir.

Şerif olaya uyanır ve lavuğu sikten soktan bir bahane ile ofisine getirir.
Hadise burada kopar, diğer rangerler coni denene zıt gider biraz döver ıslatır hırpalarlar. Ancak hesaba katamadıkları şey: Rambo hacı cok iyi eğitilmiş süper gücleri olan bir komandodur ve kendisi artık kontrolden cıkmıştır...

Derhal kirişi kırar bir motosikletle en iyi bildiği mekana, yani kış ortasında ormana dalar. Bundan sonrası zaten cok fantastik kuntastik:)
Önce, hırpaladığı şerifin adamlarını tepeler akabinde birkac özel kuvvet ekibine kök söktürür. Kolluk gücleri de olaya odaklanır hatta İşi bomba atmaya kadar vardırırlar, ama gözüpek Rambo bir eski madende kapana kısılmışken bu bombalı saldırıdan da kefeni yırtar.
Akabinde kendisini eğiten subay dayı devreye girer, önce şerifi uyarır,
"bu cok fena bi adam, bunla cok papaz olmayın.." dediyse de umursamazlar, bu kez kendi eğittiği Rambo ya teslim ol dediyse de Rambo da artık kızışmıştır, kafası fena atmıştır, boğa gibi üstlerine gidecek ve kasabayı sikip atacaktır..

Öyle de olur. Sayısız arac ve kamyon, bikac dükkan bir benzinlik havaya ucar ve tüm bunları eğitimli amerikan askeri Rambo, tek başına halleder.
Aldığı eğitim gereği doğadaki sopalardan ağac dallarından bile faydalanır, cocuk oyuncağı gibi basit ama etkili bubi tuzakları hazırlar rangerlerin anasından emdiği sütü burnundan getirir..
En son subay paşasıyla bir duygusal konuşma var, en can alıcı yer de burası. Rambo dertlidir, kimse onu siklemiyor, iş vermiyor, kız vermiyor, kaşarlar da pek vermiyor, bunalım denizlerinde caresizce kulaç atıyor.
Albay, tamam evladım der sen gel teslim ol, bakarız hal caresine.
Tabii yaşam burdan sora yavaştan normale döner , eleman ifadesi alınmak üzere savcı karşısına yollanır ve mutlu son:)






Bir dönemin en sıkı filmlerindendir, buralarda yazmasak olmazdı.Altta da bikac sahne var filmden, meraklılarına ya da özlemişlerine.





Devamını okuyun...>>

22 Ağustos 2009 Cumartesi

ROCKY


Yeryüzünde sıkı yumrukların çarpıştığı ringler tezahuratlarla inliyorsa parlak neon lambalarla aydınlantılmış devasa boks tesislerini insanlar dolduruyorsa ve kıyamete kadar da bu ilgi alaka kesilmeyecekse bunda hiç şüphesiz beyaz perdenin fantastik bir yapımı olan 1976 da gösterime girmiş Sylvester Stallone tarafından senaryosu yazılmış ve elbette başrolde de kendisinin oynadığı ROCKY serisinin payı çok hem de çok büyüktür.
Fantastik bir yapım dedik cünkü hem gerçek boks müsabakalarını gerek salonda gerek tv izleyen herkeş bilir ki 10 raund boyunca o şekilde bir müsabaka ve de taktiği, insanlık ötesidir akıl dışıdır olsa olsa bir hayaldir.
Ancak bunu nasıl insanlara sunduğunuz, bir sinema filmi için önemlidir.

Filmin büyüsü de burada. Olmayacak bir boks karşılaşmasına biraz dram biraz hırs ve azim biraz da Amerikan rüyası sosu boca ederseniz böyle bir efsane yaratabilirsiniz.
Yapımdakiler,

Yönetmen: John G. Avildsen

Oyuncular:

Sylvester Stallone ...Rocky Balboa
Talia Shire ...Adrianna 'Adrian' Pennino
Burt Young ...Paulie Pennino
Carl Weathers ...Apollo Creed
Burgess Meredith ...Mickey Goldmill
Thayer David ...Jergens
Joe Spinell ... Tony Gazzo
Jimmy Gambina ...Mike
Bill Baldwin ...Maç sunucusu


Esas oğlan Rock, Philadelphia da fakir bir mahallede ayak işlerini kovalayan bir fedaidir. Part time fedai part time fabrika işcisi olan sıkı yumruk atan demir gibi bir ceneye sahip amatör boksör gencin hayatı bir mucize ile değişir.
Dönemin ağar siklet boks şampiyonu rakipsiz kalmıştır ancak yolunu bulmak istemektedir. Bir düş kurgular ve henüz hic bir resmi başarısı olmayan bir boksörle ringe cıkmaya bu sayede hem ona bir şans vermeye hem de spor severlerin gönlüne taht kurmak istemektedir üstelik sıkı bir reklam ile voleyi de vuracaktır.

Tutar kataloğu açar boksörleri kurbanlık koyun edası ile tek tek süzer ve Rocky de karar kılar.
Ancak Rocky cephesinde hayat cok zor ve karanlıktır tünelin dibi ise hic görünmemektedir.
Evcil Hayvan dükkanında çalışan aşırı asosyal ve bariz iletişim bozukluğu yaşayan optik bir arızaya aşıktır, kızın biraderi olan hem can sıkıcı hem de otlakcı bir problemli adamla da mücadele etmektedir.
Hocası ile arası papazdır düzelecek gibi de değildir adam bunu cok hakir görmekte ve adamdan saymamaktadır..


Velhasılı gelen teklifi tırsarak da olsa kabul eder ve koçundan yardım ister.
Eski kurt Miyki antrenör olmanın ötesinde Rocky dallamasına babalık da yapar insana benzemesini disiplinli bir hayatı temiz yaşamayı da öğretir.

Rocky haconun eşsiz bir antreman şekli vardır. Sabah kalkar çiğ yumurtasını kafaya diker at gibi koşarak kondisyon işini halleder. Gün icinde asabileşirse olası bir maddeyi yumruklar. Bu bazen mezbahadaki kancayla tavana asılı et bile olabilir:-)
Hocasından da bazı özel taktikleri kaparak avaraj bir boksörün vaziyetiyle ancak kaplan gözleri ile süzerek vahşi bir güdüyle yaşama tutunarak alayına gider yapmnaya kendini hem fiziki hem de ruhen hazırlar bunu yaparken elbetteki fakir kenar mahallede yaşayan halkın desteğini de sağlar.

Büyük gün gelir çatar ringde Rocky esasen dayak yiyerek de bir adamı yaşamdan bezdirebileceğini sağlam ve ayakda durmaya gayret ederek insanlara gösterir.
Ringdeki 2 kişiden birisi olan bu takoz ceneli azimli ve dayanıklı boksör
dangalakca da olsa takdir edilesi hırsı ile cümle alemin gözünü doldurur.

Şampiyon ise madara olmuştur işler aleyhine dönmüş çömez bir kalın kafalı adamın hırsına yenik düşme raddesine kadar gelmiştir kibir ve triplerinden eser yoktur.
Tüm karizması yerle bir olduğu vakit yaptığı hatanın farkına varmışsa da artık Rocky ile karşı karşıya kalmış bulunmuştur durumu idare etmeye kasar ancak cok da başarılı olamaz..Film neredeyse böyle de biter.

Yayınlandığı tarihten bugüne değin gerek arka planda calan şarkıları gerek unutulmaz antreman ve kapışma sahneleri ile dolu filmin seri halinde gerisi geliyor hala.
Hem de tüm dünyada böyle ilgi alaka görmüş o Afrikadaki muz cumhuriyetlerinden tut kutuplardaki eskimolara kadar ulaşabilmiş filmler pek de yok günümüzde.
Bitti dediler ama Rocky ringlerden o veya bu şekilde uzak duramıyor. Ben de dursun istemiyorum kaplan gözü kaplan..






Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails