Erotik sinemaya sürrealist ve sadist yaklaşımlarıyla farklı bir bakış açısı getirmiş olan Jesus Franco'nun En meşhur filmlerinden biridir Necronomicon aka Succubus.
Zamanın film furyasına uygun bir olmasına rağmen düşünce yapısı olarak ilerici bir filmle karşımıza çıkıyor Jesus Franco.
İspanyanın en önemli korku yönetmelerinden olan Franco'nun ilk dönemine ait olan Succubus'un senaryosu ise gene İspanyol korku sinemasının meşhur prodüktörlerinden olan Pier A.Caminnecci tarafından yazılmıştır.
Gayet başarılı bir kurgu ve senaryoya sahip olan film tümüyle ele alındığında gayet Mario Bava esintileri sergilediğini görebiliriz.İspanyol-Alman ortak yapımı olan film ise Lisbon'da çekilmiş.
Baş rolde yer alan B-movie kraliçelerinden Janine Reynaud dışında Conan the Barbarian da rahip rolünde karşımıza çıkacak olan Jack Taylor ve Adrian Hoven yer alıyor.
Gerçeklik ile rüya arasında gidip gelen film de Muhteşem bir dansçı rolündeki Lorna Green'ın(Janine Reynaud) Menajeri ve aynı zamanda sevgilisi olan William (Jack Taylor) filmde bir nev-i şeytan karakterinde canlandırılmıştır.
Nasıl kafalarda olduğu anlaşılmayan ancak yüksek dozda lcd'yle saykodelik ortamlarda takılan bu ikili filmin çeşitli bölümlerinde farklı karakterlere bürünmektedirler.Şiddet düşkünlüğü olan Lorna ise kulüpler de yaptığı S&M gösterileri hayallerinde de gerçekleştirir.
Onu aynı gün İsveçte ya da Almanya da görenler ve hatta birlikte olduğunu idda edenler bile olur.Halisilasyonlarının sonunda birlikte olduğu kadın ve erkekleri de hunharca katletmesi de ayrı bir vakadır.
Temelde kadının cinselliğe bakış açısını ve cinsellikteki yerini sürrealist yaklaşımla ele almaktadır.Lorna karakterinin içindeki sadizme dayalı dişilik iç güdüleri karadul var-i simgelendirilmiştir.
Kanımca filmin başındaki S&M canlı performansının dışında ki filmde ki en vurucu sahne,Amiral Kapp'la olan buluşmalarıdır.Amirale oynadıkları garip soru cevap oyunu oldukça sivri ve şeytani gülümsemeler ile doludur.
Kapp:Din ?
Lorna:GOMORA
Jesus Franco'nun daha sonra ki yıllar da yöneteceği filmlerin temelini oluşturacak olan Necronomicon,Alternatif bir şeyler arayanlara dahi itap edebilecek bir film.
Bir film düşleyin.Psycho kadar vurucu aynı zamanda The Night Of Living Dead kadar korkutucu.İşte size Carnival Of Souls .Sizler için arşivimin derinliklerinden çıkardığım bu mühteşem baş yapıt haribo dil kurumu tarafından yakında raflarda yerini alıcak sözlükte ''klasik'' sözcüğünün karşıtı.
Yeni dönem Korku yönetmenleri yüksek bütçelere ve imkanlara sahipken işleri yüzlerine gözlerine bulaştırmaktan öteye gidemiyorlar.Şöyle bir tozlu rafları karıştırdığımızda ise tarih bizlere Korkunun hem görsel hemde edebi olarak en safını ve en gerçeğini sunmakta.1962 yapımı bu baş yapıt Herk harvey adındaki kansas üniversitesinde öğretim görevliği yapmış kişi tarafından yönetilmiştir.Hatta kendisinin tek uzun metrajlı ürünü diğerleri tamamiyle kısa belgesellerden oluşuyor.Çok çok az bir bütçe ile çevrilmiş.E.A.Poe hikayeleri kadar tüyler ürpertici hikaye üzerine Alfred paşayı andıran ustaca çekim teknikleri ile olayı bitirmiş.
İşin aslında Surreallist bir çizgiye sahip olan film,sonunda ohaaa bu kadar olur dedirticek kadarda süprizle dolu.Ne kadar mesaj veren korku filmlerini haz etmesemde böylesine adama Morbid Angel etkisi yapan bir filmde o mesajı havada kapıp en kısa sürede haribo eaterlar ile bir araya geldiğimizde otopsi masasına yatıracağmızdan eminim.Mesaj ise kısaca şöyle:Hİç bir şey gözüktüğü gibi değildir.Bunun dışında anladığım kadarı ile cennet ve cehennem olgusunada kendince farklı bir dilde ışık tutmuş.
Gelelim filmin konusuna Mary hery ve cici kız arkadaşları kırmızı ışıklarda karşılaştıkları şehirli züppeler ile araba yarışına girerler.Şehir dışındaki tahta köprüden geçerlerken kızların arabası köprüden aşa yuvarlanır.Kasabadaki ahali nehire yuvarlanan kızları aramak için işe koyulur.Mucizevi bir şekilde arabadan sadece mary sağ kurtulur.
Bu olay ardından mary kasabadaki sevenleri ile vedalaştıktan sonra Utahta önceden ayarladığı kilise orgculuğu işi için yola koyulur.Talihsiz kazanın ertesi günü yola çıkan genç kızı yolculuk esnasında gizemli olaylar beklemektedir.Hava karardığında yol tutmaya devam eden güzel mary beklenmedik bir anda arabanın yan camında beyaz yüzlü mendabur bir yüzle karşı karşıya kalır.Olayın şoku ile direksyonun kontrolunu kaybeden mary yoldan dışarı çıkar ancak olayı kazasız atlatır.
Utah vardığında kalıcağı motel odasının camında aynı sülüyet bellirir.Mary olanlara bir anlam verememiştir.Sabah işe başlamak için kiliseye giden genç kız ahali tarafından çaldıkları ile beğeni toplamıştır.Ancak gizemli adam kızın peşini bırakmamaktadır.Bu yeni şehire alışmaya çalışan genç kız yaşadıığı talihsiz kaza arından gözükmeye başlıyan gaddar adamı gün içinde defalarca görmeye başlar ve artık uykusuz geceler kaçınılmazdır.Onunla aynı motelde kalan john adındaki genç adamla arkdaşlık kurarlar.Bir süre geçmişten konuşan çift kahveleri bittikten sonra işleri nedeni ile vedalaşırlar.Mary alışverişe gider ve burda garip olaylar hız kesmeden süre gelir.soyunma kabinine girip çıktıktan sonra kimse onu ne görür nede duyar.Oda bi anda duyu yetisini kaybeder.Etrafta şursuzca gezinirken gene o mendabur herif gözükür ve işler normal döner. İçinde bulunduğu tuhaf durumdan rahatsızlık duymaya başlıyan mary doktora danışır ancak aradığı cevabı bilimde bulamaz.İşler gittikçe azap verici hale gelmektedir.Bu işin üstüne gitmekte kararlı olan genç bayan şehir dışındaki terk edilmiş panayır alanına gider.Yaptışı araştırmanın ardından artık git gide dört yanı cehenneme dönmektedir.hava karamadan kiliseye dönen mary pratik yapmaya başlar.Aniden kendini kaybeder ve scary orgy çalmaya başlar.Kendine hakim olamayan mary gene o mendabur adamı görür ancak bu sefer o panaryır yerinde.Zombiler dans edip maryı aralarına almaya çalışırlar.Bu esnada rahip içeri girer ve kıza çaldığı oldukça satanik besteden dolayı bir güzel fırça kayar.Kilise çıkışında john ile buluşan mary bir şeyler içip kafa dağıtmak için şehir populer bir mekanına giderler.Kafası gördüğü garip halisilasyonlarda olan mary bir,iki düble içtikten sonra keyiflenir.Biraz sohbet ettikten sonra gecenin kalanında birlikte geçirmeye karar verirler ancak odaya gidilince işler suya düşer.John çekip gittikten sonra mary bütün gece gördüğü halisilasyonlar ile mücadele eder.Kısaca bu garip olaylar kızın resmen hayatını sikmektedir.
Ertesi gün mary utah'ı terketmek için çantasını toplar.Kız tam anlamı ile delirmiştir...Filmin sonunda olanlar Filmi izlicek olanlar için süpriz olsun.Kısaca şöyle diyebilirimki.Dananın kuyruğu bir kopuyor pir kopuyor.
Öncelikle bu filmi arşivimize eklediği için übergorewitch sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.Korku sinemasın gönül koymuş ve bunla yatıp kalkanların raflarında yerini aldığını düşünerekten.Bu batağa yeni saplanmış madurlar için izlemelerini ısrarla tavsiye ediyorum.
Haribo puanı:Hayal edemiyceğimiz kadar altın ayıcık.