21 Ağustos 2010 Cumartesi

The Last House on Dead End Street (1977)



The last House adı altındaki bütün filmler fazlası ile ses getirdi kanımca.Hatta tekrar yapımları bile ilk çekilenleri kadar sükse yaratı.Bu Last House başlıklı filmler arasında benim en tutulduğum kuşkusuz Necrophagia filmi olan The Last House on Dead End Street.


1977 yapımı olan 78 dakikalık şiddet resitalini Roger Watkins yönetiyor.Aynı zamanda filmde baş rolde yer alan Watkins bir nevi kendini canlandırmış.Kısa ancak görkemli yönetmenlik kariyerinde çektiği Korku filmleri yerine porno filmler ile şöhreti yakalamıştır.

Her Name Was Lisa(1980) Samantha Fox'un da unutulmaz filmlerinden biridir.1983 yılında yönettiği Corruption adlı film de Kelly Nicholas XRCO ödüllerine en iyi kadın oyuncu performansına aday gösterilmiştir.XRCO porno sektörünün oscarı diye biliriz.


Özetle konusuna geldiğimizde

Bir süre uyuşturucu tedavisi görmüş olan Terry Hawkins uzun senelerdir film setlerinde görev yapmaktadır.Kendi filmini yapmak isteyen Hawkins daha fazla prodüktör ve yönetmen havasına katlanamaz hale gelir ve aklında kimsenin çekmeye cesaret edemediği tarz da bir film vardır.

8 mm snuff film dışında bir şeyler yapmak isteyen Hawkins ünlü olmak isteyen 2 kız ve yakın bir arkadaşını toplar.Senaryo ve kurgu belllidir.Yapımcı,geçmişte yanında çalıştığı yönetmeni ve karısını öldürmektir.


Ağır işkence sahneleri olmasa da gayet gaddar sahneler yer almakta.Kullanılan organlar gerçek organlardır.Bu neden dolayı uzun süre yasaklı kalmış ve hala Kanada Ontorio bölgesinde yasaklıdır.

İlk çekildiğinde 175 dakika olan film 78 dakika sansürsüz olarak yayımlanmıştır.Meksika mafyası tarafından prodüksiyonunu üstlenilen şiddet resitali yönetmenin 1 yıl hapis yatmasına da neden olmuştur.


Yönetmenin karısının vücuduna ter haç basma ve ameliyat sahnesi kanımca en gaddar sahneleri.Film de en çok tutulduğum mevzu ise cinayet sırasında taktıkları maskeler.Hawkins'ın taktiği Goya'nın çizdiği Kronos maskesi oldukça görkemli.

Film içinde yapım dünyasına da küçük eleştiriler yer almakta.

Şiddet filmleri içinde baktığımız zaman oldukça iyi bir yere sahip olan The Last House on the Dead End Street,En korkutucu korku filmi diyemem ancak saf kan şiddete sahip olan tatlı filmlerdendir.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.





Devamını okuyun...>>

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Brutal Domination (2005)

4 Brutal Death Grubu bir araya gelir. Beraber konsere çıkalım. Bunu vidyoya çekelim. Split DVD olarak çıkaralım. Var mısınız bu işe derse ne olur? Pek bir güzel olur. On numara iş olur. Hepside bu işten yararlanmış olur.

Devamını okuyun...>>

Brutal Truth - "Get A Therapist...Spare The World"









Devamını okuyun...>>

17 Ağustos 2010 Salı

Haemophagia - From Sickness to Cult (2007)



Morbid Angel, Cannibal Corpse işlerine gönül vererek başlayıp anlaşmazlıklar olunca, artık yolumuz Devourment (US), Disgorge (US), Dying Fetus, Soils of Fate, Brodequin yoludur. Böyle biline deyip kendini Slam Brutal Death Metal işine veren kaç grup vardır ki?


Devamını okuyun...>>

Inherit Disease - Visceral Transcendence (2010)



Slam işlerle Teknik işleri bağdaştıracaz arkadaş, allem edecez kallem edecez bu yoldan vazgeçmeyecez diye tutturmuşlar yine kaliforniyali yiğitler. Bizede dinleyip yapabildiniz mi bakalım diye incelemek düşer.


Devamını okuyun...>>

16 Ağustos 2010 Pazartesi

Hart to Hart



Tek ve rakipsiz olmanın sefasını uzunca yıllar süren devlet televizyonu TRT nin 1980 lerdeki göz bebeklerinden birisidir "Hart to Hart" veya buralardaki ismi ile "Tehlike Çemberi".

Üstü açık spor otomobillerle, pırpır ucaklarla adam kovalamalar, biraz şans biraz da kurnazlıkla olayları çözüp kötü adamları kanunun eline teslim etmeler, pek çok kişinin hayatını son anda saniyelik atılımlarla kotarmalar hatta ve hatta abd nin geleceğini bile kurtarmalarla bezeli sıfır mantık dönemine göre biraz komik bir yapım idi.

Kadrosu:
Yapımcı: Sidney Sheldon

Oyuncular:

*Robert Wagner ... Jonathan Hart
*Stefanie Powers ... Jennifer Hart
*Lionel Stander ... Max

Kanımca 2 veya 3 sezon oynamış oyuncu ve ekibine bikaç kere ödül adaylığı getirmiş ama ödülün kendisini asla getirmemiş bir yapım olması açısından da manalıdır.

Paranın mına koymuş Ceo kılıklı Hart Industries holdingin sahibi Jonathan ve çaçaron eşi gazeteci jennifer çiftinin sırf zevk veya macera olsun diye dedektifliğe soyunmaları ile start alır.
İşe bir süre sonra neredeyse aileden birisi haline gelmiş uşak Max de karışır ve her bölümde maceradan maceraya koşarlardı.
Uluslararası casusluk şebekelerini çökertmek ne kadar kolaymış, yanılgısına kapılan bir jenerasyon var ise sebebi hiç şüphesiz bu dizidir.

Aynen gene Mavi Ay ekolünde olduğu gibi bu çiftte kimi zaman tartışıp cilveleşse bile gerzekce bir nedenden barışır öpüşür koklaşır birbirlerine sevgi sözcükleri mırıldanırlardı.
Olayları da öyle çok fazla atraksiyonla, vurdu kırdıyla tekme tokat girişmelerle değil bilakis adamı tuzağa düşürmek, zarf atıp öttürüp sesini kaydetmek vs gibi ucuz numaralarla çözmeleri ayrı bir muamma.

O esnada bombalar patlamış uçak düşmüş roketler tepelerinden geçmiş, umurlarında değildi sanırım diziyi biraz da itici kılan buydu.
Fakat insanoğlu akıllanmamış olacakki nuh nebiden kalma bu tip dizilerin akabinde de benzerlerini hatta ve hatta bin kat beterlerini de yapmış olmaları öyle inanıyorum ki medyanın tam bir katliamıdır.

Diziden kimi kareler ve sahneler:










Devamını okuyun...>>

9 Ağustos 2010 Pazartesi

Once Upon a Time in the West(1968)



Western filmlerinden en taşaklılarından birisi de hiç şüphesiz beyaz perdede birkaç damla kan lekesi de bırakmış olan 1968 yapımı Once Upon a Time in the West dir.
Yönetmen Sergio dayının benzer türdeki çalışmalarından biraz da farklılık gösteren bu çalışma bir dönemin ekonomik kalkınma sürecine ve ticaretin önemine de vurgu yapmaktadır.
Aslında kısacası kara dumanlı tren ile gelen medeniyetin sancıları gözler önüne serilir bu filmde.



Filmin beyini bu kez sadece Sergio Leone de değil yanına tam destekli Bernardo Bertolucci ve Dario Argento gibi klas adamları da eklerseniz ortaya böylesine ince ve zarif işlenmiş bir o kadar da zekice kurgulanmış buram buram barut kokan bir sinema şaheseri çıkar ortaya.
Fonda çalan müzikleri ve de insanı keman yayı gibi geren mızıka da cabası..



Sinema şaheserindeki beyin takımı:

*Yönetmen - Sergio Leone
*Yapımcı - Fulvio Mosella , Bino Cicogna
*Senaryo - Sergio Leone , Sergio Donati
*Hikâye - Sergio Leone, Dario Argento,Bernardo Bertolucci
*Müzik - Ennio Morricone


Oyuncu kadro:

Henry Fonda ... Frank
Claudia Cardinale ... Jill McBain
Jason Robards ... Cheyenne
Charles Bronson ... Harmonica
Gabriele Ferzetti ... Morton (railroad baron)
Paolo Stoppa ... Sam
Woody Strode ... Stony - Member of Frank's Gang
Jack Elam ... Snaky - Member of Frank's Gang
Keenan Wynn ... Sheriff (auctioneer)
Frank Wolff ... Brett McBain
Lionel Stander ... Barman




Tabii bu filmin orjinal soundtrack albümünü de belirtmek fayda var.
Beyaz perdede hele de bu tür filmlerde elbette görsel çok önemli ancak o atmosfer sadece sinema perdesine yansıyan imgelerle değil kulağa gelen ve dinleyicisini çoğu kere kahreden müziklerini de es geçmemek gerekir.

Ennio Morricone üstada ait parçalar,

1. Once upon a time in the west
2. As a judgement
3. Farewell to cheyenne
4. The trasgression
5. The first tavern
6. Man with the harmonica
7. A dimly lit room
8. Bad orchestra
9. The man
10. Jill's america
11. Death rattle
12. Finale




Tüm film boyunca aynen Sergio dayının diğer western filmlerinde ve XTRMHARIBO sayfalarında da yer verdiğimiz 3lemesinde de olduğu gibi sinema tarihindeki en adam gibi adamlar en kadın gibi kadınlar boy gösteriyor.
Uzun ve derin bir o kadar manalı kimi zaman şehvet kimi zaman nefret dolu bakışlar yaşamaya ve de çıkara odaklanmış donuk bakışlar ve de zirve yapan karizma olayı filmi çok etkileyici kılıyor.

İçeriğine gelince,
Kara dumanlı tren ve beraberinde getirdiği ulaşım hızı, insanların sosyalleşmesi ve de daha güvenli bir ortama olan istek neredeyse 100 yıl sürmüş kanunsuzluğun çıkar çatışmalarının, intikam peşinde koşan maceracıların da sonunu hazırlamaktadır.
O güne değin bu şartların böyle sürmesini içten ice isteyen ve de pamuk ipliğine bağlı insan yaşamının tadına varanların hoşuna gitmediği ise tüm film boyunca alttan alta çeşitli vesilelerle vurgulanmış.



Bu işin zirvesinde dolanan yönetmen ve ekibi benzerine ancak portrelerde veya tuallerde rastlayabileceğiniz renk tonlamalarıyla ve de kamera açılarıyla üstün bir sanat sergilemiş.
Ha eklemeden olmaz o kulak tırmalayan insanı hüzünden korkuya sürükleyen mızıka sesi.
Film içinde en olmadık yerde ansızın çıkan bu ayrıntı biçok sinemaseverin belleğine kazınmış olmalı..

Hala izlemeyen varsa dvd edinebilir birkaç kare ve sahneyi de biz paylaşalım:







Devamını okuyun...>>

8 Ağustos 2010 Pazar

Metallica Stone Cold Crazy (Live@San Diego'92)



Uploaded with ImageShack.us





Devamını okuyun...>>

Mezarlık Ahalisi


Merhaba ExtremeHaribo okuyucuları!!!

Bende çok haribo tüketiyorum,leş işler koşturuyorum,icabında kazımanın dibine vuruyorum ya da ulan bende güzel karalarım iki satır bende yazabilsem şurada diyorsanız artık bize ulaşabilirsiniz.


xtrm4haribo@gmail.com adresinden bizlere yazılarınızı iletebilirsiniz.Sizlerin yolladığı yazılar Mezarlık Ahalisi adlı etiket altında yayımlanacaktır.


Yakın dönem Extreme müzik,B-movie klasmanına giren her türlü film hakkında yazılarınızı ve korku hikayelerinizi paylaşabilirsiniz.

Mail adresine Mezarlık Ahalisi başlığı altında yazınızı ve yazıyla birlikte yayımlamak istediğiniz fotolarıda ekleyerek yollamanız yeterli.Tabi nickinizi de eklemeyi unutmayın.

Devamını okuyun...>>

7 Days - Trailer





Devamını okuyun...>>

5 Ağustos 2010 Perşembe

Kayıp Kızlar



Yeşilçam denen alemin resmen can cekiştiği çakma porno çekmedikleri takdirde tüm set ekiplerinin aç bilac gezdiği yılların akabinde 1984 yılının bombalarından birisidir bu sinema filmi.


Biraz da vicdan azabına girmiş adamı oynayan tipler biaraya geldiklerinde ite kaka zorla yapmacık yapmacık " toplumsal mesaj " sahneleri çekerler, başınıza bunlar gelebilir evladınıza sahip çıkmassanız kötü yola düşer tandanslı senaryoları fabrikasyon olarak sinema salonlarına yollarlardı.
Ancak bu KAYIP KIZLAR efsanesi tamamıyla bambaşka bir hayal gücünü beyaz perdeye taşıyor.

Filmin künyesi:
#Sene: 1984
#Yönetmen: Orhan Elmas
#Senaryo: Erdoğan Tünaş
#Yapımcı: Türker İnanoğlu

Oyuncular,


*Tarık Akan
*Nuri Alço
*Ahu Tuğba
*Coşkun Göğen
*Eray Erbal
*Çiğdem Tunç


Uploaded with ImageShack.us
Temel itibarıyla bu film de millete kötü yola düşme mesajı vermekle beraber konsept çok farklı ..
Bambaşka bir ortam, saçmalığın dibine vurmuş diyaloglar uçuşuyor ortalıkda ancak bu sadece komik olarak algılana bilir.
Kadroyu da gördünüz kimin başına ne gelecek kim ne yapacak seyretmeden belli.
Ama işin gizemi de burada, yani kurgusunda.


İstanbul' un hızlı ve acımasız eğlence dolu gibi gözüken ancak tuzaklarla dolu gece alemlerine düşen bir adet zengin evladı bayan bir adet alaman gurbetci aileden gelme bayan birkaç tane de köy kasabalardan gelme kızlar tepetakla düşmüşlerdir.
Uyuşturucu ve fuhuşla dolu leş ortamlarda her türlü entrika dönmekte kızlar bazır güzür taciz ve tecavüze uğramaktadır ayrıca efsane oyuncu Nuri Alço mafya işlerini tüm hızla yürütmektedir.
Adamda beyaz kadın ticaretinden beyaz ölüm tacirliğine gaddarlıktan kurnazlığa rüşvetten tehdite her yol var vardır, işleri tıkırındadır.


İstediği kadınları elde etmek için ickisine hap atıp uyutup tecavüz eden ve de bunu kamerayla kayıt altına alan şeytanın karşısına emniyet amiri karakteriyle Tarık Akan çıkar..

Gözüpek memur çok dürüsttür asla rüşvet yememekte teklif edeni oracıkta tekmelemektedir.
Kararlı ekibi ile gece alemlerine baskınlar yapar nice kötü yola düşmüş fuhuş bataklığına kapılmış kol gibi sarma sigaralarla zehirlenen gençleri gördükçe adeta kamçılanmaktadır görev aşkıyla yanıp tutuşuyor gibi hissediyordur..


Mafya babası Reşat aganın son bıldırcını karakterindeki dişi Tuğba ise fabrikatör ve sorumsuz ailenin biricik kızıdır para boktur ama zeka veya hayat bilgisi sıfırdır düşmüştür Reşatın kucağına kah mafyacıdan kah parasını bastırandan dipçiklenmektedir gene kendisi gibi ailesine isyan etmiş Modern Talking fanatiği karakteri canlandıran Tunç gibi evden eve yataktan yatağa sekmektedir.

Komiser velhasılı Ahu ile konuşur, ikna eder, bi geceyi beraber geçirdiklerinde kızı camın önünde imana gelmiş sabah ezanını dinler halde bulur.
Ancak görev de önemlidir, var gücüyle eroin ticaretiyle kafayı bozmuş Reşat ın karşısına cıkar catışmalarda ise cok kan akar.

Her ne kadar millet filmle veya ekibindekilerle makara yapsa da ben beyaz perdenin memleketimizdeki gelişimi açısından egzantrik disko sahneleriyle 80 ler pop müziklerinden ibaret soundtrackleri ile ve genel manasıyla bakarsak kurgusu ile bu yapıtı çok önemli buluyorum. Bu ülkenin nerelerden nereye geldiğini görmemiz açısından manalı olabilir :p

Filmden kimi sahneler




Devamını okuyun...>>

Machetazo - Necrocovered (2010)



İspanyol Death metalinin günümüzde ki en büyük isimi olan Machetazo'nun yeni Ep'si olan Necrocovered 7 muhteşem yorum ve konukları ile geçtiğimiz günlerde yayımlandı.

Dopi önderliğinde durmaksızın mezarlık kazımasına devam eden Machetazo Necrocovered adlı Ep'sin de Kreator'den Carnivore'e kadar bir çok yorum bulunmakta.Belki de işin en anlamlı yanı ise konuk sanatçılar. Kam Lee (Bone Gnawer),Chris Reifert (Abscess),Johan Wallin (General Surgery),Santi (Nashgul) gibi isimler yer almakta.Kreator-Tormentoru Kam Lee'den dinlemek,Sex and Violence'ı Chris Reifert'tan duymak bambaşka bir zevk.

Grubun son kadrosu ve görev sıralaması;

Rober Bustabad - Gitar, Bas
Jose''Dopi''DopicoDavul,Vokal


Parasitic Records etiketi ile yayımlanan Ep'nın parça sıralaması şu şekilde;

1.Sex And Violence (Carnivore cover) Chris Reifert (Abscess)
2.Pay To Die (Master cover) Johan Wallin (General Surgery)
3.Skald Av Satans Sol (Darkthrone cover) Skrappar (Lobotomized)
4.Tormentor (Kreator cover) Kam Lee (Bone Gnawer)
5.Arrastrándose Sólo (Corrupted cover) Tim Call (Aldebaran)
6.Demon (Septic Death cover) / Dying (Obituary cover) Santi (Nashgul)



Tek Tek ele almaya ihtiyaç duymuyorum.Dopi davulları gene muhteşem çalmış.Çok ruhlu.Lobotomized elemanı Skrappar oldukça şanslı kanımca.Darkthrone-Skald Av Satans Sol parçasını başarılı bir şekilde yorumlamış.Açıkça sölemem gerekirse bu kadar güzel olabileceğini kestiremezdim bile.Kreator-Tormentor ve Carnivore-Sex and Violence,Kam lee ve Reifert paşanın yorumları ile tadından yenmez bir hal almış.Obituary-Dying en hakkı verilmiş yorum kanımca.Santi çok içten okumuş.Dopi'nin vokali de aranmıyor değil ufaktan hani.


2 paşanın önderliğinde son dönemin en gaddar adamlarının toplandığı bu klas ep'i muhlaka edinmenizi tavsiye ederim.Six Feet Under-Graveyard III ardından bu sene oldukça zevki 2.cover albümü olduğu kuşkusuz.

Lord magius/Haribo extreme culture aittir.





Devamını okuyun...>>
Related Posts with Thumbnails